28 Aralık 2012 Cuma

Yeni Yıla Hazır Şömineler

Yeni yıla günler kala paylaşımlar devam ediyor ;)

Şömineler eve zaten bir anlam ve büyü katarken bir de yeni yıl öncesi süslendiklerinde daha bir başka oluyorlar. Eee noel babanın şömineden ineceği düşünülürse onu güzel karşılamak lazım değil mi?
Biz de süsledik geçen akşam Kaya ve Balkan için noel babanın gelmesini bekledik. Lodosun etkisiyle tüten şöminemiz bize küçük bir şaka yaptı ve ev bir anda duman altı oldu. Biz Noel babanın inerken sıkıştığını düşünmüştük oysaki ;))))))
Bizim şöminemizi daha önce de paylaşmıştım. O yüzden çok detaya girmeden diğer şöminelere bakalım;)

26 Aralık 2012 Çarşamba

İzmir'de Düğün Organizasyonu

Düğün organizasyonu bana göre düğün hazırlıklarının en keyifli kısmı.
Evdi, eşyasıydı, mobilyacısıydı derken bu kadar yoğun temponun içerisinde şöyle bir soluk alıp düğününüzün organizasyonuyla ilgilenmek derin bir nefes almanızı sağlıyor ;)
Biz gerçi organizasyon işimizi en başında halletmiştik. Evimizle ilgili fazlasıyla işimiz olduğunu düşünerek önceden girişmiştik bu işlere. Ancak her ne kadar organizasyon firmaları "aaa hemen halledin, sona kalmasın" deseler de bana göre 3-4 ay kala bile halledilebilecek bir iş. Yeterki ne istediğinizi bilin.

Neyse gelelim İzmir'deki organizasyon firmalarıyla ilgili edindiğim bilgilere.
Geçen sene bu zamanlarda bir çok firmayla görüşmüştüm. Bunlardan beni en çok etkileyen ve istediklerime olumlu dönüş yapan iki firma vardı.
Bunlardan biri Sahne360, diğeri Exixiz'di.
İkisi arasında uzun bir süre gittik geldik ve en sonunda ilk görüştüğümüz firma Sahne360 olduğu için onlarla anlaştık.
Çok uzatmadan İzmir'deki bazı organizasyon firmalarıyla ilgili bilgi vereyim istiyorum.
Beyaz Lale;
İzmir'in en iyi firmalarından biri olmakla beraber aynı zamanda tecrübeleri tartışılmaz. Fiyatları diğer firmalara göre daha pahalı olsa da, aldıklarının karşılığını kesinlikle veriyorlar diyebilirim. Özellikle tüm otellerle ve mekanlarla ilişkileri çok iyi ve her otelin tavsiye ettiği firmalardan biri. Beyaz Lale ile görüşmek için randevu almak isterseniz tıktık..

La Bru Haute Couture; 
Çok tatlılaaaarrr. Özetle bu şekilde tarif edebilirim bu firmayı. Hem tasarımları olsun, hem de yaklaşımları olsun, en memnun kaldığımız firmalardan biriydi aslında. Saatlerce sohbet ettik, fikir alışverişinde bulunduk. Hatta canlı balık istediğimizi söylediğimizde baya şaşırmışlardı. Deneme yapmak için bize çok güzel bir de demo hazırlamışlardı. Genç olmaları, henüz yolun başında sayılır olmaları dezavantaj gibi gözükse de fikirleri ve yaptıkları işlerle kısa zamanda ön plana çıkacaklarından eminim. Aynı zamanda özel gelinlik tasarımları yapıyorlar ve düğününüzü tam bir konsept içerisinde planlayıp organize ediyorlar. Dilerseniz sitelerini inceleyebilirsiniz.

Hera'da Davet;
Hera son zamanlarda ismini sıkça duyduğumuz firmalardan. Şimdi daha merkezi bir yere taşınmış olmalarından dolayı daha da farkedilir oldular. Yapmış oldukları güzel organizasyonlar var ancak bizim taleplerimizle ilgili çok yardımcı olabildiklerini söyleyemeyeceğim. İnatla beni canlı balık fikrinden caydırmak için sıradan ve hiç düşünmediğim bir sürü örnek göstermişlerdi. Fiyat bile almadık hatta. Ama piyasada fiyatlarının uygun olduğunu söylüyorlar. Gidip görüşmenizde fayda var.

