19 Aralık 2012 Çarşamba

Designed by SC

Evimizle ilgili postlara banyolarımızdan başlamıştık. Yatak odamızın dekorasyonu, yılbaşı hazırlıklarımız derken evimizin alt katının genel fotoğraflarına geldi sıra.
Evimizin alt katı 5 farklı bölümden oluşuyor. Mutfak, oturma alanı, yemek alanı, bar bölümü ve huzur (şark) köşemiz... Ve bu alanların tamamı tek bir hacimde. İşin en güzel kısmı da bu. Tabiiki bazı dezavantajları var. Her zaman bu fotoğraflarda gördüğünüz kadar toplu değil mesela ;)) 
Öncelik en sevdiğim alanlardan biri olan mutfağımızdan başlayayım. Çok uğraştık, şuncacık alan için bile kaç alternatif çizdim, neler tasarladım inanın artık hatırlamak bile istemiyorum ancak sonunda tam anlamıyla istediğimiz gibi kullanışlı ve şirin bir mutfak oldu. 
Daha önce mutfağa girmemiş ben bile yemek yapmaktan, pasta çörek hazırlamaktan büyük keyif alıyorum.
Özellikle ortadaki ada tam anlamıyla kurtarıcımız. Kimi zaman üzerinde Cem'in harika salatalar hazırlamasına şahit oluyor, kimi zamanda eğlenceli akşam yemeklerimize.
Mutfağımızla ilgili detaya başka postlarda gireyim diyorum. Bu yeterince bol fotoğraflı bir yazı olacak zaten.
Mutfak dolaplarımı "az" gelince annemin çok sevdiğim büfesini tam anlamıyla evlerinden aşırdım ;) Koydum mutfağın karşısındaki duvara. Tarzı, rengi, ölçüsüyle tam bir uyum içerisindeler.
Annem bu büfeyi daha ilk aldığında göz koymuştum zaten ama ikna süreci biraz uzadığından evimizdeki yerini alması vakit aldı.
Yine annemlerin evinden aşırdığım telefon... çocukluğumuz zamanında kullandığımız mermer telefon hala çalışır mı bilmiyorum ama yerini çok sevdiği belli. Kuruldu baş köşeye. Esas onun ferforje ayaklı mermer bir rafı vardı. Onu depodan bir bulsaaaaaamm, aah aaahh. 
Bu büfenin üzerine önümüzdeki günlerde babaannemin eski evindeki gibi tabaklıklardan yaptıracağız. Bu nedenle şimdilik ne tablo, ne saat ne de herhangi bir şey asmış değiliz. (inat ediyoruz)
Yemek masasıyla ilgili Cem ile çok kararsız kaldık, bir türlü birbirimizi ikna edemiyorduk ki, en sonunda yuvarlak ve kesinlikle açılıp kapanmayacak bir masada karar kıldık. İyi de yaptık.
Ahtapot izlenimi veren ayakları beyaz, üst tablası rustik ceviz renginde olan masamız 8 kişilik, ancak çok kalabalık durduğundan diğer iki kolçaklı sandalyeyi berjer gibi kullanıyoruz. 

Ortadaki patchwork halıyı 3K dan yaptırdık. Böyle bir alana yuvarlak olmasını uygun gördük ve sonunda istediğimiz gibi oldu. Normalde halılarla boğulan mekanlardan çok hoşlanmam, çok halı da sevmem ayrıca. Neyseki aşağıda kullandığımız her iki halı da hayalimdeki gibi. (yuvarlak halımız yamuk durmasaymış iyimiş bu arada;))))
Daha önce de bahsettiğim şu meşhur avizemiz. Hala fırsat buldukça şark köşesi için başka bir avize daha bakıyorum, ancak henüz bunun kadar iyisini görmedim. 
Bu görmüş olduğunuz harika avize yemek masamızı aydınlatıyor.
Evimizin tarzına uygun mobilyalar dışında önem verdiğimiz diğer bir konu da aydınlatmaydı. Özellikle salonda çok yoğun bir aydınlatma düşünmüyorduk. Oturma alanımızı ve barı duvara aldığımız krem eskitme apliklerle aydınlatmayı düşündük. Hatta çoğu zaman onları bile açmıyoruz. Özellikle bu aralar şömine ateşinin ve yılbaşı ağacımızın ışıklarının keyfini çıkarıyoruz.

