gezelim görelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezelim görelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Samos - Karlovassi

Öncelikle bu yazıma 6 aylık vizemi aldığımı haber vermekle başlayım istiyorum.
Vize evraklarımı toplarken "aman 1 günlük tatil için 3 gündür evrakları toplamaya çalışıyorum" diyip isyan ettiğimde, Cem sürekli beni motive etti. Benim yerime formları doldurdu, yönlendirdi çoooook yardımcı oldu sağolsun. Daha önce böyle işlemlerimizle genelde babam falan uğraşırdı. O yüzden ben çok detaylarını bilmezdim, ilgilenmezdim. Elime evraklar bir şekilde hazır gelir ve hemencik hallolurdu. Bu sefer babam bu görevi direk Cem'e teslim etti. Hatta annemle babamın evraklarını bile neredeyse Cem hazırlayacaktı. Nitekim vizeye başvurduğumuz gün babam şehirdışında olduğundan başvurusunu da biz onun adına yaptık.
Cem ile ben Türsab gezisiyle birlikte gidecektik. Babam ve annemlerin de 12 mayıs cumartesi günü 29. nikah yıldönümleriydi. Bir süredir kardeşimin doğumu ve bizim düğün öncesi tatil planları yapıyorlardı. Böyle bir program çıkınca biz de Cem ile birlikte annemler için bir sürpriz yapalım istedik. Otellerini ve biletlerini ayarlayıp haber verdik ve bu sırada vize işlemlerini de başlatmıştık.
Neyse cuma vizeler geldi ve cumartesi sabah erkenden yola çıktık. Samos'a bizi götürecek tekne Kuşadası'ndan kalkacaktı. Kuşadası'nda grupla buluşuldu, ve artık teknemiz yavaş yavaş adalara doğru yola koyuldu.
 
Vardığımızda Samos'ta bizim grubu bir otobüs karşıladı. Kalacağımız bölge Liman'dan yaklaşık 50 km uzaktaydı. Bu arada annemler bizden önce pasaport işlemlerini halledip araç kiralamaya gitmişler. Bizle takılmalarını istediğimiz halde onlar başbaşa olmayı tercih ettiler. Zaten babam böyle planlanmış tur programlarından pek hoşlanmaz. Her seyahatte mutlaka bir süre sonra gruptan ayrılır ve farklı yerler keşfetme peşine düşerler.
Biz otobüse yerleşmeye çalışırken bir baktık mavi bir jeep limana doğru yaklaşıyor. Direksiyonda annem, yanında çılgın babam.. O an otobüsten inip jeepin arkasına atlayasım geldi. Limandan Karlovassiye giderken bizi takip ettiler.
Sonrasından biz kilise ve Karlovassinin sahillerini gezerken, onlar Karlovassinin bütün ara sokaklarına girmiş, bütün dükkanları tek tek gezmiş ve en güzel restoran ve kafeleri seçip karınlarını doyurmuşlar bile. Biz de bu sırada Yunanlı dostlarımızın bizi ağırlayacağı restorana doğru yola koyulmuştuk. Yunan ve Türk mutfağı birbirinden çok farklı olmasa da bize sundukları ikramlar gerçekten değişik ve lezzetliydi.
Yemekten sonra en keyifli programa sıra gelmişti. Sürat motorlarıyla hoplaya zıplaya Karlovassi çevresindeki koyları gezmeye gittik.
Tekneden indiğimizde artık herkes yorgunluktan bitkin düşmüştü. Küçük bir dinlenme molasından sonra Karlovassi belediyesinde düzenlenen kokteyle geçildi. Bu kokteyl sırasında Seferihisar Belediye Başkanı ve İzmir Turizm Acentaları ile Samos Belediye Başkanları ve Karlovassi'deki otelciler karşılıklı görüşeceklerdi. Zaten bu gezinin amacı da 26 Mayıs 2012 tarihinden itibaren İzmir Seferihisardan Karlovassi arasında yapılacak karşılıklı seferlerin düzenlenmesi sonucunda oluşacak işbirliğinin yapılandırılmasıydı. Kokteyl sonrasında da bizi bir tavernada ağırladılar. Çok kalabalık bir grupla çok keyifli vakit geçirdik. Bir yandan Yunan müzikleri, sirtakiler, bir yandan Türk müzikleri, İzmir'in Kavakları derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. İlk başta pek oynamayıp izlemeyi tercih etsek de sonrasında oturmak bile istemedik diyebilirim.

