Düğünümüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düğünümüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2012 Perşembe

Düğün Konseptimiz (vol1)

Bir önceki yazımde sıralama vermiştim ama bir türlü gelin alma kısmındaki fotoğrafları eleyemedim. baktıkça ağlıyorum ne yapayım.
Madem öyle o zamaaaan ben de hemen düğün dekorasyonumuz ve konseptimizle ilgili detayları paylaşayım. Korkarım uzun bir yazı olacak.
Öncelikle kısaca yaşadığımız süreci anlatmakla başlayım.
Cem ile en başından beri iki hayalimiz vardı. Biri kır düğünü, ikinci deniz kenarı . Nişanımızı kır düğünü tadında evimizin bahçesinde yapmaya karar verince, zaten düğünümüzün daha en başında deniz kenarında olacağı belliydi. Cem'in de Ilıca Otel hayali olunca zaten hiç bir yere bakmadan direk Ilıca Otel ile tam bir sene öncesinden anlaşmıştık.
Bundan sonrasında geriye konsept belirlemesi kalmıştır diyeceksiniz ama benim deniz kenarı hayali kurduğumuda konseptim zaten belliydi;) Her yerde konsepte uygun halatlar, inciler, kayıklar ve hatta masanın ortasında yüzen balıklar hayal ettim.
İşte bu süreçten sonrası bizim için zor oldu. Hangi organizasyon firmasına gitsek "nasıl yani? balık mı?" dediler. Anlaştığımız firmada her ne kadar ilk başta beni vazgeçirmeye çalışsa da yılmadık. Hatta istediğimiz büyük şarap kadehlerini buralarda bulamayınca Polonya'dan falan getirttiler. Ancak maalesef düğün günümüzde Çeşme'deki rüzgarın azizliğine uğradıklarından masa ortalarında büyük kadehlerimiz değil, ancak  alçak olan diğer alternatiflerimiz kullanıldı. Tabi her şekilde yine de içlerinde balıklarımız vardı. Zaten tamamını yüksek kadehlerden yapmayı düşünmüyorduk. Yarısı alçak, yarısı yüksek olacaktı. Tamamı yüksek olduğunda insanların sahneyle bağlantısının kesildiğini ve insanların aynı masada bile birbirinden kopuk kaldıklarını düşünenlerdenim. Gerçi biz kadehlerimizi seçerken insanların birbirini görebilecek boyda olması için özellikle uğraştık. Ama kısmet olmadı ne yapalım. Sonuçta içi su dolu be kadehin misafirlerimizin üzerine devrilme riskini alamazdık.
Balıklarımızla ilgili süreci atlattıktan sonra sıra geldi diğer aşamalara. Masada yoğun çiçek istemiyordum, tamamen sade ama şık olmalı ve odak noktası sadece balıklarım olmalıydı. Bu nedenle çiçekler beyaz, balıklarımız turuncu japonlardan seçildi.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Bir yerden başlamak lazım..

Fotoğraflarımız geldi... Ama bak bak bitecek gibi değil.
Ayıklamaya çalışıyorum ama hiç birine kıyamıyorum.
Dün gece 2ye kadar oturup ancak bir CD bitirebildim. Elimizde bakılması gereken daha 7 CD var..
 
Akşam koşa koşa eve geldik. İlk elime aldığım CDnin içinde evden çıkma sırasında çekilen fotoğraflarımız da çıkınca olanlar oldu işte.. Ağla ağlaa ağlaaa..
En etkilendiğim pozlardan biri.. Kardeşim ve babam..
Zaten kurdelam bağlandı, sonra iki oynattılar bizi kafamı bir çevirdim, herkes ağlıyor..
Arkadaşlarımız, kuzenler, teyzem, kardeşim ve hatta komşular.
Neyse evden çıkma detaylarına tüm fotoğraflarla birlikte tekrar değineceğim zaten.
 
Şimdi geleim aynı CDden çıkan en sevdiğim poza.
Her ne kadar poz vermek farz olsa da ben doğal yakalanmış pozları daha çok seviyorum. Yakalanan özel anlar, bir bakış, bir heyecan , veya aynı bu aşağıdaki pozdaki gibi "hay ben bu eteğin" anı..
 Çok severek giydim gelinliğimi ama ilk başta alışmak zor oldu kesinlikle..
 
 
Gelinliğimi merak edenler için de küçük bir ipucu olsun bakalım..
 
Bundan sonraki yazılarımda sırasıyla;
 
Evden gelin alma merasimi,
Gelin arabamızla ilgili detaylar,
Düğüne hazırlık fotoğraflarımız,
Dış mekan çekimlerimiz,
Düğün dekorasyonumuzla ilgili detaylar,
Nikahımız ve düğünün doruk anları
veeeeee
Müzik listemizi paylaşacağım..
Belki en son dansımızla ilgili küçük bir sürpriz de olabilir ;)))

18 Eylül 2012 Salı

Vintage Delisi

Madem düğün fotoğraflarımız henüz elimize ulaşmadı o zaman ben de düğün öncesi fotoğraflarımı yayınlarımmmm..
Sizi merakta bırakmayacağım veee daha önce de bahsettiğim şu meşhur kısa gelinliğimle çekildiğim fotoğrafları huzurlarınıza sunacağım.

Bu fotoğraflar bizzat kendi kuzenim Itır Kan tarafından Reçine'de çekilmiştir. Çok keyifli bir çekim oldu. Sıcaktı, Cem bir türlü yetişemedi ama biz herşeye rağmen çok eğlendik. Odamda, merdivende, evimizin bahçesinde, her yerde, her yerde fotoğraf çekildim. Tabii buraya koymak için biraz eleme yapmak gerekti.