Oturma alanımızda iki adet 3lü koltuğumuz var. Gül kurusu olan koltuk aslında uçuk yağ yeşili tonlarında olacaktı ancak koltukçumuzun kodları karıştırmasından dolayı böyle geldi. Aslında güzel de oldu. Eve bir canlılık getirdi. Uçuk pudra perdelerimizle de tam bir uyum içerisindeler. 
Halı konusuna gelecek olursak, hayalimdeki halıyı tüm mücadeleler sonucunda aldım diyebilirim. 
Bu salona ve bu tarza ancak jüt halının gideceğini düşünsem de annemleri kırmamak adına İzmir'de ne kadar el halısı satan yer varsa gittim, baktım. Ancak istediğim renk, desen ve tarzda halı bulamadım. Zaten el halısı dediğinizde ya ölçüde ya renkte yada desende mutlaka kitleniyorsunuz. El halısı işi tamamen şans. 
Neyse en azından herkes evimizin tarzına ve renklerine göre halı bulamayacağımıza ikna olunca sıra geldi Cem'i ikna etmeye. İnatla karşı geldi, basamam ben ona, istemem dedi. ve sonunda evimizin tarzına uyabilecek en güzel halının bu olduğuna o da ikna oldu. Hatta yatak odasına alıyorum, tamam dedim. Ama salona bir deneyelim bakalım dedikten sonra o halı bir daha yukarı çıkmadı. ;))))
Böylelikle bu konuda da mimarın dediğine geldiler ;)
Görmüş olduğunuz bu sevimli büfe bu eve alınan ilk mobilyadır. Eskitme masif büfeyi tesadüfen bir yerde görüp aşık olup almıştım. İçerisinde kına ve düğünümüzle ilgili yaptığımız objeler, taçlarım ve babaanne hatırası kristal viski bardaklarımız var. Hemen üstüne de orkide gelin buketimi koydum tabi.

Evimizde öyle klasik yemek takımına uygun alınan büfelerden hiç düşünmedim başından beri. Nereye koyacağını bilemezsin, öyle masayla alakasız bir yerde durur ama almazsan sanki seni ayıplayacaklarmış gibi mobilyacının gazına gelirsin. Şimdi bakıyorum bütün evler birbirinin aynısı. parlak avangarde mobilyalar, kapitone koltuklar. Bir de şu büfenin üzerine aynayı koymak şart, işte onu koymazsan aman allahım elalem ne der ;)))) He gerçekten salonuyla uyumlu, bir bütünlük içerisinde, hatta çok şık bir aynayla tamamlanan mobilyalara ve mobilyayla uyumlu kullanılan koltuklara bir diyeceğim yok o ayrı. Ama ona da çok nadir denk geliyorsun.
İşte ben de bunun mücadelesini vermeye çalıştığım ilk günlerde imdadıma Cem yetişti. Biri dedi onca tabak çanağı nereye koyacaksın, (o kadar gereksiz şey almam olur biter) biri dedi aaaa olmazsa olmaz, (alllaaah allllaaaaah) Cem ise direk dedi ben bar istiyorum. (olllllleeeeeeey) O zaman dedim tamam bar yapıyoruz. Barın arkasındaki dolaplara ben tabak çanaklarımı yerleştiriyorum. Bir kısmına da şaraplık ve Cem'in diğer içkileri için bir bölüm yapıyoruz. Oldu bitti ;))) Ama madem bar olacak, sıradan bir var olmamalıydı.
Barımızın arkasına gelen duvarı yine şöminemizdeki gibi ateş tuğlasıyla kaplattık. Cem'in özel içkilerini koyması için iki tane niş yaptırdım hemen. Ne olur ne olmaz diye elektrik de çektirdik ancak hala hayalimizdeki apliği bulabilmiş değiliz.
Şimdi buranın tek eksiği 230 ltlik bir fıçı.
İzmir'de bunları yapan yeri de bulduk ancak gidip sipariş vermek için fırsat bulamadık henüz. Camın önündeki köşeye bistro fıçımızı da koyduk mu işte burası tam anlamıyla bitmiş olacak. Bir de yan duvarına bazı içki markalarının yazıları gelecek. 
Şimdilik huzur köşemiz diye adlandırdığımız alanda bir masamız var. O masa yaz gelince dışarı çıkacak ve yerini pufidik rengarenk minderlerimiz dolduracak. Geçici olduğundan mıdır, yoksa ada kolayımıza geldiğinden midir bilmem o masada daha arka arkaya iki gün yemek yemişliğimiz yok galiba ;)
Umarım evimizi beğenmişsinizdir. Hala bazı eksiklerimiz var ama bunları gün ve gün tamamlamak aldığımız en büyük keyif. Evimizde vakit geçirmekten, evimize yeni bir şeyler katmaktan ve özellikle bu evde dostlarımızla birlikte olmaktan çok çok çok keyif alıyoruz.

5 yorum:

  1. çok ama çok güzel olmuş:) mutfaklarımız çok benziyor:) ben ahşap tezgah tercih etmedim kullanışlı olmaz diye ama ahşabın sıcaklığı kendini belli ediyor hemen:) koltuk takımınada bayıldım herşey çok uyumlu ve özenli olmuş güle güle oturun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederiz canım ;)
      ahşap tezgahla ilgili ben de tereddüt etmiştim ancak bir tavsiye üzerine yat verniği uygulattık. şimdilik çok memnunum;)

      Sil
  2. evinize bayıldım, güle güle oturun, mutluluklar :)
    http://edawedding.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  3. Avizenizi nerden aldınız acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yemek masası üzerindeki aydınlatmamızı tepe homedan almıştık.

      Sil

Peki ya senin yorumun?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...