23 Ekim 2012 Salı

Selanik - Manastır - Ohri

o kadar yoğunum, o kadar yorgunum ki bu aralar, fırsat bulamıyorum bir şeyler yazıp karalamaya..

En son yazımda 2. balayımıza gideceğimizden bahsetmiştim. Gittik, gezdik, gördük, eğlendik, geldik.
Sevgili eşim malum turizmci. Geçenlerde de Selanik'teki bir fuar için grupları vardı. Turun programına Üsküp'ü de eklemişler. Üsküp'ün benim için öneminden bahsetmeme gerek yok herhalde. Cem gel deyince kıramadım ;))))) Cuma günü akşamüstü çıktık yola... Yolculuğumuzu otobüsle yapacaktık. "Neeee?" demeyin. benim hayatımdaki en güzel seyahatlerden ikisi yine bu şekilde otobüsleydi. Hem de İspanya'ya kadar. Yol geze geze gidince zaten 5 gün sürüyordu. Gırgır şamata içerisinde artık 5 günü o kadarcık alanda geçirince aile gibi oluyorsun zaten. Otobüs kafa dengi bir grupla yapılacak en güzel seyahat aracı diyebilirim. Hele de gezmek için içinizde biraz heves ve yorulmak bilmeyen bir enerjiniz var ise.. Bu grup da Cem'lerin tüm ısrarlarına rağmen otobüsü seçmiş, Selanik Üsküp arasında gezip görülebilecek o kadar güzel yerler var kiiiii, kesinlikle doğru seçim.
İzmir'den saat 5te yola çıktı. Gece Çanakkale'de yemek molası verip, sonra da karşıya geçtik. Bir ara müzikler eşliğinde eğlenildikten sonra hem yorgunluk, hem de yemeğin verdiği rehavetle herkes uykuya geçmişti artık. Ben arka 5lide en güzel yere bir güzel yerleştim tabi. (tecrübe böyle bir şey)
İpsala sınırından geçtikten sonra sanki başka bir ülkeye değil de bizden bir yere, bizim gibi insanların olduğu, tanıdığımız bildiğimiz, aynı şarkıları dinleyip, aynı iklimi yaşadığımız, aynı tatları alabildiğimiz bir yere gidiyor hissi kapladı içimi. Babaannemin doğduğu topraklara gidiyorduk, memleket havası almaya.. Bunları düşünürken tekrar dalmışım uykuya.
Sabah saatlerinde Selanik'e varmıştık.
 
Otelimize yerleşip, biraz dinlenip, kendimize geldikten sonra herkesi fuara bırakıp attık kendimizi Cem ile sokaklara. Anatolia Hotel şehir merkezine yürüme mesafesinde, hem şık, hem de temiz bir oteldi. Bu nedenle ulaşım aracı olarak her seferinde otobüsü kullanmak zorunda kalmadık. Zaten yürüyüş parkurumuz deniz kenarı olunca bir başka keyifli oluyor malum.
Selanik'in rıhtımı bildiğiniz aynı bizim İzmir kordonunun eski hali.. Hemen arkamda görmüş olduğunuz kule Selanik şehrinin sembolü haline gelmiş, Bizans döneminde Türklerin Yunanlıları esir aldıkları ve hapishane olarak kullanılmış, o zamanki adıyla Kanlı Kule, şimdi ise nedense "Beyaz Kule" olarak anılıyor. 

Biraz yürüdükten sonra artık dinlenmeye ihtiyacımız vardı. Saat 2den sonra sokaklar iyice canlandı, açık olan dükkanlar da kapandı ve herkes cafelere, restoranlara akın etmeye başlamıştı.
Küçük bir tüyo size, eğer haftaiçi giderseniz 2-4 arası tüm dükkanlar kapalı, haftasonu ise 2den sonra açık dükkan bulmanız çok zor. Pazar gününü zaten söylemeye gerek yok herhalde. İnsanlar rahatttt;))

Biz de onlara ayak uydurduk, Aristotales meydanındaki cafelerden birine oturduk, birşeyler içip, akşam için de bir tavernada rezervasyon yaptırdıktan sonra doğru otele gittik ve akşama kadar dinlendik. 