Haydi bakalım beğenecek misiniz :))))




Bizden Haberler..

Güne kendi evimizde uyanmak..
Gerçekten acaip bir duyguymuş.

Balayıydı, aile yemeğiydi falan derken, ancak dün gece 1 gibi eve gidebildik.

Eşyaları arabadan indir, yerleştir zaman nasıl geçti anlamadık.
Bu koşuşturma içerisinde sanki daha önce hiç yaşamadığımız bir evdeymiş hissi gelmedi aslında.. Sanki hep burdaymışız ve bu da bizim için normal bir günmüş gibiydi. Evimizi 10 gündür göremediğimiz için özlemiştik sadece..

"Su basmasın" diye kapattığımız olan vanamızı açtık, buzdolabını çalıştırmaya başladık. Yanımızda getirdiğimiz bazı erzakları yerleştirdik. ve hadi uyuyalım artık dedikten sonra bile bir yarım saat geçti diyebilirim.

Tek tek pencereler kontrol edildi sonra başladık "Kapıyı kitledin mi", "alarmı çalıştırdın mı", "bu ışık nerden kapanıyor ya" demeye..

Evimizin hala bazı eksikleri var. Neyin nerde olduğunu tam kavrayabilmiş değiliz hatta.. Ama herşeye rağmen sabah erkenden kalkıp çabucak bir kahvaltı hazırladım "kocacıma". Peynirler, kalp şeklinde omletler, meyve tabakları falan artık evde neler bulabildiysem.. Ama meğer bizimki ekmek olmadan yumurta yemezmişşşş.. Evet evet gerçekten yemedi. O hazırladığım omleti resmen yemedi. veeee böylelikle bu da onun için hazırladığım son kahvaltı oldu.
Neyse hadi son kahvaltı demeyelim ama bir daha omlet yapmayacağım kesin. hihihihih

şaka bir yanaaaaa, bu akşam yemek de yapmayacağım, çünkü akşam için bir programımız var. Hatta yarın da.. Perşembeye henüz bir program olmasa da onu da bir şekilde dışarıda halledebilmeyi düşünüyorum. Sonra zaten düğünler var.. Artık pazar günü ilk yemeğimi şöyyyyleeee rahat rahat yaparım dimi amaa... Ama henüz ne yapacağımı bilmiyorum. Şuana kadar ona hiç yapmadığım bir yemek olsun istiyorum ama sanırım elimdeki bütün kozları kullanmışım. Farklı birşeyler bulmam lazımmmm..

Ayyy akşam olsun istiyorum.. Evimize gideyim, hala yerleştiremediğimiz eşyaları yerleştireyim, balayı valizini açıp komple makinaya atıvereyim. Sonra da bir güzel süslenip aşkımla gezmeye gidelim istiyorum.

Çok şey değil istediklerim. Şu geçtiğimiz zaman içerisinde her istediğim o kadar kusursuz oldu ki bundan sonrası için birşeyler daha isteyip, hayal etmeye utanıyorum.

Bu arada hala düğün fotoğraflarımızı alamamış olmanın burukluğu üzerimde.. akşam olsun bir de gidip onları alalım "istiyorum"

off yine mi fotoğraf yok dememeniz için Ilıca otelin kendi sitesine yüklediği fotoğraflardan bir kaçını paylaşayım artık.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Just Married..

Ben geldimmmmmmmmmmm...

Evlendik ve hatta üzerinden şaka maka 9 gün bile geçti..
Herşey çok güzeldi, çok eğlendik, hayatımızın en harika günlerini geçirdik bu 9 günde.
Özellikle en mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza ve büyüklerimize çok teşekkür ediyoruz. Ankara'dan, İstanbul'dan, Antalya'dan ve  hatta Memphis'ten gelen tüm sevdiklerimizle harika bir gece geçirdik. Rüya gibiydiiii..
Herkes bu özel günümüze ayrı bir anlam kattı.. Her anıyla, her çalan şarkısıyla, her bir fotoğraf karesiyle bizim için çok büyüleyiciydi.
Umarım bu aralar bu heyecanları yaşayan herkesin en az bizimki kadar güzel bir düğünü olur.
Bu arada maalesef hala balayının yorgunluğu üzerimizde.. dün gece 4te gelebildik İzmir'e.. henüz fotoğrafları ve yazılarımı düzenleme fırsatı bulamadık.
Ancak en kısa zamanda düğünümüz ve balayında gezdiğimiz yerlerle ilgili tüm detayları paylaşacağım.

Bu arada merak edenler için söyleyim (meğer daha önce söyleyeceğim deyip de söylememişim; balayında Roma, İbiza ve Barcelonadaydık. Hepsi ayrı ayrı romantik ve eğlenceliydi. Ancak İbizaaaaa bambaşkaydıııııı...(detaylar maalesef daha sonra)

Lütfen kusura bakmayın..
Ancak sizi bir iki gün daha bekleteceğim..

7 Eylül 2012 Cuma

Düğüne 1 kala..