Tunç Başkan
O ortamda tam bir Yunan Türk dostluğu vardı. Aynı damak tadına sahip olduğumuz, aynı müziklerle, aynı şarkılarla kolkola dansedebildiğimiz, birbirimizin dilini konuşamasak da birbirimizi bir bakışla, bir gülümsemeyle başka dillere bile ihtiyaç duymadan anlayabildiğimiz bir toplumla nasıl düşman olunabilirki. "Aynı şarkılara" farklı sözcüklerle eşlik ettiğimiz şarkılarla hep beraber kadeh kaldırıp eğlendiğimiz o müthiş gece maalesef bitmişti artık. Herkes dinlenmeye çekilmişti.
Pazar günü bizi yine yoğun bir program bekliyordu. Otobüsü bırakıp yolumuza jeeplerle devam edecektik artık. Pisagorun mağarasına gidecektik. Toprak ve engebeli bir yol olduğundan otobüs çok uygun olmayacaktı tabi.
hedefe yaklaşıyoruz
Kısa süreli bir yolculuk sonrasıda aracı kullanan bayan bize sol tarafımızda tepede bir chapel gösterdi. "Ay o da ne, kim, nasıl yapmış onu, nasıl çıkıyorlar oraya" falan derken, araçtan indiğimizde, kendimizi grubun arkasından o kayalıklara tırmanırken bulduk. Merdivenler yapılmış aslında ama gerçekten çıkarken defalarca vazgeçip dönmek istediğimiz zorlu bir parkurdu. Ama hedefe ulaştığımızda gerçekten değmişti. Harika bir yerdi. He bir daha gider miyim, zannetmiyorum. Ancak gidip de görülmesi gereken bir yer diyebilirim. Tabi kalbiniz ve tansiyonunuz yoksa. Uzun süre kalp atışlarım düzene girmedi. Bir de ne cesaret ayağımda topuklularla çıktım onu da bilmiyorum.
Sonunda ulaştık :)
Aşağı baktığında insanın başını döndürüyor.

İnip biraz dinlendikten sonra Kampos'a doğru yola koyulduk. Kampos'taki otelcilerle de küçük bir görüşme yaptıktan sonra Kampos'taki şirin bir restaurantta yemek yedik.
Arkasından otobüse atlayıp kısa bir yolculuk sonrası Ormos'a geçtik. Orada da tatlılarımızı yedikten sonra hızlıca limana doğru yola koyulduk. Arada bir kaç yer daha görmüşüz ancak artık benim pilim bittiğinden uyuyakalmışım. Gözümü açtığımda limana gelmiştik. Sonradan öğrendimki annemler oraya gitmişler keşfetmişler ve en çok da Pythogonon'u beğenmişler. Artık bir dahakinden rotamıza oradan başlayacağız.

Bu geziyi düzenleyen Türsab'a, Türsab yönetim kurulu üyesi sevgilime ve en önemlisi Seferhisar ve Karlovasi arasındaki seferlerin yapılmasına öncülük eden ve bunun için büyük çaba gösteren Tunç Başkan'a huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok başarılı bir proje olacağına, yakın olmasının da verdiği avantajla talebin de çok fazla olacağına eminim.
Bu kadar yakınımızda böyle bir cennet olduğunu görmeyen kalmamalı İzmir'de bence. Aynı şekilde oradan da İzmir'imizi, ilk sakin şehirimiz seçilen Seferihisar'ımızı görmeye gelecek binlerce insan olacaktır.
Ben bir daha gideceğim. Sizleri de bekleriz..