Exixiz Organizasyon;
Exixiz ile görüşmeye gittiğimizde artık tamamıyla ne istediğimiz kalem kalem belliydi. Firmayı da öncesinde fazlasıyla araştırmıştım. Bu nedenle diğerlerine göre daha verimli bir görüşme olmuştu. Oradan çıktığımda onlarla çalışmak istediğimden emindim. Ama daha önce de bahsettiğim gibi Sahne360'ın ön hazırlık aşamasında üzerimizde büyük emeği olduğundan onlara çok güvendik ve gönlümüz onlara azcık fazla kaydı. Yine de exixiz'deki yaklaşım ve işlerindeki tecrübeleri ve işi ele alış biçimleri çok hoşuma gitmişti. Mutlaka gidin görüşün derim ;)))

Davet Var Organizasyon;
Davetvar ile tanışıklığımız nişanımız öncesine dayanıyor. Onlarla görüştükten sonra nişanımızın konseptini belirlemeden düğün için ne istediğimizden emindik. Onlar farkında olmasalar da Ilıca Hotel'de evlenmeye karar vermemizde büyük etkileri var. Ancak sonrasında fiyat konusunda anlaşamadık. Anlamadığımız şekilde olmadık kalemlere çok uygun fiyat vermiş olmalarına rağmen, bazı kalemlerde istedikleri fiyatlar garip bir şekilde yüksek kaldı. İşin toplamında aslında kafa kafaya geliyor olsa da, bizim bir türlü içimize sinmedi bu durum. Ama sonrasında bile bize fikir anlamında çok destekleri oldu. Gerçekten çok tatlı insanlardı.

Jolie Davet;
Aslında bu firmayla ilgili çok bir şey söylemek istemiyorum. Kardeşimin düğün organizasyonunu yaptılar, ve çok da memnun kaldılar, hatta çok uygun fiyatlara çözmüşlerdi bir çok kalemi. Ancak sanırım bunu bizden çıkarmak istediler ;)
Detaya girmek istemiyorum, çünkü bir tatsızlık yaşadık. Ancak bu bizim şanssızlığımız olabilir tabi. Siz yine de görüşüp fikir alın, fiyat alın ve benim gibi sinirlenip kestirip atmayın ;)))

Sahne 360;
Bu firmayla ilgili pek bir şey anlatmama gerek yok sanırım. Herkesin çok eğlendiği, çok beğendiği, gittikleri en güzel düğünlerden biri olduğunu söylediği, bizim için en özel olan günümüzü, düğünümüzü onlara teslim ettik. Ellerinden geleni yaptılar. Ve en önemlisi bir çok firma bunu kabul etmese de, onlar bizim hazırladığımız peçete halkalarının ve şeker barının yerleştirilmesini direk üstlendiler. .
Bu arada bir organizasyon firması kurmaya karar vermemde çok büyük etkileri var. Bu her şeyi açıklıyordur herhalde.

Çok yakındaaaa... ;)))
(isim önerilerinizi de bekliyorum)

20 Aralık 2012 Perşembe

SC's Kitchen

Bu görmüş olduğunuz mutfak bu hale nasıl mı geldi?
İşte böyleeeee...
Tadilata başlamadan önce mutfağımızın hali böyleydi. Bakınca aslında ne kadar da temiz duruyor değil mi? bir boya yap, dolapları koy gitsin işte. Ama öyle olmadı tabi.
Öncelikle yerden ısıtma yapılacağı için yerdeki mevcut ahşaplar ve traverten taş söküldü. Yerden ısıtma borularının geçmesi için zemine bir malzeme serildi, borular döşendikten sonra üzerine ince bir tesviye atıldı ve arkasından yine aynı görünümü verecek olan traverten görünümlü seramik döşendi.
Neden traverten değil de seramik derseniz, traverten iç mekanda kullanım için her ne kadar güzel görünse de zamanla kullanılan temizlik malzemeleri nedeniyle aşınıyor veya renk değiştirebiliyor. Aynı zamanda yerden ısıtma yapacağımız için daha ince bir malzeme seçmeliydik. Baktık madem traverten olmuyor, biz de ona benzeyen doğal görünümlü bir seramik seçeriz dedik. Ege Seramik bu anlamda çok fazla ürün yelpazesine sahip.
Yerle ilgili işimiz bittikten sonra doğramalarımız değişti. Beyaz aluminyum olan doğramalar ceviz renginde pvc doğramalarla değiştirildi. Pencerelerimizi Winsa/Pensev yaptırdığımızı ve özellikle çift cam arası jaluzi kullandığımızdan daha önce bahsetmiştim zaten.
Mutfak dolaplarımız gelmeden önce gerekli alçı sıva ve boya işlerimiz tamamlandı. Mutfak için marshallın tiramisu rengini tercih ettik. Gerçi sadece mutfak dolaplarının üstü ve mutfak kapısının yanındaki kolonda bu rengi görebiliyorsunuz ama olsun ;))
Mutfak dolaplarımızı İkea'dan aldık. Bir gün de gelip kurdular. Gerçi sonra 2-3 defa daha unuttukları bazı malzemeler için gidip geldiler. O zaman çok sinirlensek de şimdi yaşadıklarımızı gülerek anımsıyoruz.
Sonuçta herşey bittiğinde artık çok güzel bir mutfağımız olmuştu.
Mobilyalarımız gelmeden 1-2 gün önce evi su basmasıyla ilgili başımıza gelen tahlihsizliği göz önünde bulundurduğumuzda diğer problemler artık komik geliyordu bize.