Sevgili takipçilerim,
Büyük gün geliyor.. Yarın evleniyorum. 1-2 saat sonra da İzmir'deki evimizden müstakbel eşim beni almaya gelecek ve Çeşme'ye gideceğiz. Evde bir koşturmacadır gidiyor, ancak ben bir köşeye çekilmiş ve sizlerle heyecanımı paylaşayım istiyorum.
Sabah kalktığımda bu evdeki son bekar günüm olduğunu farkettim. Başladım yine ben evlenmekten vazgeçtim demeye ;) Aslında bir bekar günüm daha kaldı, onu da Çeşme'deki evimizde geçireceğim.
Bu gece son bir ayın aksine erken yatmayı, sabah da erkenden kalkmayı planlıyorum. Sonra düğünümüzün yapılacağı otele gidip, saçımı ve makyajımı yaptıracağım.. 4e kadar hazırlıklarımız bittikten sonra fotoğraf çekileceğiz. Nikah saatini bekleyene kadar da arkadaşlarımızla heyecanımızı atmaya çalışacağız
veeee saat 7:30ta gelen misafirlerimizden sonra saat 8 gibi nikahımız kıyılacak. İşte bu anı düşündükçe karnıma ağrılar giriyor ve gerisini hayal etmeye devam edemiyorum ;)))

Düğünümüz Çeşme Ilıca Otelde olacak ve meteoroloji yarınki çeşme rüzgar durumunu 38 km olarak gösteriyor. Donucaz donucaaaazzz.. Şuan tüm detayları, yapılacakları bırakmış sadece havanın güzel olması için dua ediyorum.. Saçımı da mecburen hava şartlarına göre değiştirdim. Bakalım nasıl olacak..

İçerden beni çağırıyorlar bu nedenle uzatmayayım..
Düğünden sonra bir hafta boyunca buralarda olamayacağım. Küçük bir Roma, İbiza, Barcelona turumuzdan sonra önümüzdeki pazartesi İzmir'e dönmüş olacağız. Sonrasında hem düğün detaylarını, hem balayımızda gezdiğimiz yerlerle ilgili bilgileri sizlerle paylaşacağım..

Kendinize iyi bakın.
Herşeyin mükemmel geçmesi için bize dua edin..

6 Eylül 2012 Perşembe

Son 2 gün..

Büyük güne sadece 2 gün kaldııı.. heyecan dorukta.. Şuan düğünle ilgili kendi ellerimizle hazırladığımız detaylardan birini daha tamamlamış olmanın huzuruyla bu saatte oturdum bilgisayar başına.. Yarın İzmir'deki evimizin bahçesinde (yani Reçine'de) fotoğraf çekimi yapacağız. Sağolsun bu konuda kuzenim bize destek olacak. Fotoğraf çekimimiz de tamamlandıktan sonra cidden cumartesi gününe kadar elimi hiiiiiiçbir şeye sürmeyeceğim. Sadece ve sadece dinlenip o güne hazırlanacağız..
O güne kadar bir daha yazmaya fırsat bulurmuyum bilemiyorum. Ama tüm detayları 17sinde tek tek tek anlatacağım.
Bu arada bugün şeker barımızda kullanacağımız şeker ve çikolatalarımızı aldık. Korkarım çok güzel olacaklar.. Şeker barından misafirlerimizin şekerlerini alabilmeleri için de külahlar ve kayıklar yaptık. Kayıklar birrrr şahaneeee.. Külahlar da peçete halkalarımız ve davetiyelerimizle takım oldular..
herhalde artık onların fotoğrafını yarın sabahtan çekebilirim.

Otelin girişindeki billboarda asılmak üzere hazırlanmış olan posterimiz de yarın basılacak. Yine konseptimize uygun deniz kenarında çekilmiş olduğumuz çılgın bir fotoğrafımız vardı eskilerden kalma. Gayet doğal, çekerken çok eğlendiğimiz, ertesi gün de bizi yerimizden kıpırdatmayan bir pozdu gerçekten de.. Tekrar bakınca o zamanlar çektiğim bel ağrılarını hatırladım..

Nedense klasik öyle omuz omuza, yanak yanağa çekilip konulmuş fotoğrafları pek haz etmiyorum. Bana kalsa direk kumsala yazdığımız sc harflerini kullanalım diyecektim hatta sırf öyle mucuk mucuk bir pozumuz olmasın orada diye.. ama Cem'den bu resmimizi kullanma fikri gelince "işte bu" dedim. Zaten diğerinin çözünürlüğü bizim bilboard için yeterli olmayacakmış..
Tabi bunun üzerinde bazı küçük oynamalar yapıldı. Ama yüklü bir dosya olduğundan koymayım dedim buraya..

Bakalım siz beğenecek misiniz :)))

SidalCem Kadehleri

Düğünümüzde bir teşekkür konuşması yapmayı planlıyoruz. Masa masa dolaşıp misafirlerimizi öpüp hem onların, hem kendi zamanımızdan çalmaktansa, bu işi nikah sonrası kokteyl sırasında halledelim ve sonrasında herkes masalarına geçtikten sonra ilk dansımızla birlikte herkes eğlenceye geçsin ve gecenin tadını çıkarsın istiyoruz. Tam olarak zamanlamasını kestiremesek de herhalde ya pastadan sonra yada yemekler yenildiği sırada bir teşekkür konuşması yapıp, misafirlerimizle geleceğimize bir kadeh kaldırmak istiyoruz. Kadehlerimiz kalkarken de fotoğraflarımız içerisinde böyle güzel küçük bir detay anı olarak kalsın istedik. Kim bilir o kadehler daha daha başka hangi mutlu anlar için kalkacak..

Gerçi ben yine bu kadehleri kendim yapmaya niyetlenmiştim. Tül ile süsleyip gelin&damat yapacaktık ancak internette dolaşırken güzel bir site keşfettim. Boyamayla böyle kadehler yaptıklarını görünce hiç düşünmeden hemen siparişini verdim. Saç rengimi, buketimin rengini söylemem yeterli oldu ve bu harika kadehler 10 gün sonra elime ulaşıverdi. Bu arada gelinliğim balık değil ancak kadehin formundan mecburen böyle oluyor tabi. Şimdi tülden onun altına güzel bir etek yapacağım.. Ve bizimle birlikte o özel gün için bu iki şirin şey hazır olmuş olacaklar.