27 Kasım 2011 Pazar

Bozcaada



Bozcaadaya 2 sene önce yolumuz düşmüştü. 7 kişilik bir arkadaş grubuyla kurban bayramında soluğu adada almıştık. Yazın keşmekeşi geçmişken , bağ bozumundan aylar sonra ordaydık aslında.. Hava serin, hafif kışa çalsa da insanları, esnafı o kadar sıcaktı kii rüya gibi 3 gün geçirmiştik o küçücük adada.. Seneler sonra tekrar oraya gideceğimize söz verip, kendimizden bir iz bırakmak için de deniz kenarındaki dilek ağacına küçük notlarımızı yazmıştık.
Bir akşamüstümüzü Adanın batı tarafında bulunan rüzgar güllerinde geçirdik. Araştırmalarımız sonucunda herkes rüzgar güllerine gitmeden dönmeyin demişti. Hayatımda gördüğüm en büyüleyici günbatımıydı diyebilirim.. Mutlaka sizler de gittiğinizde uğramalısınız.. Giderken yol üzerindeki şarap fabrikalarından şaraplarınızı almayı unutmayın.
 Kaldığımız Aloha Butik otelin sahibi o kadar tatlı bir insandıki bizi sanki kendi evinde ağırlıyormuş kadar sıcak ve candandı. Adanın çarşısından etimizi, sebzemizi malzememizi alıp Kale manzarası karşısında yaktığımız mangalın keyfi hala aklımdadır. Hele sabah kahvaltıları.. Ev reçelleri, ballar kaymaklar, börekler..
Bu arada nerede kalırsanız kalın bir akşam kesinlikle deniz kenarındaki restaurantlardan birinde şöyyylleee güzel bir balık yiyin, üzerine de gül tatlısından :) Sonra da alın şarabınızı Aloha Otelin altındaki iskelede sabahlayın..
Unutmadan; Rum ve Türk mahallelerin bütün ara sokaklarını karış karış gezin ama sakın kapalı gördüğünüz çan kulelerine çıkayım falan demeyin. Senelerdir duyulmayan Çan sesini duyan mahalle sakinleri sonrasında size hiç de sakin davranmıyorlar :))


Kendi Bozcaada gezimizden ufak ufak bahsetmişken Bozcaadayla ilgili genel bir bilgi vermemek olmaz değil mi..
 Bozcaada, Ege Denizi’nin kuzeyinde, Çanakkale iline bağlı küçük bir ada. Türkiye’nin üçüncü büyük adası olarak Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alıyor. Yerleşim, adanın kuzeydoğusunda yer alan ilçe merkezinde toplanmış. Bunun dışında herhangi bir köyü bulunmuyor.
Ulaşım büyük bir arabalı vapurla sağlanıyor ve yolculuk ortalama yarım saat sürüyor. Yaz sezonunda karşılıklı yapılan sefer sayısı altıyken, bu sayı kışın üçe iniyor.
Bozcaada tarihi ve mitolojik olarak çok zengin bir bölgede yer alıyor. Antik Troya Kenti, adanın tam karşısında bulunuyor. Mitolojik ismi Tenedos’a eski metinlerde sık sık rastlanıyor. Tenedos, anakaraya ve boğaza yakın olması sebebiyle çağlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir ada.
Bozcaada'nın tamamı doğal ve tarihi sit alanı. Mitolojik dönemlere kadar uzanan zengin geçmişi henüz ciddi bir arkeolojik kazıyla ortaya çıkarılmamış olmasına rağmen bilmelisiniz ki bu topraklar yüzyıllardır üzerinden geçen çeşitli kültürlerin izlerini saklamaya devam ediyor.
Adanın terk toplu yerleşim yeri Bozcaada Kalesi’nin etrafındaki evlerden oluşan ilçe merkezi. Son 500 yıldır birlikte yaşayan Rum ve Türk halkının kaynaşması sonucunda bir kültür sentezi oluşmuş adada. İki kültür birbirini sadece etkilemekle kalmamış birbirine benzemeye de başlamış. Bozcaada’ya özgü bu sosyolojik durum başka bir ülkeye gelmiş hissi yaratıyor bazen...
Bozcaada bir şarap adası... Bağcılık ve şarapçılık, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan köklü gelenekler. Adada yaşayıp da bağı olmayan, şarap yapmayı bilmeyen yok gibi. Adanın neredeyse yarısı bağlarla kaplı. Günümüzde şarapçılık geleneğini sürdüren 5 üretici bulunuyor.

Bozcaada’nın en dikkat çekici yanlarından biri de bakir koyları. Adada denize girilebilecek çok sayıda irili ufaklı koy bulunuyor. Temiz denizi ile dalış yapanların da tercih ettikleri bir yer ada.

Bozcaada Mimarisi;
Bozcaada’nın tamamı doğal ve tarihi sit alanı. O yüzden tüm yapı ve onarımlar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca (Anıtlar Kurulu) onaylanıyor. Sıkı denetimler sayesinde adada çarpık yapılaşma görülmüyor. Eski mimari dokusu korunuyor ve restorasyonlar kendine özgü yapı tarzı dikkate alınarak yapılıyor.
Ada merkezi Rum ve Türk mahallesi olarak iki kısma ayrılıyor. Zamanında bir dere ile ayrılan mahalleler adı üstünde Türk ve Rum nüfusunun yoğunlaştığı yerler. Doğal olarak kendi kültürlerinden gelen mimari özellikleri barındırıyorlar.
Türk mahallesi, tek katlı taş ve iki katlı cumbalı evlerden , kıvrımlı sokaklardan ve ufak meydanlardan oluşuyor.
Rum mahallesi 1900’lü yılların başında geçirdiği büyük bir yangından sonra Amerika’dan gelen bir mimar tarafından tekrar planlanmış. Mahalle, antik kentlerin birçoğunda kullanılmış olan ızgara plana göre, birbirini dik kesen ve hemen hemen aynı genişlikteki sokaklarıyla yeniden kurulmuş. Aralarda herhangi bir meydan veya meydancık yok.

