26 Ağustos 2013 Pazartesi

23.08.2013

Kendimi bloguma ihanet etmiş gibi hissediyorum şuan ama bazı şeyleri belki de burada paylaşmak için hazır hissetmiyorum. 

Evet şuana kadar her hissettiğimi, her gördüğümü, her beğendiğimi sizlerle paylaştım.
Gönül isterdiki bu mutlu günlerimde de her hissettiğimi sizlerle paylaşabileyim ancak bazı şeylerin özel olmasına karar verdim veeeee 23.08.2013 tarihi itibariyle günlük tutmaya başladım.
Bu günlüğü ileride bir kişi okuyacak sadece. Onun için neler hissettiğimi, mutluluğumu, sevincimi ve onu beklerken yaşadıklarımı tüm detaylarıyla o bilecek.

Sürekli hızlı bir tempoyla devam hayatımıza yeni bir ritm daha katıldı artık. 

bugün telefonla arkadaşımın da dediği gibi bir süredir kat kat kat artan mutluluğumuza sürekli bir yenisi ekleniyor galiba. 
Önce teyze oluşum, sonra evlilik, iş değişikliği ve yeni hayaller mayaller derken şimdi hayatımdaki en özel hayalim gerçek oluyor.

En son zaman çok üzüldüm, ağladım diye sorduğum oluyor bazen kendime. Herhalde uzun zamandır hıçkırıklara boğulmamın tek sebebi mutluluklarımdır.

Uzun bir süre önce aldığım çok doğru bir kararı uygulamaya geçirmiş olmamdan kaynaklanıyor bu pozitiflik büyük bir ihtimalle.
Hiçbir şeyi, hiçbir zaman, hiçbir kimse için dert etmiyorum artık.

Başkaları için yaşayanlardan uzak, sadece kendimi yaşıyorum, kendim için yaşıyorum. 
Ve tabi artık onun için yaşıyorum ;)))) 

Hepinizi öpüyorum, küçük bir tatilden sonra yine düğün hazırlıkları ve ilham perilerimle birlikte bloga geri döneceğim ;) 


8 Temmuz 2013 Pazartesi

Salıncakta Gelen Teklif


Siz siz olun, arkadaşlarınızın ısrarlarına ve tesadüflere inanın...

Tango gecesiyle tanıştılar

Sidal:
Bundan dört sene önce ortak arkadaşlarımızca zorla götürüldüğümüz bir tango gecesinde tesadüfen tanıştık. Kalabalık bir gruptuk, herkes dans ederken biz onları izleyip muhabbet etmeyi tercih etmiştik. Sonrasında yine aynı arkadaş grubumuzla ortak organizasyonlarımızda karşılaştık. Beraber Altay maçlarına ve çeşitli konserlere gide gele arkadaşlığımız ilerlemeye başlamıştı. Ve dört - beş ayın sonrasında birbirimize artık aşk dolu komik sıfatlar takmaya başlamıştık. Hala da birbirimize “aşkım” demez, orijinal ve eğlenceli sıfatlar takar öyle hitap ederiz.

Cem: Bu arada üç sene önce beraber dans dersleri aldık. Hatta bunu herkesten gizlemiştik; ancak sonra bir organizasyonda kendimizi ele verdik.
Evlenmeye karar verdiler

Ooo işte bu hayatımızdaki en en özel günlerden biriydi. Sanırım Cem anlatmalı.

Cem: Kendi ellerimde bir salıncak yapıp baş başa olacağımız bir piknik organize etmiştim. Hiçbir şeyden haberi olmayan Sidal ile piknik alanında salıncağı asmak için uygun bir ağaç bulduk ve salıncağı kurduk. Önce ben bir sağlam mı diye denedikten sonra heyecanla sallanmak için çırpınan eşimi oturtup sallamaya başladım. Sonrasında bir anda önüne geçip diz çöktüm, içimden gelenleri söyleyiverdim. Sanırım daha önce hiç planlanmamış ve o an ortaya çıkmış bir an olarak düşünmüştür ilk başta. Ama ben bunun için aylarca uğraştım diyebilirim.

