Evimize Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evimize Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2013 Salı

Bahar Geldiğinde mi Ben Böyle Olurum......... ;)

Evimize bahar geldi. Hem de bu sefer tam geldi.
Ve biz de bunu fırsat bilip pazar günü sezonumuzu açtık. Artık bahçe takımlarınız yerlerine kavuştular.
Bundan sonra kahvaltıya da bekleriz;))))

Kış boyunca içeride barındırıp mutfak masası olarak kullandığımız masamız da dışarı çıkınca, yerlerini hemen yer minderlerimiz aldı. Hatta Cem hiç vakit kaybetmeden kuruldu bile. 
Bakmayın fotoğraflarda kahvaltıyı hazırlayan oymuş gibi göründüğüne.
Saatlerin ileri alınması kahvaltıya misafirlerimiz geleceği için bizi ilk başta baya haşat etse de ilerleyen saatlerde duruma ayak uydurduk. Bir gece önce 4te eve geldiğimizi sanıp, saatin 5 olduğunu farketmemiz benim için zaten büyük bir yıkımdı. Sabah 8de kalkıp tam gaz kahvaltıyı hazırlamaya çalışmak ise üstüne tuz biber olmuştu. 
Ancak annemler geldikten sonra o kadar keyifli vakit geçirdikki ne uyku kaldı, ne yorgunluk.

20 Aralık 2012 Perşembe

SC's Kitchen

Bu görmüş olduğunuz mutfak bu hale nasıl mı geldi?
İşte böyleeeee...
Tadilata başlamadan önce mutfağımızın hali böyleydi. Bakınca aslında ne kadar da temiz duruyor değil mi? bir boya yap, dolapları koy gitsin işte. Ama öyle olmadı tabi.
Öncelikle yerden ısıtma yapılacağı için yerdeki mevcut ahşaplar ve traverten taş söküldü. Yerden ısıtma borularının geçmesi için zemine bir malzeme serildi, borular döşendikten sonra üzerine ince bir tesviye atıldı ve arkasından yine aynı görünümü verecek olan traverten görünümlü seramik döşendi.
Neden traverten değil de seramik derseniz, traverten iç mekanda kullanım için her ne kadar güzel görünse de zamanla kullanılan temizlik malzemeleri nedeniyle aşınıyor veya renk değiştirebiliyor. Aynı zamanda yerden ısıtma yapacağımız için daha ince bir malzeme seçmeliydik. Baktık madem traverten olmuyor, biz de ona benzeyen doğal görünümlü bir seramik seçeriz dedik. Ege Seramik bu anlamda çok fazla ürün yelpazesine sahip.
Yerle ilgili işimiz bittikten sonra doğramalarımız değişti. Beyaz aluminyum olan doğramalar ceviz renginde pvc doğramalarla değiştirildi. Pencerelerimizi Winsa/Pensev yaptırdığımızı ve özellikle çift cam arası jaluzi kullandığımızdan daha önce bahsetmiştim zaten.
Mutfak dolaplarımız gelmeden önce gerekli alçı sıva ve boya işlerimiz tamamlandı. Mutfak için marshallın tiramisu rengini tercih ettik. Gerçi sadece mutfak dolaplarının üstü ve mutfak kapısının yanındaki kolonda bu rengi görebiliyorsunuz ama olsun ;))
Mutfak dolaplarımızı İkea'dan aldık. Bir gün de gelip kurdular. Gerçi sonra 2-3 defa daha unuttukları bazı malzemeler için gidip geldiler. O zaman çok sinirlensek de şimdi yaşadıklarımızı gülerek anımsıyoruz.
Sonuçta herşey bittiğinde artık çok güzel bir mutfağımız olmuştu.
Mobilyalarımız gelmeden 1-2 gün önce evi su basmasıyla ilgili başımıza gelen tahlihsizliği göz önünde bulundurduğumuzda diğer problemler artık komik geliyordu bize.

19 Aralık 2012 Çarşamba

Designed by SC

Evimizle ilgili postlara banyolarımızdan başlamıştık. Yatak odamızın dekorasyonu, yılbaşı hazırlıklarımız derken evimizin alt katının genel fotoğraflarına geldi sıra.
Evimizin alt katı 5 farklı bölümden oluşuyor. Mutfak, oturma alanı, yemek alanı, bar bölümü ve huzur (şark) köşemiz... Ve bu alanların tamamı tek bir hacimde. İşin en güzel kısmı da bu. Tabiiki bazı dezavantajları var. Her zaman bu fotoğraflarda gördüğünüz kadar toplu değil mesela ;)) 
Öncelik en sevdiğim alanlardan biri olan mutfağımızdan başlayayım. Çok uğraştık, şuncacık alan için bile kaç alternatif çizdim, neler tasarladım inanın artık hatırlamak bile istemiyorum ancak sonunda tam anlamıyla istediğimiz gibi kullanışlı ve şirin bir mutfak oldu. 
Daha önce mutfağa girmemiş ben bile yemek yapmaktan, pasta çörek hazırlamaktan büyük keyif alıyorum.
Özellikle ortadaki ada tam anlamıyla kurtarıcımız. Kimi zaman üzerinde Cem'in harika salatalar hazırlamasına şahit oluyor, kimi zamanda eğlenceli akşam yemeklerimize.
Mutfağımızla ilgili detaya başka postlarda gireyim diyorum. Bu yeterince bol fotoğraflı bir yazı olacak zaten.
Mutfak dolaplarımı "az" gelince annemin çok sevdiğim büfesini tam anlamıyla evlerinden aşırdım ;) Koydum mutfağın karşısındaki duvara. Tarzı, rengi, ölçüsüyle tam bir uyum içerisindeler.
Annem bu büfeyi daha ilk aldığında göz koymuştum zaten ama ikna süreci biraz uzadığından evimizdeki yerini alması vakit aldı.
Yine annemlerin evinden aşırdığım telefon... çocukluğumuz zamanında kullandığımız mermer telefon hala çalışır mı bilmiyorum ama yerini çok sevdiği belli. Kuruldu baş köşeye. Esas onun ferforje ayaklı mermer bir rafı vardı. Onu depodan bir bulsaaaaaamm, aah aaahh. 
Bu büfenin üzerine önümüzdeki günlerde babaannemin eski evindeki gibi tabaklıklardan yaptıracağız. Bu nedenle şimdilik ne tablo, ne saat ne de herhangi bir şey asmış değiliz. (inat ediyoruz)
Yemek masasıyla ilgili Cem ile çok kararsız kaldık, bir türlü birbirimizi ikna edemiyorduk ki, en sonunda yuvarlak ve kesinlikle açılıp kapanmayacak bir masada karar kıldık. İyi de yaptık.
Ahtapot izlenimi veren ayakları beyaz, üst tablası rustik ceviz renginde olan masamız 8 kişilik, ancak çok kalabalık durduğundan diğer iki kolçaklı sandalyeyi berjer gibi kullanıyoruz. 

