20 Eylül 2012 Perşembe

Düğün Konseptimiz (vol1)

Bir önceki yazımde sıralama vermiştim ama bir türlü gelin alma kısmındaki fotoğrafları eleyemedim. baktıkça ağlıyorum ne yapayım.
Madem öyle o zamaaaan ben de hemen düğün dekorasyonumuz ve konseptimizle ilgili detayları paylaşayım. Korkarım uzun bir yazı olacak.
Öncelikle kısaca yaşadığımız süreci anlatmakla başlayım.
Cem ile en başından beri iki hayalimiz vardı. Biri kır düğünü, ikinci deniz kenarı . Nişanımızı kır düğünü tadında evimizin bahçesinde yapmaya karar verince, zaten düğünümüzün daha en başında deniz kenarında olacağı belliydi. Cem'in de Ilıca Otel hayali olunca zaten hiç bir yere bakmadan direk Ilıca Otel ile tam bir sene öncesinden anlaşmıştık.
Bundan sonrasında geriye konsept belirlemesi kalmıştır diyeceksiniz ama benim deniz kenarı hayali kurduğumuda konseptim zaten belliydi;) Her yerde konsepte uygun halatlar, inciler, kayıklar ve hatta masanın ortasında yüzen balıklar hayal ettim.
İşte bu süreçten sonrası bizim için zor oldu. Hangi organizasyon firmasına gitsek "nasıl yani? balık mı?" dediler. Anlaştığımız firmada her ne kadar ilk başta beni vazgeçirmeye çalışsa da yılmadık. Hatta istediğimiz büyük şarap kadehlerini buralarda bulamayınca Polonya'dan falan getirttiler. Ancak maalesef düğün günümüzde Çeşme'deki rüzgarın azizliğine uğradıklarından masa ortalarında büyük kadehlerimiz değil, ancak  alçak olan diğer alternatiflerimiz kullanıldı. Tabi her şekilde yine de içlerinde balıklarımız vardı. Zaten tamamını yüksek kadehlerden yapmayı düşünmüyorduk. Yarısı alçak, yarısı yüksek olacaktı. Tamamı yüksek olduğunda insanların sahneyle bağlantısının kesildiğini ve insanların aynı masada bile birbirinden kopuk kaldıklarını düşünenlerdenim. Gerçi biz kadehlerimizi seçerken insanların birbirini görebilecek boyda olması için özellikle uğraştık. Ama kısmet olmadı ne yapalım. Sonuçta içi su dolu be kadehin misafirlerimizin üzerine devrilme riskini alamazdık.
Balıklarımızla ilgili süreci atlattıktan sonra sıra geldi diğer aşamalara. Masada yoğun çiçek istemiyordum, tamamen sade ama şık olmalı ve odak noktası sadece balıklarım olmalıydı. Bu nedenle çiçekler beyaz, balıklarımız turuncu japonlardan seçildi.

19 Eylül 2012 Çarşamba

Bir yerden başlamak lazım..

Fotoğraflarımız geldi... Ama bak bak bitecek gibi değil.
Ayıklamaya çalışıyorum ama hiç birine kıyamıyorum.
Dün gece 2ye kadar oturup ancak bir CD bitirebildim. Elimizde bakılması gereken daha 7 CD var..
 
Akşam koşa koşa eve geldik. İlk elime aldığım CDnin içinde evden çıkma sırasında çekilen fotoğraflarımız da çıkınca olanlar oldu işte.. Ağla ağlaa ağlaaa..
En etkilendiğim pozlardan biri.. Kardeşim ve babam..
Zaten kurdelam bağlandı, sonra iki oynattılar bizi kafamı bir çevirdim, herkes ağlıyor..
Arkadaşlarımız, kuzenler, teyzem, kardeşim ve hatta komşular.
Neyse evden çıkma detaylarına tüm fotoğraflarla birlikte tekrar değineceğim zaten.
 
Şimdi geleim aynı CDden çıkan en sevdiğim poza.
Her ne kadar poz vermek farz olsa da ben doğal yakalanmış pozları daha çok seviyorum. Yakalanan özel anlar, bir bakış, bir heyecan , veya aynı bu aşağıdaki pozdaki gibi "hay ben bu eteğin" anı..
 Çok severek giydim gelinliğimi ama ilk başta alışmak zor oldu kesinlikle..
 
 
Gelinliğimi merak edenler için de küçük bir ipucu olsun bakalım..
 
Bundan sonraki yazılarımda sırasıyla;
 
Evden gelin alma merasimi,
Gelin arabamızla ilgili detaylar,
Düğüne hazırlık fotoğraflarımız,
Dış mekan çekimlerimiz,
Düğün dekorasyonumuzla ilgili detaylar,
Nikahımız ve düğünün doruk anları
veeeeee
Müzik listemizi paylaşacağım..
Belki en son dansımızla ilgili küçük bir sürpriz de olabilir ;)))

18 Eylül 2012 Salı

Vintage Delisi

Madem düğün fotoğraflarımız henüz elimize ulaşmadı o zaman ben de düğün öncesi fotoğraflarımı yayınlarımmmm..
Sizi merakta bırakmayacağım veee daha önce de bahsettiğim şu meşhur kısa gelinliğimle çekildiğim fotoğrafları huzurlarınıza sunacağım.