19 Aralık 2012 Çarşamba

Designed by SC

Evimizle ilgili postlara banyolarımızdan başlamıştık. Yatak odamızın dekorasyonu, yılbaşı hazırlıklarımız derken evimizin alt katının genel fotoğraflarına geldi sıra.
Evimizin alt katı 5 farklı bölümden oluşuyor. Mutfak, oturma alanı, yemek alanı, bar bölümü ve huzur (şark) köşemiz... Ve bu alanların tamamı tek bir hacimde. İşin en güzel kısmı da bu. Tabiiki bazı dezavantajları var. Her zaman bu fotoğraflarda gördüğünüz kadar toplu değil mesela ;)) 
Öncelik en sevdiğim alanlardan biri olan mutfağımızdan başlayayım. Çok uğraştık, şuncacık alan için bile kaç alternatif çizdim, neler tasarladım inanın artık hatırlamak bile istemiyorum ancak sonunda tam anlamıyla istediğimiz gibi kullanışlı ve şirin bir mutfak oldu. 
Daha önce mutfağa girmemiş ben bile yemek yapmaktan, pasta çörek hazırlamaktan büyük keyif alıyorum.
Özellikle ortadaki ada tam anlamıyla kurtarıcımız. Kimi zaman üzerinde Cem'in harika salatalar hazırlamasına şahit oluyor, kimi zamanda eğlenceli akşam yemeklerimize.
Mutfağımızla ilgili detaya başka postlarda gireyim diyorum. Bu yeterince bol fotoğraflı bir yazı olacak zaten.
Mutfak dolaplarımı "az" gelince annemin çok sevdiğim büfesini tam anlamıyla evlerinden aşırdım ;) Koydum mutfağın karşısındaki duvara. Tarzı, rengi, ölçüsüyle tam bir uyum içerisindeler.
Annem bu büfeyi daha ilk aldığında göz koymuştum zaten ama ikna süreci biraz uzadığından evimizdeki yerini alması vakit aldı.
Yine annemlerin evinden aşırdığım telefon... çocukluğumuz zamanında kullandığımız mermer telefon hala çalışır mı bilmiyorum ama yerini çok sevdiği belli. Kuruldu baş köşeye. Esas onun ferforje ayaklı mermer bir rafı vardı. Onu depodan bir bulsaaaaaamm, aah aaahh. 
Bu büfenin üzerine önümüzdeki günlerde babaannemin eski evindeki gibi tabaklıklardan yaptıracağız. Bu nedenle şimdilik ne tablo, ne saat ne de herhangi bir şey asmış değiliz. (inat ediyoruz)
Yemek masasıyla ilgili Cem ile çok kararsız kaldık, bir türlü birbirimizi ikna edemiyorduk ki, en sonunda yuvarlak ve kesinlikle açılıp kapanmayacak bir masada karar kıldık. İyi de yaptık.
Ahtapot izlenimi veren ayakları beyaz, üst tablası rustik ceviz renginde olan masamız 8 kişilik, ancak çok kalabalık durduğundan diğer iki kolçaklı sandalyeyi berjer gibi kullanıyoruz. 