Ortadaki patchwork halıyı 3K dan yaptırdık. Böyle bir alana yuvarlak olmasını uygun gördük ve sonunda istediğimiz gibi oldu. Normalde halılarla boğulan mekanlardan çok hoşlanmam, çok halı da sevmem ayrıca. Neyseki aşağıda kullandığımız her iki halı da hayalimdeki gibi. (yuvarlak halımız yamuk durmasaymış iyimiş bu arada;))))
Daha önce de bahsettiğim şu meşhur avizemiz. Hala fırsat buldukça şark köşesi için başka bir avize daha bakıyorum, ancak henüz bunun kadar iyisini görmedim. 
Bu görmüş olduğunuz harika avize yemek masamızı aydınlatıyor.
Evimizin tarzına uygun mobilyalar dışında önem verdiğimiz diğer bir konu da aydınlatmaydı. Özellikle salonda çok yoğun bir aydınlatma düşünmüyorduk. Oturma alanımızı ve barı duvara aldığımız krem eskitme apliklerle aydınlatmayı düşündük. Hatta çoğu zaman onları bile açmıyoruz. Özellikle bu aralar şömine ateşinin ve yılbaşı ağacımızın ışıklarının keyfini çıkarıyoruz.

18 Aralık 2012 Salı

2013'e Hazırlanan Evimiz

Yeni yıl heyecanı evimizi iyiden iyiye sarmış durumda. Bu haftasonunu evimizi yeni yıla hazırlamakla geçirdim diyebilirim. 
Evimizde belki bir sürü kuş kafesi, fener ve dekoratif obje var. Hatta her geçen yenileri ekleniyor. Ama hiçbiri bu fenerlerin yerini alamıyor. Kervan'dan bayıla bayıla aldığım fenerlerim ağacın yanında hemen yerini alıverdi.
Ağacımızın süslerini kardeşimle birlikte almıştık, bazılarını da ben kendim yapmıştım. Ama bu ağaçtaki en özel şey babamın hediyesi olan ledli mumlarımız tabiiiiiiikiiiiiiii deeeee ;))
Henüz hediyelerimizin tamamını alamadık. Aldıklarımızı da paketleme fırsatım olmadı.
Hatta ne yalan söyleyim o paketlerden biri Cem'in bana aldığı 4. yıldönümü hediyem ;))

Her ne kadar hazırmış gibi dursa da hala eklemeyi düşündüğüm bir kaç şey daha var. Umarım yeni yıldan önce hazırlanmış olur hihihihih

Evimizle ilgili postlar yayınlamaya başlamışken bundan sonraki postum mutfağımız ve evimizin diğer bölümleriyle ilgili olacak ;)

Takipte kalın ;))))

by SC

16 Kasım 2012 Cuma

Misafirlerimiz Vardı..

Şu sıralar hastalıklarla boğuşuyorum. Griple başlayan hastalığım hastalığa kafa tutmam, ayakta geçirmeye direnmem sonucu başka hastalıklara çevirdi kendini ve 10 günden fazladır geçmiyor, gitmek bilmiyor virüslerim. Dinlenmek en iyi ilaç diyenleri sonunda dinledim, 2 gün rapor alıp evde yattım yatmasına ama hala hastalığı kabullenmiş ve ilaçlarımı düzenli içmeye alışabilmiş değilim.
Yeni evli olmanın verdiği bir naz olayımız var üstüne üstlük. Cem sağolsun çok iyi bakıyor, ilaçları aksatmamam için elinde ilaçlarla tepemde dikiliyor, annesinin yaptığı çorbalardan getiriyor, içiriyor. Yaptığım atmasyon yemekleri yememezlik etmiyor. Bazen bir salatayla akşam yemeğimizi geçiştirirken, arada sandviçle kandırıveriyorum, sesini çıkarmıyor. İnanmayacaksınız ama tam bu hastalık arasında bir de haftasonu 10 kişi misafir ağırladık. Aslında o dönem benim hastalığı atlattığımı sandığım ve kendimi en enerjik bulduğum dönemdi. Ertesi gün anladımki bu enerji aslında oarkadaşlarımın enerjisinin bana yansımasıymış. Sonra ne olduysa oldu zaten ama en azından o günümüz tam da hayal ettiğimiz gibi harikaydı.
Eğer hastalığımı bir kenara bırakıp o güne gelecek olursak, gerçekten çok keyifli, çok eğlenceli bir gün geçirdik dostlarımızla.
2 gün öncesinden başlamıştım hazırlıklara. O günün sabahında 10 Kasım törenleri için Cumhuriyet Meydanında olacağımızdan gündüz fırsatım olmayacağını düşünerekten bir gece önce yapacağım mezelerin malzemelerini tek tek hazırlayıp saklama kaplarına bir güzel yerleştirdim. Cumartesi günü öğleden sonra arkadaşlarımız gelmeye başladılar. Biz kızlarla bir yandan Cem'in kokteyllerini yudumlarken bir yandan da sofrayı hazırlamaya koyulduk haliyle.