Merkez dışında herhangi bir toplu yerleşim yeri bulunmuyor. Yapı olarak sadece bağlar arasına kurulmuş bağ evlerine rastlanıyor. Bağ evleri görünüşlerine göre ikiye ayrılıyor. Çatısız tek katlı olanlarına “dam” , çatılı ve iki katlı olanlara “ kule” deniyor. Genelde taştan yapılan bu evler zamanında ada halkının bağda çalışırken konakladığı basit ve küçük yapılar. Ulaşımın sadece hayvanlarla yapıldığı zamanlarda ada merkezine gidip gelmeler vakit aldığı için özellikle bağ işlerinin yoğunlaştığı yaz döneminde buralarda kalınıyormuş. Çatısı olmayan damlarda gece yıldızlara bakarak uyunuyormuş. Müthiş değil miii...
  
Bağ evleri şimdi daha çok yazlık ev olarak kullanılıyor. Bir kısmı eski damların restorasyonuyla bir kısmı da sıfırdan ama ada mimarisine uygun inşa edilerek ortaya çıkıyor.
Son yıllarda özellikle büyükşehirlerden gelip yazlık ev yaptıranlar çok adada. Anıtlar Kurulunun belirlediği standartlar çercevesinde yapılan evler mimari çizginin korunmasını sağlıyor.


 
Daha fazla bilgi için Tıklayınız >>

26 Kasım 2011 Cumartesi

Yurtdışında Balayı Alternatifleri

Evlilik hazırlıkları içerisinde bence en zevkli bölüm balayı planlaması kesinlikle. Belki de gezmeyi yeni yerler keşfetmeyi sevdiğim için bana öyle geliyor bilmiyorum ama daha düğünü nerde yapacağımıza karar vermeden balayına nereye gitsek diye araştırmalara başlamıştık. Araştırmalarımız sonrasında kararsız kaldık ama en azından bütçemizi ayırdık ve düğün planlamamıza öyle başladık.
Açıkçası ikimizde şuana kadar hiç gitmediğimiz yeni bir yeri keşfetmeyi amaçlıyoruz. Hem yorgunluğumuzu atacağımız, hem de farklı yerler göreceğimiz, farklı lezzetlere tadacağımız bir yer olmasını istiyoruz.
Biz karar vermeye çalışırken, bu araştırmalarımızı sizlerle de paylaşmak istedim. Belki sizlerden de değişik fikirler gelebilir..
 

Issız Adalarda Balayı


Issız adalarda balayı yapmak isteyenler.. İşte sizlere ıssız adalardaki bir kaç otel önerisi;

The Wakaya ClubWakaya Adası, Fiji
Balayınızı egzotik bitkilerle bezeli, incecik beyaz kumun turkuaz okyanusla buluştuğu sakin bir adada geçirmek istiyorsanız, önerimiz The Wakaya Club!

Fiji‘ye bağlı Wakaya Adası üzerindeki 24 kişilik otel, başka hiçbir yerde deneyimleyemeyeceğiz türde özellikler sunuyor. 2 bin 400 metrekarelik lüks villalar, size adada yalnız olduğunuz hissini veriyor. Asya stilinde dekore edilen odaların geniş pencereleri sayesinde doğayla iç içe yaşıyorsunuz. Otelin en göz alıcı noktası ise açıkhava banyoları. Çevresi lav taşlarıyla kaplı banyolar, sizi meraklı gözlerden korurken aynı zamanda doğayla baş başa bırakıyor. Otelin spa’sı, düğün stresini atmak için ideal!
Villaların gecelik fiyatı bin 900 Dolar’dan başlıyor…

Masallardaki gibi Balayı


Amanjena
Route de Quarzazate, Marakeş, Fas

Binbir Gece Masalları‘nın bir parçasını yaşamak için rotanızı Fas‘ın en büyük kenti Marakeş‘e çevirmelisiniz… Tanınmış oteller zinciri Aman’ın Marakeş’teki Amanjena Hotel’i gerçek bir vaha! ‘Aman’ kelimesi Sanskritçe’de ‘huzur’ anlamına geliyor. Otel, size huzuru gerçek anlamda yaşatıyor. Arap Mimarisi’nin en şık örneklerinden olan otelde sadece 39 villa var. Bu, kalabalığı önleyerek ‘huzur’ konseptini gerçeğe dönüştürüyor. Burada sizi hiç kimse rahatsız etmiyor: Sadece doğa ve siz… Otel çok çekici olabilir ama Dünya Kültür Mirası listesine alınan Marakeş‘i de görmeden dönmeyin! Otelde bir gece konaklamanın bedeli 850 Dolar’dan başlıyor.