Bu fotoğraflar bizzat kendi kuzenim Itır Kan tarafından Reçine'de çekilmiştir. Çok keyifli bir çekim oldu. Sıcaktı, Cem bir türlü yetişemedi ama biz herşeye rağmen çok eğlendik. Odamda, merdivende, evimizin bahçesinde, her yerde, her yerde fotoğraf çekildim. Tabii buraya koymak için biraz eleme yapmak gerekti.

Haydi bakalım beğenecek misiniz :))))




Bizden Haberler..

Güne kendi evimizde uyanmak..
Gerçekten acaip bir duyguymuş.

Balayıydı, aile yemeğiydi falan derken, ancak dün gece 1 gibi eve gidebildik.

Eşyaları arabadan indir, yerleştir zaman nasıl geçti anlamadık.
Bu koşuşturma içerisinde sanki daha önce hiç yaşamadığımız bir evdeymiş hissi gelmedi aslında.. Sanki hep burdaymışız ve bu da bizim için normal bir günmüş gibiydi. Evimizi 10 gündür göremediğimiz için özlemiştik sadece..

"Su basmasın" diye kapattığımız olan vanamızı açtık, buzdolabını çalıştırmaya başladık. Yanımızda getirdiğimiz bazı erzakları yerleştirdik. ve hadi uyuyalım artık dedikten sonra bile bir yarım saat geçti diyebilirim.

Tek tek pencereler kontrol edildi sonra başladık "Kapıyı kitledin mi", "alarmı çalıştırdın mı", "bu ışık nerden kapanıyor ya" demeye..

Evimizin hala bazı eksikleri var. Neyin nerde olduğunu tam kavrayabilmiş değiliz hatta.. Ama herşeye rağmen sabah erkenden kalkıp çabucak bir kahvaltı hazırladım "kocacıma". Peynirler, kalp şeklinde omletler, meyve tabakları falan artık evde neler bulabildiysem.. Ama meğer bizimki ekmek olmadan yumurta yemezmişşşş.. Evet evet gerçekten yemedi. O hazırladığım omleti resmen yemedi. veeee böylelikle bu da onun için hazırladığım son kahvaltı oldu.
Neyse hadi son kahvaltı demeyelim ama bir daha omlet yapmayacağım kesin. hihihihih

şaka bir yanaaaaa, bu akşam yemek de yapmayacağım, çünkü akşam için bir programımız var. Hatta yarın da.. Perşembeye henüz bir program olmasa da onu da bir şekilde dışarıda halledebilmeyi düşünüyorum. Sonra zaten düğünler var.. Artık pazar günü ilk yemeğimi şöyyyyleeee rahat rahat yaparım dimi amaa... Ama henüz ne yapacağımı bilmiyorum. Şuana kadar ona hiç yapmadığım bir yemek olsun istiyorum ama sanırım elimdeki bütün kozları kullanmışım. Farklı birşeyler bulmam lazımmmm..

Ayyy akşam olsun istiyorum.. Evimize gideyim, hala yerleştiremediğimiz eşyaları yerleştireyim, balayı valizini açıp komple makinaya atıvereyim. Sonra da bir güzel süslenip aşkımla gezmeye gidelim istiyorum.

Çok şey değil istediklerim. Şu geçtiğimiz zaman içerisinde her istediğim o kadar kusursuz oldu ki bundan sonrası için birşeyler daha isteyip, hayal etmeye utanıyorum.

Bu arada hala düğün fotoğraflarımızı alamamış olmanın burukluğu üzerimde.. akşam olsun bir de gidip onları alalım "istiyorum"

off yine mi fotoğraf yok dememeniz için Ilıca otelin kendi sitesine yüklediği fotoğraflardan bir kaçını paylaşayım artık.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Just Married..

Ben geldimmmmmmmmmmm...

Evlendik ve hatta üzerinden şaka maka 9 gün bile geçti..
Herşey çok güzeldi, çok eğlendik, hayatımızın en harika günlerini geçirdik bu 9 günde.
Özellikle en mutlu günümüzde bizi yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza ve büyüklerimize çok teşekkür ediyoruz. Ankara'dan, İstanbul'dan, Antalya'dan ve  hatta Memphis'ten gelen tüm sevdiklerimizle harika bir gece geçirdik. Rüya gibiydiiii..
Herkes bu özel günümüze ayrı bir anlam kattı.. Her anıyla, her çalan şarkısıyla, her bir fotoğraf karesiyle bizim için çok büyüleyiciydi.
Umarım bu aralar bu heyecanları yaşayan herkesin en az bizimki kadar güzel bir düğünü olur.
Bu arada maalesef hala balayının yorgunluğu üzerimizde.. dün gece 4te gelebildik İzmir'e.. henüz fotoğrafları ve yazılarımı düzenleme fırsatı bulamadık.
Ancak en kısa zamanda düğünümüz ve balayında gezdiğimiz yerlerle ilgili tüm detayları paylaşacağım.

Bu arada merak edenler için söyleyim (meğer daha önce söyleyeceğim deyip de söylememişim; balayında Roma, İbiza ve Barcelonadaydık. Hepsi ayrı ayrı romantik ve eğlenceliydi. Ancak İbizaaaaa bambaşkaydıııııı...(detaylar maalesef daha sonra)

Lütfen kusura bakmayın..
Ancak sizi bir iki gün daha bekleteceğim..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...