Mezelerimizde;
  • kurtarıcım yoğurtlu havuç,
  • annemin önerisi yoğurtlu ıspanak,
  • Gönencin en sevdiği haşlanmış brokoli,
  • soframın vazgeçilmezi, Yusuf'un favorisi çerkez tavuğu,
  • Seda'nın kaşık salatası,
  • Cem'in olmazsa olmazı roka salatası,
  • Bir diğer kurtarıcım patlıcan salatası
  • Veee Murat'ın çiğ köfteleri..
  • aa pardon beylerin peynir tabağını unutmamak lazım..





8 Ekim 2012 Pazartesi

Evimizden Son Gelişmeler

Pazartesi günleri eskiden haftasonu düğünümüzle ve evimizin tadilatıyla ilgili neler yaptığımızı anlatırdım.
Yine bir pazartesi ve yine yoğun geçen bir haftasonuuuu..

Herkes "ay düğünden sonra böyle bir boşluğa düşüyorsun" falan diyordu bize.. nedense biz boşluğa düşmeyi bırak daha yoğun bir tempo içerisine girdik galiba.
Evimizle ilgili bazı şeyleri bilinçli olarak eksik bırakmıştık. hem telaş içerisinde oldu bittiye gelmesin, hem de kalan şeyleri beraber keyfine vara vara yapalım, geniş zamana yayalım diye.

Bu nedenledirki hala haftasonlarımızı mobilyacılarda, koçtaşlarda, english homelarda, ikealarda geçiriyoruz.
Kocaman bir alınacak eksikler ve yapılacaklar listemiz var..
Her gün içerisinden birşeyler tamamlayıp o listeye işaretliyoruz, tabi bunun öncesinde her yaptığımız işten sonra birbirimizi ödüllendiriyoruz. Bu bazen küçük bir öpücük, bazen buz gibi bir su, bazen de  börek olabiliyor.
böylelikle yaptığımız her işten daha fazla keyif alıyoruz. Tabi her ikimiz de yaptığımız işle ilgili takdir görmekten hoşlanıyoruz. Hatta yaptığımız işleri kıyaslayıp yarışıyoruz bile.
Özellikle Cem dün bu konuyu baya bir abarttı. Onun ilk görevi yatak başımızda küçük bir değişiklik yapmaktı. Gerekli tamir takımlarını alıp odaya gitmişken ben de banyoda bir fayansın derzi eksik kalmıştı. Hadi alayım şu derzi de onu yapaym dedim. Ay yapmaz olaydım, bir gördü kıyamet koptu. "Onu ben yapcaktım da, benim işimdi o, of niye yaptın? ben daha iyi yapardım..." falan. Kaptığı gibi derzi indi aşağıya kaşla göz arasında tuvaletteki ve muftaktaki bir prizin arkasındaki derz boşluğunu kapatmaya çalıştı. Benden daha iyi yapamasa da güzel iş çıkardı ;)))) sonra baktık hangimizinki daha iyi olmuş diyeeeee.. Neyseki küçük bir tartışmaya dönüşmeden kapandı konu ve diğer işlere koyulduk :)

Ben mutfakta camlı dolaplara küçük atraksiyonlar yaparken o vestiyer askılarını takıyordu, ben üst katta çamaşır asarken, o almış eline viledayı bodrumu siliyordu. Ben artık yorgunluktan bayılmak üzere yemek yapmaya girişmişken, Cem çıkmış bizim bahçıvanla odun kesiyordu. Evde sürekli bir koşturma hali anlayacağınız.

18 Eylül 2012 Salı

Bizden Haberler..

Güne kendi evimizde uyanmak..
Gerçekten acaip bir duyguymuş.

Balayıydı, aile yemeğiydi falan derken, ancak dün gece 1 gibi eve gidebildik.

Eşyaları arabadan indir, yerleştir zaman nasıl geçti anlamadık.
Bu koşuşturma içerisinde sanki daha önce hiç yaşamadığımız bir evdeymiş hissi gelmedi aslında.. Sanki hep burdaymışız ve bu da bizim için normal bir günmüş gibiydi. Evimizi 10 gündür göremediğimiz için özlemiştik sadece..

"Su basmasın" diye kapattığımız olan vanamızı açtık, buzdolabını çalıştırmaya başladık. Yanımızda getirdiğimiz bazı erzakları yerleştirdik. ve hadi uyuyalım artık dedikten sonra bile bir yarım saat geçti diyebilirim.

Tek tek pencereler kontrol edildi sonra başladık "Kapıyı kitledin mi", "alarmı çalıştırdın mı", "bu ışık nerden kapanıyor ya" demeye..

