19 Mayıs 2012 Cumartesi

erguvan mevsimi: SAMSUN ' DA BİR GÜNEŞ DOĞDU

erguvan mevsimi: SAMSUN ' DA BİR GÜNEŞ DOĞDU: Dağ başını duman almış Gümüş dere durmaz akar Güneş ufuktan şimdi doğar Yürüyelim arkadaşlar Atatürk Büyük Nutkunda bu günü şöyle a...

Romantik 2013 Pronovias Glamour Koleksiyon

Glamour'un romantik modellerinden bir kaçını sizler için derledim.
Bakalım nasıl bulacaksınız?
Benim şuanki favorim sonuncu olan.
2013 wedding dress Pronovias Glamour collection bridal gowns Durban
 Bu şekilde yarım dantel modeller artık bir klasik haline gelmiş olsa da kullanılan dantel işlemesi kalitesini gösteriyor. Ama şu etekler tül olmamalı artık yaa.. Hadi dantel güzel de şu tülden bir türlü vazgeçilemedi.
2013 wedding dress Pronovias Glamour collection bridal gowns Dominic
 Tüle karşı geliyorsam bahsetmiş olduğum tüller eteklerdeki tül tabiiki de.. Üst tarafta kullanılan tüllere en ufak bir şey söyleyemem. Çünkü harikalar.. Hele bazı gelinliklerde o kadar güzel kullanılıyorlarki insanın çıkar da ben giyeyim diyesi geliyor ;)
2013 wedding dress Pronovias Glamour collection bridal gowns Duquesa
 

Marchesa 2013 Gelinlik Modelleri

Evet 2013 modelleri hızla yayılmaya başladı.
Bu seferki koleksiyonumuz Marchesa'dan.

Bu koleksiyon içerisinde benim favorim sonuncu. Ancak diğer modeller de gerçekten çok hoş. Özellikle duvaklardaki ışıltılara bayıldım..
archesa'nın yeni gelinlik modellerine bayıldım.
Bakalım sizin favoriniz hangileri olacak?

18 Mayıs 2012 Cuma

Pronovias 2013 Koleksiyonu

Pronovias'ın 2013 koleksiyonu bir önceki seneyi biraz anımsatsa da sizler için bir kaç farklı modeli paylaşayım istedim. Özellikle etek kısımları genelde aynı olduğu için ben hoşuma giden üst bölüm ve saç modelleriyle başlayım istedim. Çok yakında diğer modelleri de paylaşacağım.
Ancak takip edenler bilir benim esas favorilerim Pronovias'ın Manuel Mota ve Glamour koleksiyonudur. Pronovias'a göre daha tasarım, daha asil ve çarpıcı olduklarını düşünüyorum.

Pronovias-2013-yaz-gelinnlik-modelleri-guadix_b1
Pronovias-2013-yaz-gelinnlik-modelleri-dia_b1

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Samos - Karlovassi

Öncelikle bu yazıma 6 aylık vizemi aldığımı haber vermekle başlayım istiyorum.
Vize evraklarımı toplarken "aman 1 günlük tatil için 3 gündür evrakları toplamaya çalışıyorum" diyip isyan ettiğimde, Cem sürekli beni motive etti. Benim yerime formları doldurdu, yönlendirdi çoooook yardımcı oldu sağolsun. Daha önce böyle işlemlerimizle genelde babam falan uğraşırdı. O yüzden ben çok detaylarını bilmezdim, ilgilenmezdim. Elime evraklar bir şekilde hazır gelir ve hemencik hallolurdu. Bu sefer babam bu görevi direk Cem'e teslim etti. Hatta annemle babamın evraklarını bile neredeyse Cem hazırlayacaktı. Nitekim vizeye başvurduğumuz gün babam şehirdışında olduğundan başvurusunu da biz onun adına yaptık.
Cem ile ben Türsab gezisiyle birlikte gidecektik. Babam ve annemlerin de 12 mayıs cumartesi günü 29. nikah yıldönümleriydi. Bir süredir kardeşimin doğumu ve bizim düğün öncesi tatil planları yapıyorlardı. Böyle bir program çıkınca biz de Cem ile birlikte annemler için bir sürpriz yapalım istedik. Otellerini ve biletlerini ayarlayıp haber verdik ve bu sırada vize işlemlerini de başlatmıştık.
Neyse cuma vizeler geldi ve cumartesi sabah erkenden yola çıktık. Samos'a bizi götürecek tekne Kuşadası'ndan kalkacaktı. Kuşadası'nda grupla buluşuldu, ve artık teknemiz yavaş yavaş adalara doğru yola koyuldu.
 