Bu arada kadehlerimizin evimizde de yerleri hazır. Cem'in daha önce aldığı gelin&damat su bardaklarıyla birlikte büfemizde kardeş kardeş takılacaklar ;))


3 Eylül 2012 Pazartesi

Kına Gecem

Nerden başlayım bilemedim.. Aslında bugünkü amacım cuma günkü düğün koordinasyon toplantımı ve perşembe günkü gelinlik provamı anlatmaktı ama dün gece o kadar güzel bir kına gecem oldukiiiiii önce ondan bahsetmek istedimmmm..
Çok uzatmadan direk fotoğraflara geçeyim diyorum ;))

Kınamız Reçine'de yani evimizin bahçesinde oldu. En az düğünümüz kadar özendiğimiz bir geceydi. Tüm süsleme ve organizasyon tarafımızca hazırlandı. bana deli diyenler, şaşırmışsın sen diyenler olduu ama yılmadımmmm ;) (daha da bitmedi bu arada)
İştee daha nişan zamanından beri hayalini kurduğum dilek ağacımız.. Aslında bir armut ağacıydı ;))))) O zaman fırsat bulamamıştım hazırlamaya ama kınada yapmasam gerçekten içimde kalacaktı.
Ağaca çıkmışken çürüyen armutları da temizlettiler bana..
Girişe "Sidal & Cem Evleniyor" banner yaptırdık. Burdan şirin şeyler fabrikasına teşekkür ediyorum.
Harikaydı.. Herkes bol bol fotoğraf çekildi önünde.
Ve dilek köşemizzz.. Masamızda kına çantalarımız, Meltemciğimin kurabiyeleri, dilek kağıtlarımızın bulunduğu kuş kafesimiz, zillerimiz, çubuklara takılı bıyık, papyon ve dudaklarımız duruyor.. Ve tabiiii kına tepsimiz..
Üşüyen misafirlerimizi unutmadık. Havanın rüzgarlı olmasından dolayı çabuk tükendiler. Ancak bir süre sonra zaten herkes oynamaktan ısındı tabi.. Annemin dahiyane fikri ;))
İşte ilk elbisem..
çok çok çok severek giydiğim bir elbise oldu gerçekten de.. Tam hayalimdeki gibiydi.. Kimi Hürrem dedi, kimi Helen.. Yapmışım yine yapacağımııııııııı ;)) (elimdeki bir kaç kesiği saymazsak bu sefer nazar değmeden atlattım galiba) 

Dilek dileyen herkesin dilekleri gerçek olur inşallah..
(bu arada çok bomba dilekler dileyenler var.. cidden herkesin darısı başınaaaaaa)

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Bekarlığa Veda..

Geri sayım devam ederken harika bir haftasonu daha bitti işte..
Cuma günü sevgilimin doğum günü vesilesiyle bir de bekarlığa veda ettik.

İkimizde ayrı organizasyonlar yapmıştık. Ona sürpriz erkek erkeğe bir doğum günü yemeği organize edip ben de kızlarla birlikte Alaçatı'ya kaçtım.
Önce El Beso'da güzel bir yemek yedik ve sonra kendimizi bir anda Tektekçi'de bulduk. Koca bir yaz neden oraya gitmemişiz anlamadım. Enteresan bir mekan olmuş.
Güzeldiiii, değişik içkileri vardı. Yaş ortalaması biraz düşük olsa da içkiler gerçekten çok iyiydi. Özellikle son içtiğim "bitik" (tatlı sert) bir daha denemeye değer. Bir kaç tek attıktan sonra zaman kaybetmeden attık kendimizi sokaklara. Kafamda duvak, elimizde kameralar.. Deliler gibi sokaklarda hem güldük, hem yürüdük. Sonraki durağımız da İyi Resto Bardı. İşte orda içtiğimiz tekila kesinlikle harikaydı. (içindekileri not ettim, kınamda mutlaka ikram edeceğim)

24 Ağustos 2012 Cuma

Son 15..

Bugün itibariyle son 15 e girmiş bulunmaktayız.

Herkes "amaaaaan ne kaldı şunun şurasında" dese de biz "of evet ne kaldı ki yaa :S" modundayız.

Aslına bakarsanız bundan bir ay önce daha fazla stres vardı. Ama şimdi bir şeyler hallolunca, hayallerimiz hızla gerçekleştikçe stres yerini direk heyecana ve sabırsızlığa da bırakıyor.

Bunu dün kuzenim her yaptığım masa numarasından sonra tek tek bitenlere bakıp "ayyy yerim ben seni şirin şey" dediğimi yakaladıktan sonra kopunca bir kez daha anladım. Özellikle kendi ellerimle yaptığım şeyler için ayrı bir heyecan hissediyorum. Şimdiden masa numaratörlerimizin, kullanacağımız süslemelerle ilgili detayların talipleri çıktı bile. Hatta kuzenlerim ve arkadaşlarım o gün olur da kalmaz diye özellikle kınada dağıtılacakları şimdiden zulaladılar ;))))

Yeni yeni siparişleri de şimdiden almaya başladık, ancak önce kendi düğünümüzü halletmemiz lazımmmmmmmm.. 8 eylülden sonra herkes her detayı görecek ve söz veriyorum ne isterseniz 16 eylül itibariyle hepsinden yapacağım ;)))))

Neyse sonuç olarak kalan 15 gün için bir değerlendirme yapmak gerekirse;

Evimiz;

  • Evimizin mobilyaları geldi, yerleşti. Çeyizler, evdeki eşyalarım falan gitti. Sadece yatak odası ve bizim kıyafetlerimiz kaldı. (sanırım artık yemek masamızla ilgili küçük(!) bir foto paylaşmanın zamanı geldi.. )
Perdeli hali sürpriz olsun artık;)
  • Yatak başımız daha önce bahsettiğim gibi İstanbul'dan geldi. Harika ama hala fırsat bulup gidip monte edemedik. Pazar yada pazartesi hallederiz herhalde.
  • Halılarımız hala muammaaaaaa.. Ama çok beğendiğim bir halı buldum sonunda. Fırsat bulursak Cem ile birlikte gidip bakacağız. Şimdilik beklemede.. Nasıl olsa düğünden sonra da olur.
Düğün detaylarımız;

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Kına Detayları..