Ortadaki patchwork halıyı 3K dan yaptırdık. Böyle bir alana yuvarlak olmasını uygun gördük ve sonunda istediğimiz gibi oldu. Normalde halılarla boğulan mekanlardan çok hoşlanmam, çok halı da sevmem ayrıca. Neyseki aşağıda kullandığımız her iki halı da hayalimdeki gibi. (yuvarlak halımız yamuk durmasaymış iyimiş bu arada;))))
Daha önce de bahsettiğim şu meşhur avizemiz. Hala fırsat buldukça şark köşesi için başka bir avize daha bakıyorum, ancak henüz bunun kadar iyisini görmedim. 
Bu görmüş olduğunuz harika avize yemek masamızı aydınlatıyor.
Evimizin tarzına uygun mobilyalar dışında önem verdiğimiz diğer bir konu da aydınlatmaydı. Özellikle salonda çok yoğun bir aydınlatma düşünmüyorduk. Oturma alanımızı ve barı duvara aldığımız krem eskitme apliklerle aydınlatmayı düşündük. Hatta çoğu zaman onları bile açmıyoruz. Özellikle bu aralar şömine ateşinin ve yılbaşı ağacımızın ışıklarının keyfini çıkarıyoruz.

18 Aralık 2012 Salı

2013'e Hazırlanan Evimiz

Yeni yıl heyecanı evimizi iyiden iyiye sarmış durumda. Bu haftasonunu evimizi yeni yıla hazırlamakla geçirdim diyebilirim. 
Evimizde belki bir sürü kuş kafesi, fener ve dekoratif obje var. Hatta her geçen yenileri ekleniyor. Ama hiçbiri bu fenerlerin yerini alamıyor. Kervan'dan bayıla bayıla aldığım fenerlerim ağacın yanında hemen yerini alıverdi.
Ağacımızın süslerini kardeşimle birlikte almıştık, bazılarını da ben kendim yapmıştım. Ama bu ağaçtaki en özel şey babamın hediyesi olan ledli mumlarımız tabiiiiiiikiiiiiiii deeeee ;))
Henüz hediyelerimizin tamamını alamadık. Aldıklarımızı da paketleme fırsatım olmadı.
Hatta ne yalan söyleyim o paketlerden biri Cem'in bana aldığı 4. yıldönümü hediyem ;))

Her ne kadar hazırmış gibi dursa da hala eklemeyi düşündüğüm bir kaç şey daha var. Umarım yeni yıldan önce hazırlanmış olur hihihihih

Evimizle ilgili postlar yayınlamaya başlamışken bundan sonraki postum mutfağımız ve evimizin diğer bölümleriyle ilgili olacak ;)

Takipte kalın ;))))

by SC

14 Aralık 2012 Cuma

Yeni Yıl için Şık Sofralar

Bu yılbaşı ne yapacağımıza karar vermiş değiliz. Daha doğrusu dışarıda bir yere gitmek içimizden gelmiyor. Uzak bir yere tatile diye gitsek, o da pazartesiye denk geldiği için mümkün olmuyor.
Evde mi geçirsek, oraya mı gitsek buraya mı gitsek diye Cem program yapmaya dursun ben her ihtimale karşı hazırlıklarımı tamamlamak üzereyim.
Ne yalan söyleyeyim benim gönlüm evde arkadaşlarımızla birlikte kutlamak yeni yılı.
Böylesinin daha eğlenceli biliyorum artık. Özellikle en sevdiğiniz arkadaşlarla birlikte olmanın zevki hiçbir şeye benzemiyor malum ;))
Her ne kadar ortada başka alternatifler de dolaşsa ben hazırlıklarıma şimdiden başladım.
O gece için nasıl bir sofra hazırlayabilirim, neler yapabilirim diye araştırıyorum bir yandan. Bu sene olmasa bile seneye işimize yarar, kim bilir ;)
Bu araştırmalardan beğendiklerim ve sizlerin beğene bileceğini düşündüğüm bazı görselleri paylaşayım istedim.

11 Aralık 2012 Salı

Alternatif Yılbaşı Ağaçları

Aralık ayı yılbaşı için hazırlık ayıdır. En azından benim için hep öyle olmuştur. 
Şuanda da evimizde hazırlıklar devam ediyor.
Ama kendi evimizden önce ilham kaynaklarımdan bir derleme yapayım istedim.
Her yerde bildiğimiz yılbaşı ağacı görmeye alışmışken, ben buna alternatif hazırlanan yılbaşı ağaçlarıyla başlayım istedim yeni yıl postlarına. 
kuru dallara asılan süsler mekanınıza renk katabilir.

Bu mumlar böyle bakıldığında tehlikeli görünse de, artık bunların ledli mum görünümlü olanları dolaşıyor piyasada. 
Hoş ve modern bir alternatif olmuş ama yine de sanki bir şeyler eksik.
Buldum.. Renk ve bıcır bıcır bir görüntü eksik. Sonuçta yılbaşı ağacı demek cıvıl cıvıl bir görüntü demek.. 
Duvarınıza asacağınız çeşitli süslerle bunu elde edebilirsiniz.