Evimizin hala bazı eksikleri var. Neyin nerde olduğunu tam kavrayabilmiş değiliz hatta.. Ama herşeye rağmen sabah erkenden kalkıp çabucak bir kahvaltı hazırladım "kocacıma". Peynirler, kalp şeklinde omletler, meyve tabakları falan artık evde neler bulabildiysem.. Ama meğer bizimki ekmek olmadan yumurta yemezmişşşş.. Evet evet gerçekten yemedi. O hazırladığım omleti resmen yemedi. veeee böylelikle bu da onun için hazırladığım son kahvaltı oldu.
Neyse hadi son kahvaltı demeyelim ama bir daha omlet yapmayacağım kesin. hihihihih

şaka bir yanaaaaa, bu akşam yemek de yapmayacağım, çünkü akşam için bir programımız var. Hatta yarın da.. Perşembeye henüz bir program olmasa da onu da bir şekilde dışarıda halledebilmeyi düşünüyorum. Sonra zaten düğünler var.. Artık pazar günü ilk yemeğimi şöyyyyleeee rahat rahat yaparım dimi amaa... Ama henüz ne yapacağımı bilmiyorum. Şuana kadar ona hiç yapmadığım bir yemek olsun istiyorum ama sanırım elimdeki bütün kozları kullanmışım. Farklı birşeyler bulmam lazımmmm..

Ayyy akşam olsun istiyorum.. Evimize gideyim, hala yerleştiremediğimiz eşyaları yerleştireyim, balayı valizini açıp komple makinaya atıvereyim. Sonra da bir güzel süslenip aşkımla gezmeye gidelim istiyorum.

Çok şey değil istediklerim. Şu geçtiğimiz zaman içerisinde her istediğim o kadar kusursuz oldu ki bundan sonrası için birşeyler daha isteyip, hayal etmeye utanıyorum.

Bu arada hala düğün fotoğraflarımızı alamamış olmanın burukluğu üzerimde.. akşam olsun bir de gidip onları alalım "istiyorum"

off yine mi fotoğraf yok dememeniz için Ilıca otelin kendi sitesine yüklediği fotoğraflardan bir kaçını paylaşayım artık.

24 Ağustos 2012 Cuma

Son 15..

Bugün itibariyle son 15 e girmiş bulunmaktayız.

Herkes "amaaaaan ne kaldı şunun şurasında" dese de biz "of evet ne kaldı ki yaa :S" modundayız.

Aslına bakarsanız bundan bir ay önce daha fazla stres vardı. Ama şimdi bir şeyler hallolunca, hayallerimiz hızla gerçekleştikçe stres yerini direk heyecana ve sabırsızlığa da bırakıyor.

Bunu dün kuzenim her yaptığım masa numarasından sonra tek tek bitenlere bakıp "ayyy yerim ben seni şirin şey" dediğimi yakaladıktan sonra kopunca bir kez daha anladım. Özellikle kendi ellerimle yaptığım şeyler için ayrı bir heyecan hissediyorum. Şimdiden masa numaratörlerimizin, kullanacağımız süslemelerle ilgili detayların talipleri çıktı bile. Hatta kuzenlerim ve arkadaşlarım o gün olur da kalmaz diye özellikle kınada dağıtılacakları şimdiden zulaladılar ;))))

Yeni yeni siparişleri de şimdiden almaya başladık, ancak önce kendi düğünümüzü halletmemiz lazımmmmmmmm.. 8 eylülden sonra herkes her detayı görecek ve söz veriyorum ne isterseniz 16 eylül itibariyle hepsinden yapacağım ;)))))

Neyse sonuç olarak kalan 15 gün için bir değerlendirme yapmak gerekirse;

Evimiz;

  • Evimizin mobilyaları geldi, yerleşti. Çeyizler, evdeki eşyalarım falan gitti. Sadece yatak odası ve bizim kıyafetlerimiz kaldı. (sanırım artık yemek masamızla ilgili küçük(!) bir foto paylaşmanın zamanı geldi.. )
Perdeli hali sürpriz olsun artık;)
  • Yatak başımız daha önce bahsettiğim gibi İstanbul'dan geldi. Harika ama hala fırsat bulup gidip monte edemedik. Pazar yada pazartesi hallederiz herhalde.
  • Halılarımız hala muammaaaaaa.. Ama çok beğendiğim bir halı buldum sonunda. Fırsat bulursak Cem ile birlikte gidip bakacağız. Şimdilik beklemede.. Nasıl olsa düğünden sonra da olur.
Düğün detaylarımız;

14 Ağustos 2012 Salı

Evimizden Güncel Haberler..