Bugün anlam veremediğim bir karın ağrısı çekiyorumm.. Artık stresten mi, yoksa müstakbel eşimin hissettiği ağrıları ve acıları benim hissedebiliyor olmamdan mı kaynaklanıyor anlamış değilim ama özellikle herkes "ne kadar kaldı bakalım" diye sorduğunda bıçak saplanıyor gibi oluyor.

Bu aralar ne kadar çok şey hallettik halbuki, neyin stresi bu acaba..
Şundan iki gün önce ne kadar rahattım. Herşey normaldi, sanki daha varmış gibi, herşey bitmiş, düğün gününü bekliyormuşuz gibi geliyordu. Yarın gerçi yine o moda geçerim herhalde. Bugünkü özel bir durum olabilir, pazartesi sendromu belki de.... (böyle kandırıyorum işte kendimi)

Madem öyle işin stresli değil eğlenceli kısımlarından bahsedeyim bakalım..
Eveeet geldik kına detaylarına..
  • Kına gecesi giyeceğim elbisemi aldık. Yeşilli, doreli, kahverengili hoş bir elbise.. Çok beğenerek aldım. Yatağımın tam karşısında asılı,o günü bekliyor.
  • Kına yapılırken giyeceğim kostümüm de hazır. Bu aralar herkesin giydiği, kaftan ve bindallıların aksine bizim göçmenlerin giydiği Üsküp kostümünü tercih ettim. Bir ara vazgeçmiştim ancak yoğun talepler üzerine kuzenimin de yardımıyla şahane bir kostüm bulduk.
  • Arkadaşlarımın kına taçlarını da kendimiz yapalım dedik. Taçları ayrı almıştık, sonra gidip pudra renginde de tüller aldık. Teyzoşum ve kuzenimle bir güzel kestik diktik. Enteresan oldular.
  • Kendi tacım da hazır. Onu da bir arkadaşım ayarlamıştı,müthiş bir şey. Onun için de şifon aldık, arkasına tutturacağız. Herhalde yarın falan da diker, hazırlayıp bir kenara koyarız.
  • El mumlukları da bizzat yine teyzoşum tarafından hazırlandı. Pembiş pembiş çiçekli, çok şirinler. Ben öyle hazır kınacılardan gidilip alınmış ürünlerden pek hoşlanmıyorum. Herkesde aynı olan tepsiler, hazır duvaklar, kına hediyeleri falan..
  • Kına hediyeleri demişken. Kınalıklarım harika. minik çantalar örüldü bunun için. kına poşetlerini bunların içerisine koyacağız. hepsi rengarenk, bıcır bıcırlar..
  • Kına gecemin hatırası olarak da bu haftasonu birşeyler aldık. Ama onun gerçekten sürpriz olmasını istiyorum. Sadece şöyle diyebilirim ki aldığımız yerdeki adam ne amaçla kullanacağımızı söylediğimizde küçük bir şok yaşadı. Ordan da üzerine süs yapmak için bir kınacıya gittik, çantadan elimizdeki numuneyi çıkarınca "napcanız ki bunu dedi" söyleyince de "ay nerden aldınıııızzzzz" dedi. Herhalde haftaya gidip o mağazada bunlardan çeşit çeşit görürüz :))) bunu sizlerle paylaşmak için 3 eylül olmasını istiyorum hemen, çünkü çok sabırsızlanıyorum.
Gelelim kına dekorasyonumuzu;

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Düğüne 1 ay kala..

Evet bugün düğünümüze tam bir ay kaldı.

Tam bir ay kala tamamlananlar ve hala bekleyenler listesi iyice artık aldı başını gidiyor..

Yapılacaklar listesinden silinen kalemler artık baktıkça daha bir keyif veriyor.

  • Malum su basması sonucu tekrar boya yapmak gerekti. Bu arada onlar halledildi, hemen arkasından duşakabinlerimiz geldi.
  • Boyanın yapılmasını bekleyen perdecimiz elinde hazır perdelerle bizim çağırmamızı bekliyor.
  • Koltuklarımız zaten hazırlanmıştı ancak Cem'in şehirdışında olmasından dolayı bu perşembeye ertelemiştik. Heyecanla onu bekliyoruz diyeceğim ancak bitmiş halini gördüğümüz için rahatız.
  • Çeyizler hazır.. Yıkanmaları, ütüler, paketlemeler bitti. Bizim zaman ayırıp eve götürmemizi bekliyorlar.. Daha önceden bir kısmını götürdüğümüz için o konuda da içim rahat, hep beraber bir günde bitiririz her türlü ;)
  • Yatak başımızın da siparişi vermiştik. Pazartesi günü o da İstanbul'dan geliyor.
Şimdi ne mi kaldı? Tabiiiiki halılarımız.
Geçen haftasonumuzu halılara bakmakla harcadık ancak yok yok yok.. istediğim gibi bir halı bulamıyorum. Kendinden desenli, sade ama modern olmayan, el dokuması bir halı arıyorum. Koca İzmir'de yok. Ben dokuyacağım böyle giderse.
Aslında ben hep en başından beri jüt halı diye tutturmuştum, çünkü tarzımıza ve salonumuza çok uygun olacaktı ancak Cem "ben ona basamam" deyince ben de otomatikman bu hayalimi mutfak için kullanmaya karar verdim.