Vardığımızda Samos'ta bizim grubu bir otobüs karşıladı. Kalacağımız bölge Liman'dan yaklaşık 50 km uzaktaydı. Bu arada annemler bizden önce pasaport işlemlerini halledip araç kiralamaya gitmişler. Bizle takılmalarını istediğimiz halde onlar başbaşa olmayı tercih ettiler. Zaten babam böyle planlanmış tur programlarından pek hoşlanmaz. Her seyahatte mutlaka bir süre sonra gruptan ayrılır ve farklı yerler keşfetme peşine düşerler.
Biz otobüse yerleşmeye çalışırken bir baktık mavi bir jeep limana doğru yaklaşıyor. Direksiyonda annem, yanında çılgın babam.. O an otobüsten inip jeepin arkasına atlayasım geldi. Limandan Karlovassiye giderken bizi takip ettiler.
Sonrasından biz kilise ve Karlovassinin sahillerini gezerken, onlar Karlovassinin bütün ara sokaklarına girmiş, bütün dükkanları tek tek gezmiş ve en güzel restoran ve kafeleri seçip karınlarını doyurmuşlar bile. Biz de bu sırada Yunanlı dostlarımızın bizi ağırlayacağı restorana doğru yola koyulmuştuk. Yunan ve Türk mutfağı birbirinden çok farklı olmasa da bize sundukları ikramlar gerçekten değişik ve lezzetliydi.
Yemekten sonra en keyifli programa sıra gelmişti. Sürat motorlarıyla hoplaya zıplaya Karlovassi çevresindeki koyları gezmeye gittik.
Tekneden indiğimizde artık herkes yorgunluktan bitkin düşmüştü. Küçük bir dinlenme molasından sonra Karlovassi belediyesinde düzenlenen kokteyle geçildi. Bu kokteyl sırasında Seferihisar Belediye Başkanı ve İzmir Turizm Acentaları ile Samos Belediye Başkanları ve Karlovassi'deki otelciler karşılıklı görüşeceklerdi. Zaten bu gezinin amacı da 26 Mayıs 2012 tarihinden itibaren İzmir Seferihisardan Karlovassi arasında yapılacak karşılıklı seferlerin düzenlenmesi sonucunda oluşacak işbirliğinin yapılandırılmasıydı. Kokteyl sonrasında da bizi bir tavernada ağırladılar. Çok kalabalık bir grupla çok keyifli vakit geçirdik. Bir yandan Yunan müzikleri, sirtakiler, bir yandan Türk müzikleri, İzmir'in Kavakları derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. İlk başta pek oynamayıp izlemeyi tercih etsek de sonrasında oturmak bile istemedik diyebilirim.

Tunç Başkan
O ortamda tam bir Yunan Türk dostluğu vardı. Aynı damak tadına sahip olduğumuz, aynı müziklerle, aynı şarkılarla kolkola dansedebildiğimiz, birbirimizin dilini konuşamasak da birbirimizi bir bakışla, bir gülümsemeyle başka dillere bile ihtiyaç duymadan anlayabildiğimiz bir toplumla nasıl düşman olunabilirki. "Aynı şarkılara" farklı sözcüklerle eşlik ettiğimiz şarkılarla hep beraber kadeh kaldırıp eğlendiğimiz o müthiş gece maalesef bitmişti artık. Herkes dinlenmeye çekilmişti.
Pazar günü bizi yine yoğun bir program bekliyordu. Otobüsü bırakıp yolumuza jeeplerle devam edecektik artık. Pisagorun mağarasına gidecektik. Toprak ve engebeli bir yol olduğundan otobüs çok uygun olmayacaktı tabi.
hedefe yaklaşıyoruz
Kısa süreli bir yolculuk sonrasıda aracı kullanan bayan bize sol tarafımızda tepede bir chapel gösterdi. "Ay o da ne, kim, nasıl yapmış onu, nasıl çıkıyorlar oraya" falan derken, araçtan indiğimizde, kendimizi grubun arkasından o kayalıklara tırmanırken bulduk. Merdivenler yapılmış aslında ama gerçekten çıkarken defalarca vazgeçip dönmek istediğimiz zorlu bir parkurdu. Ama hedefe ulaştığımızda gerçekten değmişti. Harika bir yerdi. He bir daha gider miyim, zannetmiyorum. Ancak gidip de görülmesi gereken bir yer diyebilirim. Tabi kalbiniz ve tansiyonunuz yoksa. Uzun süre kalp atışlarım düzene girmedi. Bir de ne cesaret ayağımda topuklularla çıktım onu da bilmiyorum.
Sonunda ulaştık :)
Aşağı baktığında insanın başını döndürüyor.

İnip biraz dinlendikten sonra Kampos'a doğru yola koyulduk. Kampos'taki otelcilerle de küçük bir görüşme yaptıktan sonra Kampos'taki şirin bir restaurantta yemek yedik.
Arkasından otobüse atlayıp kısa bir yolculuk sonrası Ormos'a geçtik. Orada da tatlılarımızı yedikten sonra hızlıca limana doğru yola koyulduk. Arada bir kaç yer daha görmüşüz ancak artık benim pilim bittiğinden uyuyakalmışım. Gözümü açtığımda limana gelmiştik. Sonradan öğrendimki annemler oraya gitmişler keşfetmişler ve en çok da Pythogonon'u beğenmişler. Artık bir dahakinden rotamıza oradan başlayacağız.