Sidal:
Hayalimin ötesinde inanılmaz bir an oldu. Çok orijinal ve tam Cem’e göre bir evlenme teklifiydi. Hiç düşünmeden “evet” dedim. Hala anlatırken o günü heyecanla hatırlıyoruz. Şimdi o salıncak kendi evimizin bahçesinde...
Düğün mekanında deniz sevdası belirleyici oldu

Cem: İkimiz de denizi çok seviyoruz bu nedenle özellikle deniz kenarında bir düğünümüz olmasını çok istiyorduk. Ilıca Otel kesinlikle ikimizin de hayalindeki yerdi. Deniz kenarı olmasının dışındaki en önemli kriterimiz gerçekten kaliteli hizmet verebilecek, misafirlerimizin de memnun kalacağı bir mekanı seçmekti. 

Sidal: Bu nedenle başka hiçbir mekanı gezmeye bile gerek duymadan bir sene öncesinden gidip Ilıca Otel ile anlaşmamızı yaptık ve aklımıza hiçbir şey takılmadan her şeyiyle düğünümüzü onlara teslim ettik. Düğünümüzle ilgili verdiğimiz en doğru kararlardan biriydi sanırım. Özellikle Pınar Hanım’ın desteğini ve yardımlarını unutmamız mümkün değil.

Deniz temalı şık bir düğün

Sidal:
Daha düğün tarihimiz kararlaştırılmadan önce düğünümüzün konseptinin ne olacağı belliydi. Deniz temalı sade ve şık bir konsept istedik. Abartılı süslenmiş bir düğündense, masanın ortasında yüzen balıkları ve mekanı süsleyen fenerleri, palmiyeleri tercih ettik. Klasik aranjmanlardansa herkesin aklına kazınası bir tema istemiştik başından beri. Cem: Düğünümüzün akışıyla ilgili en önem verdiğimiz konu ise nikahımızın aynı mekanın farklı bir bölümünde kokteyl sırasında kıyılması ve sonrasında yemeğe geçilmesiydi. Böylelikle masaları tek tek gezip vakit kaybetmeden nikah sonrasında tebrikleri kabul ederek eğlencemizden çalmamış olduk.

Düğünün tasarım harikaları

Sidal:
Davetiyelerimizi ve davetli hediyelerimizi Reçine Atölye olarak kendimiz hazırladık. Davetiye olarak şişe davetiye tercih ettik. Şehir dışındaki misafirlerimiz için de kartpostallar hazırladık. Misafirlerimize düğünümüzden bir hatıra bırakmak için de deniz temalı peçete halkaları yaptık. Kokteyl sırasında da dilek köşemizin yanına kurduğumuz şeker barında kayıklar ve külahlar içerisinde misafirlerimize çikolatalar ikram edildi.

İlk dansa destek

Bizim için en özel olan anlardan biri ilk dansımıza güzel bir kareografiyle arkadaşlarımızın da katılmış olmasıydı. Hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ediyoruz.

Damadı sokakta oynatırlar

Cem:
Gelin almaya giderken davul zurna ile arkadaşlarımızla konvoy halinde gelin evine gittik. Ve oradan da eşimi alıp otele geçecektik. Normalde kız tarafı damadın önünü keser, bizimkinde benim kardeşim gelin evinden çıkarken benim önümü kesti. Ve bahşişi almadan arabamıza yol vermedi. Otele girerken de arkamızdan gelen arkadaşlarımız bir anda önümüzü kesip bizi arabadan indirdiler ve sokağın ortasında bir güzel oynattılar. Tüm oteldekiler ve yoldan geçenler bizi izliyordu. En unutulmaz anlarımızdan biriydi.

................................

Yazının Tamamı İçin Tıklayınız..



3 Haziran 2013 Pazartesi

#bublogdadirenisvar


Biz bir kaç çapulcu blogger da bu direnişe katılıyoruz.

Siz de sessiz kalmayın. 
Özgürlüğümüzü, inandıklarımızı sonuna kadar savunacağız.
Bu ülkeyi, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti senin oyuncağın yapmayacağız.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.