Bu arada Atatürk'ün doğduğu eve de gitmeyi çok istemiştik, ancak restorasyon nedeniyle 2-3 ay daha kapalı olacakmış. Daha önce ikimiz de görmüş olduğumuz için çok dert etmedik ancak restorasyon sonrasında tekrar gidip görmeyi çok istiyorum..
(Dilerseniz Atatürk'ün eviyle ilgili bilgi almak için bu siteyi inceleyebilirsiniz.)

Akşam grubun geçen sene de gidip çok eğlendiği Dia Tavra adlı tavernayı seçmiştik. Gerçekten çok keyifliydi. Özellikle Cem bir ara kendini aştı. Şarkılarımız çoğunlukla birbirinden çevrilmiş olduğu için onlar Yunanca söylerken biz de şarkıların Türkçesini söyleyerek eşlik ettik onlara.

Benim güzel manolyam, biz büyüdük ve kirlendi dünya, leylim ley, çadırımın üstüne şıp dedi damladı.. Bildiğimiz, hep duyduğumuz şarkılar, çevremizde sanki hep tanıdık, bildik simalar,
kendi memleketimizdeki sıcak gülümsemeler... Uzoyla rakı arasındaki lezzet farkını anlamayıp bir dalıversen sanırsınki İzmir'desin..
Bu güzel gecenin anısına bu güzel iki gülü kuruttum, saklıyorum.. Soran olursa Kordon'da küçük bir çocuktan aldık diyebileceğim ;)
eveeettt. Tabii ki bizim eğlencemiz tavernada bitmedi. Orta yaşın üzerindekileri otele gönderdikten sonra oranın en meşhur barı olduğunu söyledikleri "Bedroom"a gittik. Biraz eğlenip, bir şeyler içtikten sonra hep beraber otelimize döndük. Bir gece yolunuz Selanik'e düşerse buraya da gidin mutlaka.
Ertesi sabah erkenden kalkıp yola çıktı. Pazar günü programımızda Manastır, Ohri ve son durağımız Üsküp vardı.
Manastır'daki durağımız Mustafa Kemal Atatürk'ün 1896-1899 yılları arasında okuduğu Manastır Askeri İdadisi'ydi. Kesinlikle insanın tüylerini diken diken eden, müthiş bir atmosferdi. Şuanda müze olarak kullanılan okulda Atatürk'ün askeri kıyafetleri ve fotoğrafları sergileniyor.

Merdivenlerinden inerken o yıllarda Mustafa Kemal'in ders aralarında arkadaşlarıyla birlikte bu basamaklardan inerek bahçeye koştuğunu hayal etmek acaip bir duygu. Onun yıllarını geçirdiği bir yerde yarım saat bulunmak yetmiyor insana..
Manastır'dan sonra artık kendimizi Ohri'ye atma zamanı gelmişti.
Makedonya'nın en büyük sekizinci kenti olan Ohri turizm açısından en bilinen şehirlerinden biriymiş. Ohrid gölü zaten başlı başına turist çekmek için yeterliyken Orta çağ dönemine dayanan hisarları, kiliseleri, camileri ve bizim safranbolu evlerine benzer mimarı yapısıyla kesinlikle görülmeye değer yerlerden biriydi bana göre.
Göl kıyısında yediğiniz harika bir yemek sonrası yine gruptan ayrılıp sokak sokak Ohri'yi gezmeye çalıştık. Bol bol fotoğraf çektik. 7de otobüste buluşulacaktı, biz büyülenmiş biz şekilde gezmekten kendimizi alamayıp neredeyse buluşmaya geç kalacaktık.

Yola çıktığımızda herkes yolun 1 saat süreceğini söylerken ben ısrarla 2,5-3 saatten önce varamayız diyordum, inanmadılar. Ben de gittim yerime uyudum, gözümü açtığımda 10 du ;))
Yani Ohri'den Üsküp'e geçmek isterseniz sizi virajlı ama keyifli 3 saatlik bir yolculuk bekliyor olacak. Yine de gidip görmeye değer.

Bundan sonrası geçirdiğimiz bu iki günden çok daha keyifliydi. Ancak bunun için ayrı bir post ayırmak istedim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Peki ya senin yorumun?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...