Bu geziyi düzenleyen Türsab'a, Türsab yönetim kurulu üyesi sevgilime ve en önemlisi Seferhisar ve Karlovasi arasındaki seferlerin yapılmasına öncülük eden ve bunun için büyük çaba gösteren Tunç Başkan'a huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. Gerçekten çok başarılı bir proje olacağına, yakın olmasının da verdiği avantajla talebin de çok fazla olacağına eminim.
Bu kadar yakınımızda böyle bir cennet olduğunu görmeyen kalmamalı İzmir'de bence. Aynı şekilde oradan da İzmir'imizi, ilk sakin şehirimiz seçilen Seferihisar'ımızı görmeye gelecek binlerce insan olacaktır.
Ben bir daha gideceğim. Sizleri de bekleriz..

15 Mayıs 2012 Salı

Avizelerimiz İstanbul'dan

Yine yazacaklarım birikti.
Perşembe, cuma İstanbulda'ydım malum. Hemen döner dönmez  Cumartesi günü tatile, Samos'a gittik. Pazar akşamı döndük. Akşam 10da pazartesi ve salı günü eğitim olduğunu öğrendim. 2 gündür de acaip keyifli bir eğitim süreci geçirdik arkadaşlarla. Anlayacağınız birbirinden garip 6 gün geçirdim.
Öncelikle İstanbul'dan başlayım istiyorum. İstanbul'a gidiş amacım tamamiyle iş toplantıları idi. Perşembe ve Cuma için 3 ayrı toplantı programı yapmıştık. Özellikle perşembe günkü ilk toplantımız çok iyi geçti. .Devamının da geleceğine inandığımız güzel bir iş bağladık. Cuma günkü rutin haftalık toplantılardan da ama bazı çözümsüz durumlar için somut adımlar atma şansımız oldu.
Tabi işlerin arasında İstanbul'daki arkadaşlarıma da vakit ayırdım. Perşembe akşamı İstanbul'daki arkadaşlarımla buluşup azcık kaynatacaktık. Ofis Levent'te, kaldığım otel Taksim'de olmasına rağmen buluşma yeri olarak tabiiki Cadde'yi seçmiştik. Cadde'nin benim için yeri ayrıdır. Okuduğum üniversite ve zamanında yaşadığım evim de Anadolu tarafında olduğundan çok bunaldığım soluğu hep orada alırdım. Orası benim için hep bir kaçış (ve alışveriş) mekanıdır. O uzuuuuunn cadde boyunca yürüyüş yapıp vitrinlere bakmak zihnimi boşaltmama ve kendimi iyi hissetmeme neden olmuştur hep. O gün de öyle oldu. Arkadaşlarla buluşacağımız yer Suadiye'de olmasına rağmen ben taksiden Şaşkın Bakkal'da inip oradan yukarı doğru yürümeye başladım. Bütün günün yorgunluğumu üzerimden atmaya çalışıp, vitrinlere bakıyordumkiiiiiiiiiiiii bir de ne göreyim. Muhteşem bir avize. Aslında tam avize de denilemez. Harika bir tasarım örneğiydi. Hemen attım kendimi içeri. Diğer modellerine de baktım. Daha önce aşık olup aldığımız avizeyle tarzları da çok uyuyordu. Diğer avizemiz gibi bu da yurtdışından gelmiş, çok ünlü bir İspanyol markasının özel tasarımlarındanmış. Almaya çoktan karar vermiştim ama benim için küçük bir problem vardı. Uçakla gelmiştim ve onları kendi götürme şansım yoktu. Onlar da riskli olduğunu düşündüklerinden kargoyla gönderemiyorlardı. Kısa süreli bir hayal kırıklığıyla çıkıp yemek yemeye arkadaşların yanına gittim. Aslında çözüm basitti, arkadaşlarım 2-3 hafta sonra arabayla İzmir'e geleceklerdi ve avizelerimizi getirebilirlerdi, veya İstanbul'dan sürekli iş nedeniyle gidip gelen taşeronlarımız vardı. Birine rica etsem seve seve getireceğinden çok emindim. Böylelikle rahatladım ;)))) O gün fırsat bulamadığım için avizelerin fotoğraflarını çekemedim. Ancak yerlerine asar asmaz güzel kareler çekip göndeceğim.

Bu arada arkadaşlarımla gittiğimiz mekan harikaydı. Hem dekorasyonu muhteşemdi, hem de yemekleri.
Big Chefse gittiğinizde özellikle tuvaletlerdeki seramiklere mutlaka dikkat edin. Acaip tarz olmuş. Gidenleriniz olursa bana fotoğraf gönderirseniz de çok sevinirim. Arşivime koymak isterim..
photo2.jpg
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...