Dünkü anlık stresim öğleden sonra yerini mutluluğa, heyecana ve aşka bıraktı diyebilirim.
Evet çünkü dün mobilyalarımız geldi. Aslında daha önce gelmişti ancak bazı ilaveler ve değişiklikler istediğimiz için sandalye ve barımız ancak dün gelebildi. Hatta Salı gününe programlanmıştı fakat öğleye doğru arayıp mobilyalarınızı getirelim mi dediler. Bu fırsat kaçar mı, hemen hadi gelin dedik. Sevgili nişanlım, cefakar, anlayışlı, müstakbel eşim bunun üzerine işini gücünü bırakıp hemen eve gitti. Ben de öğlen arasını fırsat bilip eve koştum. Tam ben girdiğimde adamlar mobilyaları indirmeye başlamışlardı.
Hemen yerleştirdiler, düzenlediler. Tek kelimeyle bütün mobilyalarımız tam bir uyum içerisinde mükemmel duruyorlardı. (Özellikle çift renk kullanarak büyük bir risk aldığımı düşünenleri sonunda ikna ettiğimi düşünüyorum artık)
Böylelikle barımız, sandalyelerimiz ve sehpamız da geldikten sonra hiç bir eksiğimiz kalmadı.
Bu arada bugün de perdelerimiz geldi ve eşyalarımızın büyük bir kısmı daha eve götürüldü. Şimdi anneler tarafından bir güzel yerleştiriliyor.
Biz de öğlen arkadaşlarla birlikte gittik, azcık işin ucundan tuttuk. Ama ev adım atılacak gibi değil ;))) Cem perdecilerin peşinde koşuyor, bir yandan Emine abla adamların arkalarını topluyor. Dolaplar milyonuncu kes tekrar siliniyor falan, evde acaip bir koşuşturmaca var.. Bir görüntü vardı ki dakikalarca güldüm, anlattığımda evin durumunu çok daha iyi anlayacaksınız.. Ortadan basacak yer bulamayan adamlardan biri hamle yaptı yaptı olmadı sonra gitti mutfak kapısından çıkıp, ana girişten eve girdi ve salona doğru gitti. İşte bu hareket evin halini gerçek anlamda anlatıyordur herhalde ;)))

Şimdi evimizi merak edenleriniz vardır biliyorum ancak Cem evimizin fotoğraflarını burada yayınlamama kızıyor. En son yayınladığım misafir banyomuzdan sonra banyomuzu su basmıştı malum ;))) Bu nedenle çok üzgünüm. Ancak o da ben de biliyoruz ki ev tamamen yerleştikten sonra evimizin boy boy fotoğrafları her türlü burada olacak.. Beni engelleyebilmesi için evimizin internetini kökten kesmesi gerekecek..

Gerçi arkadaşlarımdan birinin yorumuna göre "bu ev tam dekorasyon dergilerine çıkarılmalık"mış, kuzenimin yorumu ise direk "mimar eli değmiş gibi" oldu.
Belki de burdan önce dergilerde görürsünüz hihihihi ama bunun için önce evin sigortasını yaptırmalıyız ;))))))

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Düğüne 1 ay kala..

Evet bugün düğünümüze tam bir ay kaldı.

Tam bir ay kala tamamlananlar ve hala bekleyenler listesi iyice artık aldı başını gidiyor..

Yapılacaklar listesinden silinen kalemler artık baktıkça daha bir keyif veriyor.

  • Malum su basması sonucu tekrar boya yapmak gerekti. Bu arada onlar halledildi, hemen arkasından duşakabinlerimiz geldi.
  • Boyanın yapılmasını bekleyen perdecimiz elinde hazır perdelerle bizim çağırmamızı bekliyor.
  • Koltuklarımız zaten hazırlanmıştı ancak Cem'in şehirdışında olmasından dolayı bu perşembeye ertelemiştik. Heyecanla onu bekliyoruz diyeceğim ancak bitmiş halini gördüğümüz için rahatız.
  • Çeyizler hazır.. Yıkanmaları, ütüler, paketlemeler bitti. Bizim zaman ayırıp eve götürmemizi bekliyorlar.. Daha önceden bir kısmını götürdüğümüz için o konuda da içim rahat, hep beraber bir günde bitiririz her türlü ;)
  • Yatak başımızın da siparişi vermiştik. Pazartesi günü o da İstanbul'dan geliyor.
Şimdi ne mi kaldı? Tabiiiiki halılarımız.
Geçen haftasonumuzu halılara bakmakla harcadık ancak yok yok yok.. istediğim gibi bir halı bulamıyorum. Kendinden desenli, sade ama modern olmayan, el dokuması bir halı arıyorum. Koca İzmir'de yok. Ben dokuyacağım böyle giderse.
Aslında ben hep en başından beri jüt halı diye tutturmuştum, çünkü tarzımıza ve salonumuza çok uygun olacaktı ancak Cem "ben ona basamam" deyince ben de otomatikman bu hayalimi mutfak için kullanmaya karar verdim.

Aslında halı halı diye bir tutturmam da yok. Hatta ben halı işini pek sevmem bile. Ancak giriş ile yemek masamızın arasında kalan bir boşluğa ve koltuklarımızın arasına küçük bir halı çok şık duracağı için hadi koyalım dedik. Gerçi böyle giderse düğüne kadar halımız olmayacak. Bunu çok da umursamıyorum. Zaten Cem ile ilk yaptığımız planda bazı şeyleri evlendikten sonraya bırakmıştık. Halı da bu maddelerden biriydi. (he bu arada diğer bütün maddeleri tamamladık o da ayrı)

Şimdi düğünümüzle ilgili detaylara gelelim..

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Evimizin Başına Gelenler

Ben bugün hayatımın geri kalanını paylaşacağım adama tekrar aşık oldum.
Neden mi?

6 Temmuz 2012 Cuma

Misafirlerimiz İçin..

Pembe banyomuzdan bahsedip de misafir banyomuzdan bahsetmemek olmaz tabiiki de..
Evin her bölümü için çok özendik, çok kafa patlattık, herşey mükemmel olsun diye çok uğraştık. Ancak bizi hem istediğimiz malzemeleri bulma konusunda, hem de tedarik süresi anlamında en çok zorlayan şu 6 m2lik tuvalet oldu kesinlikle.
Misafirlerimiz için büyük özveriyle gösterdik anlayacağınız ve işte sonuç..
Böyle bakınca bir şeye benzemiyor tabi değil mi ;)
O zaman biraz detaylara inelim..