Aslında halı halı diye bir tutturmam da yok. Hatta ben halı işini pek sevmem bile. Ancak giriş ile yemek masamızın arasında kalan bir boşluğa ve koltuklarımızın arasına küçük bir halı çok şık duracağı için hadi koyalım dedik. Gerçi böyle giderse düğüne kadar halımız olmayacak. Bunu çok da umursamıyorum. Zaten Cem ile ilk yaptığımız planda bazı şeyleri evlendikten sonraya bırakmıştık. Halı da bu maddelerden biriydi. (he bu arada diğer bütün maddeleri tamamladık o da ayrı)

Şimdi düğünümüzle ilgili detaylara gelelim..

29 Haziran 2012 Cuma

Balayımız..

Dün harika bir gündüüü...
Sabahtan beri herşey çok güzel başlamıştı.
Düğün hazırlıklarımızla ilgili bir damatlığımız, bir de balayı programımız eksikti. Ben üzerime düşen her şeyi halletmiştim. Ancak Cem'in görevleri henüz tamamlanmamıştı.
Mesleği dolayısıyla da zaten balayını tamamen kendi programlamak istediğini söylemişti. Sadece bana nasıl bir yer istiyorsun dedi. Geri kalan herşeyi o halletti.
Aslında ben de ne istediğimi tam bilmiyordumkii. Her gün ruh halime göre gitmek istediğim yerler değişiyordu.
Bir gün "ay romanrik bir yer olsun" diyordum, aşkımızı doya doya yaşayalım istiyordum. Bir diğer gün "deli gibi eğlenebileceğimiz, kıpır kıpır bir yer olsun" diyordum, . Bazen de "of çok yorulacağız zaten, gidelim bir yere dinlenelim, gezelim, yeni yerler görelim yeter" dediğim oluyordu..
Hal böyle olunca benim dengesiz ruh hallerimle harmanlanmış harika bir balayı programı çıktı ortaya..
Dün hiç düşünmediğim bir anda bir mail geldi. Veeeeeeeeeeeeeee tam da hayalini kurduğum gibiydi..

5 Haziran 2012 Salı

Menü Tadımımız

Gelelim Pazar gününee.. Normal şartlarda o kadar yoğun bir cumartesi geçiren birinin pazar günü saatlerce uyuyup dinlenmesi gerekirken, biz Pazar gününe erken başladık.
Sabah yine erkenden uyanıp azcık sabah sporumu yaptıktan sonra Cem beni almaya geldi. Spora yetişemediği gibi, henüz daha uyanmamış olduğu suratından belliydi. Ancak 12de düğünümüz için tadıma gitmemiz gerekiyordu.
Ilıca Otel'e gittiğimizde kapıda bizi Pınar Hanım karşıladı. Hemen wedding rooma geçip yemekler gelene kadar bazı detayların üzerinden geçtik. Öncesinde menümüzü belirlemiştik aslında. O gün de misafirlerimize sunacağımız yemeklerin lezzetine bakmaya gitmiştik. Özellikle nasıl sunulacağı benim için çok önemliydi. Sırf bu tabakların sunumu için bile bir tasarım ekibinin çalıştığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Ama gerçekten çok başarılılar. Özellikle tatlılar konusunda.. Zaten tabaklar önümüze geldiğinde daha yemeden bile göz doyuruyorlardı. Tatları için zaten söyleyecek bir söz yok. Hatta şöyleki sıcaklarla ilgili 3 farklı yemek denedik. Hangisinin daha güzel olduğuna karar bile veremedik. Üçü de şahaneydi. Ancak bizim için belirleyici olan faktör herkesin damak tadına hitap edebilmesi ve kesilip yenilmesi kolay olmasıydı. Özellikle ben gittiğim düğünlerde buna dikkat ediyorum. Hatta sırf bu yüzden seçtiğimiz menünün üzerine gelmesi gereken saman patatesi de istemedik. Çünkü özellikle böyle yerlerde onu yemesi tam bir işkence olabiliyor.

Ertan Kayıtken - 3. provam

Harika bir haftasonuyduuuuuuu..
Tek bir cümleyle böyle özetlenebilir herhalde..
Cuma günü haftasonuyla ilgili heyecanımı ve az çok beklentilerimi paylaşmıştım zaten. Beklentilerimin çok üstünde bir haftasonu geçirdim.
öncelikle gelinlik provamdan başlayım isterseniz. Sabah aheste aheste kalktım, duşumu aldım, makyajımı yaptım, güzelcene giyinip annemi almaya gittim. Enteresandırki kapıda hiç bekletmeden hemencecik çıkıverdi. Hemen Alsancağa doğru yola koyulduk. Yine çok enteresandırki trafik yoktu. 1den önce alsancaktaydık. O gıcık gazi okulunun otoparkına muhtaç kalmadan başka bir yerde yer de bulduk. Buraya kadar herşey olağandışı ilerliyordu. Herşey yolunda gideceğine bir işaretti sanırım.
Neyse sonra biraz dolaştıktan sonra Ertan'a gittik. Kapıda canım arkadaşım Zeynep de gelmiş bekliyordu. Midem pırpır ederken yukarı çıkıvermişiz bile. Biraz hoşgeldin beşgittinden sonra beni hazırlık odasına aldılar. İçeri girdiğimde bir mankenin üzerinde bembeyaz harika bir gelinlik duruyordu. Meğer benimmiş, vallahi tanıyamadım. Hiç bu kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim. Hemen giydim, hazır olduğumda da herkesi içeri aldılar. O sırada aynada kendime bakıyordum, bir döndüm annem ağlıyor ;)) Onu öyle görünce ağlamamak için kendimi zor tuttum. Ama beni en çok duygulandıran Cem'in annesini arayıp beni merak ettiğini söylemesi, nasıl olduğumu ve gerçekten istediğim gibi bir gelinlik olup olmadığını sorması oldu. Kendi damatlığı konusunda o kadar ilgisiz olan nişanlımın, gelinliğim için gerçekten endişeleniyor olması beni çooook mutlu etti.