Şehir Aşıkları için Balayı


Four Seasons Hotel
Veleslavinova 2a/1098, Praha 1, Prag

Vitava Nehri‘nin iki kıyısına kurulan Prag, tarihi dokusuyla bir açıkhava müzesi adeta. Burada kendinizi bir film setinde gibi hissedebilirsiniz. Ama bunun romantik bir aşk filmi mi, yoksa heyecanlı bir James Bond filmi mi olacağı tamamen size kalmış! Four Seasons, romantik kaçamaklar için üç günlük bir paket program hazırlamış: Çikolata sosuna batırılmış çilekler, yanında şampanya, mum ışığında akşam yemeği, Amerikan kahvaltısı, sağlık kulübünde sınırsız hizmet… Romantik paketin fiyatı, oda seçimine göre 360 Euro ile 1610 Euro arasında değişiyor.

Macera Tutkunu Çiftler için Balayı


Balayınız için Egzotik Seçenekler;

The Oberoi Vanyavilas
Ranthambhore Road, Rajasthan, Hindistan

Burası macera seven çiftler için ideal bir yer! Çünkü otel, vahşi bir ormanın hemen yanı başında konumlanıyor. Ormanda nesli tükenmekte olan Ranthambhore kaplanları koruma altına alınmış. Otel, dev bir çadırı andırıyor. Bu çadır, eskiden imparatorun avlanmak için kullandığı sarayın aslına uygun olarak inşa edilmiş. Otelin önü dingin bir kumsal, arkası tropik bir orman. Safari, hem romantik hem de heyecanlı bir deneyim olabilir. Şansınız varsa, artık çok az sayıda kalan kaplanları da görebilirsiniz. Her türlü lüksle donatılmış çadır odaların fiyatları, 570 Dolar’la 700 Dolar arasında.

Gizli Cennetlerde Balayı

Simonton Court
320 Simonton Street, Key West, Florida, ABD

Amerika Birleşik Devletleri’nin en güney noktası Key West’i balayı seyahatleri için fazla ‘tanınmış’ buluyorsanız, Simonton Court‘u hiç duymadınız demektir. Eski bir puro fabrikasından bozma olan otel, kentin en niş köşesinde. Büyük bir bahçenin gizlediği 26 odalı ve birbirinden ayrı yapılardan oluşan butik otel, Amerika topraklarında Küba ruhunu yaşatıyor. Ne de olsa Küba, sadece 145 km uzakta! Bahama stilindeki ferah odalar ve villalar; ‘orkide’, ‘kamelya’, ‘mimoza’, ‘bambu’, ‘kuşburnu’ gibi bitki isimleri taşıyor. Bizim önerimiz aşka davet eden ‘Royal Palm Suite’… Odaların fiyatları büyüklüklerine göre değişiyor. Örneğin ‘Royal Palm Suite’in gecelik fiyatı 395 Dolar. Key West‘e gitmişken, efsanevi gün batımını izlemeden geri dönmeyin!

16 Kasım 2011 Çarşamba

Recine'ye Hoşgeldiniz

Yeni blogumuza hosgeldiniz..
Yakın zamanda sizlerle bu blogta biiiiiir sürü şey paylaşacağız.
Bu sayfaya uzun uzun şeyler yazmanın anlamsız olduğunu biliyorum çünkü ben de gerçekten çok merak etmediğim sürece blogların giriş sayfalarını okumuyorum. o yüzden çok uzatmadan sizi blogta paylaştıklarımla başbaşa bırakıyorum ;))

Sitemizin içeriğinde;
-Düğün hazırlıklarımız
-Düğün organizasyonuyla ilgili herşey..
-Düğün temaları
-Düğün mekanları
-Ev dekorasyonu
-Gezelim görelim köşesi
-Gelinlik modelleri & Aksesuarları
-Ve sizden gelenler olacak.. Umarım beğenirsiniz..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...