5 Temmuz 2012 Perşembe

Banyo Dolaplarımız

Dün harika bir gün olmasının nedenlerinden bahsetmiştim. O nedenlerden biri dün tamamlanan banyo dolaplarımızdı. Aslında biri pazartesi günü tamamlanmıştı. Diğerinin de pazartesi günü tamamlanmasını umut ederken, bazı aksiliklerden dolayı olmadı.
İyiki de olmamış. Çünkü ben başından beri banyonun üst tezgahı mermer olsun istiyordum.. Ama sonra aman boşver uğraşmayalım diyip geçiştiriyorduk. Bizim Eko lavabonun boyutlarını yanlış alıp tezgahı yanlış kesince önce bir hayal kırıklığımızı yaşadıktan sonra hemen babamın mermercisini çağırdık. Yarım saatte geldi, ölçü aldı. Çarşamba getirin mutlaka diyince de beyaz mermer yetişmez dedi. İyi madem beyaz olacak başka ne bulursanız o olsun ne yapalım dedim ama içim içimi yiyordu. Bir yandan da aman çimstone olsun ne olurki diyordum (ama oldum olası sevmem de o malzemeyi) Neyse dün sabah erkenden geldiler. Bizim görevlide anahtar olmadığından ben gittim direk. Arabayla yaklaşırken aracın üzerinde o bembeyaz mermeri gördüğümdeki mutluluğu size anlatamam..
 
Banyo dolaplarını yerinde ölçülerini alıp kendim boyutlandırmış. Pembe banyomuz için başından beri beyaz bir banyo düşünüyordum. Bir ara çift lavabolu yapmayı da düşündük ancak çamaşır makinasını alt banyoya koyduğumuzda çamaşırları indir, çıkar,as zor olacak diye mecbur üst kata koymak durumunda kaldık.
Aslında daha bile iyi oldu.. Aşağıdaki banyonun fotoğraflarını görünce anlayacaksınız.

Şimdi gelelim pembe banyomuza..

1 Haziran 2012 Cuma

Yarın Büyük Gün.....

Yarın büyük gün.. Ertan Kayıtken'e üçüncü gelinlik provama gidiyorum.
Aslında ikinci sayılabilir. Çünkü ilk gidişimde kesim töreni yapmıştık. İkinci gidişimde tek başıam gitmiştim zaten. Ama yarın ilk günkü gibi yine kalabalık bir kadroyla Ertan Kayıtken'in karşısında olacağız. Arkadaşlar, anneler hep beraber oradayız yarın. Bir kişi eksik o da sevgili müstakbel eşim.
Onun 8 eylüle kadar gelinliğimi görmesi kesinlikle yasak. Kafasında hayal ettiği bazı modeller varmış söylediğine göre ama ben yine de hiiiiiç renk vermiyorum. Şuan çok ufak tefek detayları başkalarıyla konuşurken az çok duymuş olabilir ama sonunda neler çıkacağını başkaları da bilmediği için sevgilimin de bilmesi imkansız. Söylese söylese annemin söylemesi lazım. O da mümkün değil. Çünkü zaman zaman ben heyecanlanıp anlatmak istediğimde anlatma sürprizi kaçar diyor, 5,5 aydır sabrediyorum zaten 3 ay daha sabredebiliriz. (ay şaka maka ne çabuk geçmiş zaman)
Oooofff bir an önce yarın olmasını istiyorum ve Ertan Kayıtken'in ne harikalar yarattığını görmek için sabırsızlanıyorum.

Yarınki tek heyecanımız gelinlik işleri değil tabii ki. Aynı zaman da yarın provadan sonra Cem ile uzun zamandır uğramadığımız Karabağlar'a gideceğiz. Şuanki tek eksiğimiz olan koltuklarımızı halledeceğiz. Koltuklarımızı hallettikten sonra annelerle Cem'in annesinin perdecisine gidip, belki perde derdinden de bir çırpıda kurtulmuş olabiliriz. Harika şeyler olduğunu söyledi, 3 gündür meraktan çatlıyorum.

Ama esas meraktan çatladığım bir diğer konu düğünümüzde çıkacak olan müzik grubumuzun performansı. Akşam Hilton'daki bir düğünde çıkacaklarmış. Yarınki düğünün organizasyonunu da Sahne 360 yapıyormuş. Gidelim yerinde neler yaptıklarını görelim, grubun performansını azcık izleyelim dedik. Hem de azcık eğleniriz, fena mııı ;)))))

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Harika Bir Haftasonu

Harika bir haftasonuydu. O kadar çok şey hallettikki ben bile inanamadım.
Daha önce bahsetmemiştim ama geçen hafta içerisinde nikah işlemlerimiz tamamlandı. Aslında tam tamamlandı diyemem çünkü biz biraz rahat davranıp hala kan tahlillerimizi almaya gitmedik.. Nasıl olsa nikahımızı kıyacak kişi belli, e saat belli. 2-3 prosedür için de açıkçası vakit bulamadık. Herhalde onları da yarın yaparız. Çünkü yarın öğleden sonra vize işlemleri için işten izin almayı planlıyorum, arada onu da halletmiş oluruz. Etrafımızda bu sürece girmiş olan arkadaşlarımızdan o kadar kötü şeyler duymuştukki bizimki fazla yolunda gidince daha da rahat davrandık sanırım. Bir kaç belediye gezenler, kan tahlili için günlerce bekleyenler, istediği saati denk getiremeyenler derken biz şansımıza çok kolay hallettik.
Sadece ikametgahımız olmayan bir belediyeden hallettiğimiz için yok izin belgesi, yok Çeşme Belediyesinden izin işleri falan gözümüzü korkuttu başta. Ama onu da sağolsunlar hallettiler.
Neyse şimdi gelelim cumartesi gününeeee.. Sabah güzel bir uyku çektikten sonra öğlen Cem ile buluştuk. İlk rotamız Karşıyakaydı. Orada annemlerim mobilyalarını yaptırdıkları bir yer vardı. Öncelikle oraya da gidip bir görüşelim dedik. En azından sonrasında tüh dememek için.  Sonrasında planımız Karabağlar'a gidip azcık takılmaktı. Artık Karabağlar'ı Alsancak gibi mesken bellemiştik. Cumartesi günlerimizi Karabağlar'da "takılarak" geçiriyorduk.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Haftasonu..