1 Haziran 2012 Cuma

Yarın Büyük Gün.....

Yarın büyük gün.. Ertan Kayıtken'e üçüncü gelinlik provama gidiyorum.
Aslında ikinci sayılabilir. Çünkü ilk gidişimde kesim töreni yapmıştık. İkinci gidişimde tek başıam gitmiştim zaten. Ama yarın ilk günkü gibi yine kalabalık bir kadroyla Ertan Kayıtken'in karşısında olacağız. Arkadaşlar, anneler hep beraber oradayız yarın. Bir kişi eksik o da sevgili müstakbel eşim.
Onun 8 eylüle kadar gelinliğimi görmesi kesinlikle yasak. Kafasında hayal ettiği bazı modeller varmış söylediğine göre ama ben yine de hiiiiiç renk vermiyorum. Şuan çok ufak tefek detayları başkalarıyla konuşurken az çok duymuş olabilir ama sonunda neler çıkacağını başkaları da bilmediği için sevgilimin de bilmesi imkansız. Söylese söylese annemin söylemesi lazım. O da mümkün değil. Çünkü zaman zaman ben heyecanlanıp anlatmak istediğimde anlatma sürprizi kaçar diyor, 5,5 aydır sabrediyorum zaten 3 ay daha sabredebiliriz. (ay şaka maka ne çabuk geçmiş zaman)
Oooofff bir an önce yarın olmasını istiyorum ve Ertan Kayıtken'in ne harikalar yarattığını görmek için sabırsızlanıyorum.

Yarınki tek heyecanımız gelinlik işleri değil tabii ki. Aynı zaman da yarın provadan sonra Cem ile uzun zamandır uğramadığımız Karabağlar'a gideceğiz. Şuanki tek eksiğimiz olan koltuklarımızı halledeceğiz. Koltuklarımızı hallettikten sonra annelerle Cem'in annesinin perdecisine gidip, belki perde derdinden de bir çırpıda kurtulmuş olabiliriz. Harika şeyler olduğunu söyledi, 3 gündür meraktan çatlıyorum.

Ama esas meraktan çatladığım bir diğer konu düğünümüzde çıkacak olan müzik grubumuzun performansı. Akşam Hilton'daki bir düğünde çıkacaklarmış. Yarınki düğünün organizasyonunu da Sahne 360 yapıyormuş. Gidelim yerinde neler yaptıklarını görelim, grubun performansını azcık izleyelim dedik. Hem de azcık eğleniriz, fena mııı ;)))))

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Müzik Grubumuz

Haftasonumuz fazlasıyla yoğun geçtiği için size cuma günkü organizasyon firması görüşmemizden bahsedemedim.. Geçen sefer görüşeceğimiz müzik grubunun solisti belinde problem yaşadığı için gelemeyeceğini söyleyince görüşmeyi bu cumaya ertelemiştik. Bu sefer de malum iş çıkışı olduğundan görüşmemiz yine 18:30daydı. Ancak gittiğimizde sevgili solistimiz yine yoktu. Bu sefer de tam gelirken Desem'in orada kaza yapmış. Ben giderken de yol azcık tıkalıydı, demek onun yüzünden deyip beklemeye başladık. Bu sırada beklerken organizasyon firmasıyla diğer detayları konuşmaya başladık. Bir yandan karşılıklı şaraplarımızı yudumlarken, bir yandan program akışının üzerinden geçip notlar aldık.  Konu konuyu açtı, zamanın nasıl geçtiğine bir bakalım dediğimizde saat 8e geliyordu ve sevgili solistimiz yeni gelmişti. Onla da biraz konuşup karşılıklı elektrik alışverişinde bulunduktan sonra kendimizi 9da dışarı zor attık. Aslında çok keyifli vakit geçirmiştik. Ben zaten Seyhanlarla oturdummu 2-3 saatten aşağı kalkmıyorum. Anlaşma aşamasına geldiğimiz günlerde koca bir cumartesiyi onlarla geçirmişliğim bile var. Artık o kadar kaynaştıkki düğünümüzde Laçin de, Seyhan da bulunsun istiyorum. Bu nedenle o tarihte başka düğün almayacaklarmış ve her ikisi de bizim düğünümüzde orada olacaklarmış ;) Bu harika bir haber. Kesin nikah sırasında onlarla göz göze gelirsem karşılıklı ağlarız herhalde..
Bu arada Seyhan ve Laçin gibi solistimiz de çok kafa dengi. Geç kalmasıyla ilgili o kadar uğraştık, hiç alınmadı.. Bir ara geç kalmasıyla ilgili espriler havada uçuştu zaten. Cem bir daha geç kalıp kalmayacağını kontrol etmek amaçlı 3. ve 4. görüşmeleri yapmakta kararlı. Ben ise grubu direk bir gün öncesinden Çeşme'de başlarına bir şey gelemeyecek, güvenli bir yerde konaklatmaktan yanayım ;)) Gerçi bu kadar aksilik artık nazar boncuğu diyorum ben. Her şey bu kadar yolunda gitmesi bir enteresandı zaten. Yani düğünde aksilikler çıkacağına şimdiden çıksın ki önlemini alalım. Öyle değil mi ama ;)))
Bu arada düğünde çıkacak müzik grubumuzu 2 haziran gecesi Hiltonda gerçekleşecek bir düğünde izleme şansımız olacak. Şimdiden merak içerisindeyim. Performanslarını daha önce çalıştıkları gruptan az çok biliyoruz ancak, kendi gruplarını kurduktan sonraki performanslarını cidden merak ediyoruz.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Günlerden bugün..