#direngeziparkı #dayanTürkiye

Bir şeyler yazmak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilemiyorum.
Günlerdir boğazım düğüm düğüm.
Gezi Parkına sahip çıkılmasıyla başlanan eylem artık halkın direnişine, dirilişine ve bir halk mücadelesine dönüşmüştür.
Artık sadece  gezi parkını değil, kendi çıkarları için ona buna peşkeş çekilen vatan toprağımızın her bir karışısına sahip çıkılması hareketidir bu. 
Onlar ne yapmaya çalıştığımızı anlamasalar da, biz demokratik haklarımızı, özgürlüğümüzü savunuyoruz.
Reyhanlı saldırısı karşısında sessiz kalanlara, Atam'ıza ayyaş diyenlere, Atam'ızın bize armağanı olan milli bayramlarımızı kutlamamızı engel olmak isteyenlere, kaç çocuk yapacağımızdan, nasıl doğuracağımıza kadar karışan densizlere karşıdır bizim mücadelemiz. 
Bu nedenle çıkıyoruz sokaklara. Sesimizi duyurmaya, isyanımızı haykırmaya çalışıyoruz.

SANA BOYUN EĞMEYECEĞİZ.
Bizi daha fazla diktatörlükle yönetmene izin vermeyeceğiz!!!

Evet GAZA GELDİK ve senden, senin paralı yalakalarından, polislerinden korkmuyoruz.
Biz inandığımızı yolu, Atatürk'ün ilkelerini savunuyoruz.

Ve bugün günlerdir polisin ve akepe yandaşlarının orantısız saldırısından dolayı hayatını kaybeden yoldaşlarımız için siyah giyiyoruz.

Yandaş medya hala şu kadar mağaza, bu kadar dükkan zarar gördü demeye devam etsin. BİZ ZARAR GÖRDÜK, BİZ! bir arkadaşımız hiç suçsuzken ellerinde bayrak var diye hamile eşinin yanında kalbine isabet eden biber gazı kapsülüyle hayatını kaybetti cumartesi günü. Günlerdir gençlerimiz biber gazından krizlere girdi, zarar gördü. Halkın, esnafın evine dükkanına gece saat 3te girdiler biber gazı sıktı bu polis kılıklı soysuzlar. Bu polis kılıklılar artık direnişçileri dağıtmaya yönelik değil, canına kastetmeye yönelik saldırıyorlar.

Şimdi çıkıp 2 ağaç mıydı sizin derdiniz diyenler, açın gözünüzü, kulaklarınızı halkın sesini duyun, yaşadıklarını görün!

Daha fazla yazıp sinirlerimizi daha fazla zıplatmak istemiyorum.
Tek derdim hala Türkiye'de neler olduğunu göremeyenler, duysun bilsin neler olduğunu öğrensin istiyorum.
hayatları 3 kanaldan ibaret olanlar açın Halk Tvyi gerçekleri canlı canlı izleyin. Bakalım kaç dakika dayanacak vicdanınız. 

Fazla agresif bir yazı olduysa kusura bakmayın ama günlerdir uykusuzum, sabahlara kadar olan biteni izlemekten çok yoruldum. 
Birileri daha sesimizi duysun, görsün bilsin istiyorum..

Umarım biri bu şiddete dur diyecektir.
Göbeklerinizi kaşıya kaşıya oturduğunuz o koltuklardan kafanızı kaldırın ve artık yapılan bu zulme dur deyin!

BUNDAN SONRA BİZ SESSİZ KALMAYACAĞIZ!

6 Mayıs 2013 Pazartesi

İlham Alın - Mint Yeşili

Mint yeşili bu sene her yerde moda. Kıyafetlerde, dekorasyonda olduğu kadar bu yaz düğünlerde de çok karşımıza çıkmaya başladı.
Evlilik hazırlıklarına başlayan çiftlerimiz için ilham verici bir kaç görselle karşınızdayım bu sefer.
Mint yeşilinin en sevdiğim özelliği de çok güzel renklerle kombin yapılabiliyor olması.

Biliyorsunuz vintage takıntımı, bu rengi özellikle bunun için daha fazla seviyorum sanırım.
Özellikle çuval bezi ile birlikte kullanıldığında ;))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...