Her pazartesi adet oldu artık.. Haftasonu geçen yoğun tempoyu anlatmassam yorgunluğum geçmiyor.
Cuma günü haftalar sonra hiç bir yere uğramadan, koşa koşa direk eve gittim. Çünkü yanımda küçük bir dostum vardı. Fabrikaya yavru bir köpek getirmişler. Cinsinin ne olduğunu tam bilmiyorum, ben ona şirin bir sokak köpeği diyorum. Baktım bizim güvenliktekiler pek bakmaya hevesli değil. Ben alırım bunu dedim bakmayacaksanız. Akşam da çıkışta arabanın ön koltuğuna ona güzelce bir yer yaptım. Bütün yol sessis sakin eve kadar geldik. Hemen abileri ve ablalarıyla tanıştırdım onu. Önce bizimkiler biraz fazla havladılar. Hatta "poyraz" (yeni küçük köpeğimiz) korkudan arabanın altına girdi. Ama sonra baktım çıkıp o da havlamaya başladı. Neyse zamanla alıştılar birbirlerine hatta Yağmur Poyraz'ı kendi yavrusuymuş gibi sahiplendi bile..



26 Nisan 2012 Perşembe

Aydınlatmalarımız

Tatildi, yoğun bir iş temposunda geçen bir hafta derken yine geldik perşembeye.. Yarın cuma ve sonra yine hızlı geçecek bir haftasonu.
Bu haftasonu da salonumuzun ve mutfağımızın aydınlatmalarını halletmeye karar verdim.
Ben aslında daha erken, mobilyalar geldikten sonra halledelim diye istiyordum ancak nasıl olsa mobilyalarımızın nasıl olacakları belli, yerleri belli. Buna göre zaten tavanda elektrik yerlerini de belirlemiştik. Hatta büyük bir ihtimalle yemek masasının üzerine gelmesini düşündüğümüz avizemizi de almıştım. Şimdi ona uygun mutfak ve diğer yerlere gelecek olanları halledeceğiz.
Daha önce bahsetmiştim sanırım, bir avizeye görünce nasıl aşık olduğumu.. Küçük bir çocuğun gördüğü bir oyuncağı istediği gibi bunu istiyorum, bunu istiyorum diye mağaza içerisinde çırpınıyordum. Bu heyecanımı gören elemanlar hemen gelip yardımcı oldular. Aslında ben o aynı avizeden iki tane almayı düşünüyordum ancak sadece bir tane gelmiş. Getirtsek başka dedim, olmaz dediler. Meğer ithalmiş, artık o markanın ürünlerini getirmiyorlarmış, zamanında özel bir talep için sadece bir tane gelmiş. Bu durumda bu avizenin sadece bizde olduğuna sevinsem mi yoksa bu kadar güzel bir şeyden sadece bir tane sahip olduğum için üzülsem mi bilemedim.

24 Nisan 2012 Salı

Huzur...

Pazartesi günü güne erken başladık. Amacımız bu tatil günümüzü kendi evimize birşeyler yapmakla geçirmekti.
Sabah erkenden yanımıza kahvaltılıklarımızı aldık ve Cem ile beraber eve gittik. Biz gittiğimizde bizden daha erken davranan ustalar gelmiş bizi bekliyorlardı. Hemen kapıyı açtık ve işe koyulduk. Önce Orhan Ustayla Cem mutfağın evyesini ve bataryasını monte ettiler. Sonra Orhan Usta banyoların bataryalarını ve vitrifiyelerini takmaya üst kata çıktığında biz de koşa koşa dışarı çıktık.
Öncelikle gelirken aldığımız limon servileri öndeki evle aramızdaki sınıra diktik. Tam önümüzdeki ev henüz tadilat aşamasında. Gerçi biz taşınana kadar dış cephesinin biteceğini söylediler ancak yine de biz aramızdaki sınırı ağaçlarla belirlemek istedik. Ağaç dikmek hiç de göründüğü kadar kolay değilmiş. Kalan iki ağacı Cem'e bırakıp ben çiçeklerimiz için yer belirmeye gittim. Dün Foça'dan aldığımız çiçeklerimizin ekim sıralamasını yaptıktan sonra aldım elime çapamı küreğimi dikilecek yerleri açtım. Cem ile çiçeklerimizi belirlediğimiz sıraya göre yerleştirdikten sonra üzerlerine toprak takviyelerini de yaptık ve suladık. Artık onlar bize aitti, bizim çiçeklerimiz, ağaçlarımızdı. Onlara gözümüz gibi bakacaktık. Önümüzdeki haftalarda onlara başka çiçek ve ağaçlar da eklenecek. Böylelikle biz evimize taşınana kadar aşk bahçemiz hazır olacak.