Eveeeeeet.. bugün büyük güün. Akşam organizasyon firmasıyla tekrar görüşmeye gidiyoruz. Bir süredir görüşemiyorduk, resmen özlemiştim valla Seyhan ile Laçin'i. Malum ev telaşları falan.. Şimdi evle ilgili işlerimiz bitti tekrar düğüne yoğunlaşalım istedik.
Aslında organizasyon firmamızla tüm detayları konuşup çözmüştük. Ama müzik işi için bir grup belirlemiş olsak da henüz kendileriyle tanışma fırsatı bulamamıştık. Bugün onlarla tanışıp, neler istediğimizden bahsedeğiz. Daha önce gruba karar verirken tamamen firmanın bize önerdiği gruba güvendik diyebilirim.  Ancak sözleşmemizi imzalarken değişiklik yapma hakkımızı da belirtmiştik. Şimdi düğüne yoğunlaşmışken ilk müzik işini halledelim istedik. Çünkü başka bir yerde daha opsiyonumuz vardı. Öncelikle buna karar verelim istedik.
Kafamızda düşündüğümüz bir tarz ve müzik listesi var zaten. Bugün de onlarla görüşüp elektrik almaya ve yapabileceklerine inanmayı amaçlıyoruz. Ben herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum aslında. Çünkü her ikimizin ailesi de eğlenmeyi çok seven, kıpır kıpır aileler. Onlara sorsak ne olursa olsun, ne çalarsa çalsın biz  eğleniriz derler aslında.. Nişanda da öyle çok özenmemiştik müzik için, ama kimse yerine oturmamıştı mesela. Hatta müzik bitti, herkesin hala oynayası vardı. Herkes çok memnun kalmıştı, grubu çok sevmişlerdi, ama biz bu sefer daha da iyi bir grup olsun istedik. Bizim nişan grubumuz profesyonel bir konservatuar grubuydu. Özellikle Tufan Aksoy'un üst grubunu (Omnitone) şiddetle önerebilirim.
Açıkçası ben öyle düğünlerde çıkan "düğün şarkıcılarından" çok hoşlanmıyorum. Sürekli roman havası çalıp, aynı şarkıyı defalarca çalanlar hiç benim tarzım değil mesela. O tarz düğünleri biraz sıradan kır düğünlerine benzetiyorum. O yüzden düğün müziği dediğinde biraz profesyonellik olmalı.
Neyse bu konuyu çok uzatmayıp müzikle ilgili detayları görüşmeden sonra aktaracağım.

Bu aralar günler o kadar hızlı ve dolu dolu geçiyorki ne yazacağımı şaşırıyorum bazen. Her gün bir şeyleri daha hallediyoruz. Bu kadar işin arasına ben bir de seyahatleri sıkıştırıyorum.
Mesela yarın ve cuma günü iş toplantılarım nedeniyle İstanbul'a gidiyorum. Aslında planım haftasonu da kalmaktı. Ama haftasonu da Cem ile Samos'a gidiyoruz. Dönüşte yine anlatacak çok şeyim olabilir yani.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Harika Bir Haftasonu

Harika bir haftasonuydu. O kadar çok şey hallettikki ben bile inanamadım.
Daha önce bahsetmemiştim ama geçen hafta içerisinde nikah işlemlerimiz tamamlandı. Aslında tam tamamlandı diyemem çünkü biz biraz rahat davranıp hala kan tahlillerimizi almaya gitmedik.. Nasıl olsa nikahımızı kıyacak kişi belli, e saat belli. 2-3 prosedür için de açıkçası vakit bulamadık. Herhalde onları da yarın yaparız. Çünkü yarın öğleden sonra vize işlemleri için işten izin almayı planlıyorum, arada onu da halletmiş oluruz. Etrafımızda bu sürece girmiş olan arkadaşlarımızdan o kadar kötü şeyler duymuştukki bizimki fazla yolunda gidince daha da rahat davrandık sanırım. Bir kaç belediye gezenler, kan tahlili için günlerce bekleyenler, istediği saati denk getiremeyenler derken biz şansımıza çok kolay hallettik.
Sadece ikametgahımız olmayan bir belediyeden hallettiğimiz için yok izin belgesi, yok Çeşme Belediyesinden izin işleri falan gözümüzü korkuttu başta. Ama onu da sağolsunlar hallettiler.
Neyse şimdi gelelim cumartesi gününeeee.. Sabah güzel bir uyku çektikten sonra öğlen Cem ile buluştuk. İlk rotamız Karşıyakaydı. Orada annemlerim mobilyalarını yaptırdıkları bir yer vardı. Öncelikle oraya da gidip bir görüşelim dedik. En azından sonrasında tüh dememek için.  Sonrasında planımız Karabağlar'a gidip azcık takılmaktı. Artık Karabağlar'ı Alsancak gibi mesken bellemiştik. Cumartesi günlerimizi Karabağlar'da "takılarak" geçiriyorduk.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...