O gün için daha yapacak başka işlerimiz de vardı. Ustaları evde bırakıp vakit kaybetmeden diğer işlerimizi de halletmeliydik. Hemen yola koyulduk. Öncelikle yatak odamızda istediğimiz bir detay vardı, onu halletmeliydik. Nereye baksak bulamamıştık. Ancak tam gökte ararken yerde bulduk hesabı, meğer çok yakınımızdaymış istediğimiz şey. Hem de bulduğumuz yer kardeşimin arkadaşı çıktı. Güzel bir indirim de alıp, istediklerimizin siparişini verdik. Hepsi önümüzdeki hafta gelecek. Bu nedenle sürprizi daha sonra açıklayacağım..

Temizlik Zamanı..

3 günlük güzel bir tatil sonrası bugün yine işbaşı..
Tatil denilince genelde insanlar dinlenmeyi, yan gelip yatmayı, üzerindeki stresi, yorgunluğu atmayı hedeflerken ben nedense tatil günlerinde daha fazla yoruluyorum. Ama bu yorgunluklar genelde keyifli yorgunluklar oluyor. Hem de çok keyifli..
Ailem cuma gününden arkadaşları ve kardeşimle hep beraber toparlanıp "tatil"e gittiler. Bense cuma günü iş çıkışı eksik kalan son bataryamızı da gidip aldıktan sonra eve huzurla gelip bir güzel erkenden yattım dinlendim. Çünkü önümüzdeki 3 gün çok yoğun geçecekti..
Cumartesi Emine Ablanın kapıyı çalmasıyla gözümü saat 8:30da açıverdim. Apar topar giyinip çıktık evden ve dooooğğru yeni evimize gittik. Cumartesi günü için programımız çoook önceden belliydi. Kaba temizlik günüydü. Kovalar, bezler, temizlik malzemeleri, herşeyimiz hazırdı. Yanımıza yiyecek, içecek bir şeyler de almıştık. Evin içerisindeki fazladan inşaat malzemeleri çıkarıp depoya bir güzel yerleştirdikten sonra, başladık alt katı silip süpürmeye..
Kaç kova su harcadık, kaç kez aynı yerden geçip sildik hatırlamıyorum ama bir türlü o toz kir gitmiyordu. En son Emine Ablanın "Sidalcım bu böyle olmayacak" demesi üzerine "dur yapma" dememe kalmadan bahçe hortumunu evin içine sokmuş ve suyu açmıştı bile.. İşte bundan sonrası çok keyifliydi. Bütün salonu bir güzel köpürttük, müziği de açtık. Koca salonda hem dansedip hem de elimizde fırçalar ve çekçekler yerleri temizledik. Bir ara vileda sopasını mikrofon yapıp boş evde eko yapan müthiş sesimle şarkı bile söyledim.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Yoğun Geçen Haftasonu

Yoğun bir haftasonu sonrası yine yazayım birşeyler istedim.. Cumartesi çok yakın iki arkadaşımız sözlendi. Maalesef biz sadece birinin yanında olabildik. Cumartesi çok keyifli ve güzel bir akşamdı. Biz kızlar için yorucu ama eğlenceliydi. Mutfakta organize bir çalışma, bant usulu bulaşık yıkama, duruma ve yerleştirme derken akşam nasıl bitti anlamadık. Baya kalabalık bir arkadaş grubuyduk, hatta galiba akrabalardan daha fazlaydık. Beyler kendi tecrübelerinden dolayı olsa gerek damada "tam destek" olmak için oradaydı, biz kızlar da gelinimizin sağ koluyduk adeta.
Ailelerin kaynaştığı çok sıcak bir ortamda geçen, kusursuz bir akşamdı. Kahveler içildi, yüzükler takıldı.. İkramlar deseniz bir şahaneydi. Ben zaten artık tescilli pasta kesici olarak direk pastayı sahiplendim. (Bizim iş yerinde herkesin doğum günü pastasını kesmek benim görevimdir çünkü 12 kişilik pastayı 50ye falan bölme yeteneğim olduğunu söylüyorlar) Bu sefer kalın kalın kestim tabi ;))
Sonrasında diğer arkadaşlarımızı da aradık. Onların da herşey yolunda gitmiş, nişan tarihi düğün tarihi falan derken bir çok şeyi belirlemişler.
Arkadaşlarımın çok mutlu olmasını dilerim, umarım bütün hayatları o geceleri kadar kusursuz ve keyifli geçer.. Daha yolun başındalar, esas keyifli maraton şimdi başlıyor..

Bu arada cumartesi gündüz Cem'i buradaki işlerle başbaşa bırakıp Çeşme'ye kaçtım.. Çok yağmur vardı, çok ıslandım, çok üşüdüm ama çok eğlendim. Gerçi yolun çoğunu Cem'e malzeme alacağı yerlerin tarifini yapmakla geçirdim. Ama zevkine fazlasıyla güvendiğim sevgilim gidip herşeyin en iyisini bulmuş, almış zaten. Bu durumda bataryalarımız dışında bütün ıvır zıvır malzemelerimizi de halletmiş olduk. Sadece Franke'den beklediğimiz bataryalarımız kaldı. Onlar da geldiğinde tesisatçımız eve son kez girip herşeyi bağlayacak ve evimiz yerleşmeye hazır olacak.

Ondan sonra sizlerle evimizin fotoğraflarını ufak ufak paylaşmaya başlayacağım..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...