İşte benim favorilerim
Bu sene artık ağacımızı süsledik, ama seneye bir duvarımıza bu odunlu sopalı ağaçtan yapmazsam içimde kalacak.

4 Aralık 2012 Salı

Muffin ve Truffle Tarifi

Evet yoğun istek üzerine Truffle ve Muffin tariflerimi verme zamanı geldi sanırım.

Bu aralar fena şekilde muffine sarmış durumdayım. İlk denememde çok başarılı olduğumu söyleyemesem de ikinci ve üçüncü denemelerim muffinlerimi tadanlardan tam not aldı. İlk denememi Oya annelere giderken yapmıştım. Fırında fazla tuttuğumdan olsa gerek biraz içleri kurumuştu, ama yine de lezzeti harikaydı. İkinci de artık tecrübeliydim, 20 dk değil 17 dk tutup tam kıvamındı pufidik bir kek elde etmiştim sonunda ;) Onları da işyerindeki arkadaşlarıma götürdüm. Çok beğendiler. Nerden mi anladım? tabiiki ikinciyi yemelerinden ve benden tarif istemelerinden ;)
Baktım ben bu işi kıvırıyorum o zaman cumartesi günü gelecek olan arkadaşlarımıza da yapabilirim diye düşündüm ve sıvadım kolları. Bir gün önceden yapayım kurtulayım diye içimden geçirmiş olsam da muffinin aynı gün yapılanı, hatta 3-4 saat içerisinde tüketileni makbul olduğundan cumartesi sabahını bekledim.

6 adet yaptığınız muffinlerin tadı damağınızda kalacağından 12 adetlik tarif vereyim istedim.
Öncelikle hangi malzemelere ihtiyacımız var bir bakalım..
  • 8 yemek kaşığı tepeleme un
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 2 yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 3 çay kaşığı kabartma tozu
  • büyük bir kahve fincanı kadar sıvı yağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • ve olmazsa olmaz muffin kalıpları
İçine koymak istediğiniz malzemeye göre
  • Çikolata parçacıkları (100-150 gr)
  • Tarçın (2 çay kaşığı)
  • Kuru üzüm (75 gr)
  • Dövülmüş ceviz (150 gr)
Ben bir de arasında çikolata şelalasi olsun diye hazır çikolata soslarından da kullanıyorum. Ama son denemem de eritilmiş çikolata denedim ve daha başarılı oldu diyebilirim.
Bu arada küçük bir uyarı; tatların birbirine karışmaması için içine koyacağınız malzemelerden en fazla 2 tane seçin.

Şimdi gelelim nasıl yapıldığına.
İşe başlarken fırınınızı 180 dereceye getirin, ısınsın.
Bir kaba toz şekerini, vanilya ve yumurtaları koyup 5 dk çırpın. Üzerine yoğurt ve sıvıyağı ekledikten sonra sonra elde çırpıcıyla çırpmaya devam edin. Bu karışımı başka bir kaba koyduğumuz un ve kabartma tozuyla karıştırmalısınız. Mikserle tamamen birbirine karışması sağladıktan sonra içerisine çikolata parçacıklarını ve cevizleri atabilirsiniz.
Hazır olan karışımı fırın kabına dizmiş olduğunuz muffin kalıplarına dökün.
Eğer içi bol çikolatalı olsun isterseniz öncelikle bir kaşık dökün ve üzerine çikolata sosu ilave edin. Daha sonra üzerine bir kaşık daha koyabilirsiniz. kalıbın yarısından fazlasını doldurmayın. Kabaran kek zaten kalıbın seviyesini geçecek nasılsa. Bunun için daha önceden ısıtılmış fırında 17-20 dk beklemesi gerekiyor.
Piştikten hemen sonra dışarı çıkarın ve fırının içinde bekletmeyin. Soğumasını bekleyin.

Servis ederken üzerine sadece pudra şekeri ilave edebilirsiniz, isterseniz de benim yaptığım gibi krem şantiyle süsleyebilirsiniz. Ancak krem şantiyi en az iki saat dolapta bekletmek gerekecektir. Bu arada muffinleriniz tamamen soğumadan da kesinlikle krem şantiyi üzerine koymayın, eriyebilir. Üzerine de ister damla çikolata, ister renkli pasta süslerinden, isterseniz de çikolata sosu dökün.

Artık o günkü yorgunluğumdan mı, dalgınlığımdan mı bilmiyorum hepsi bir aradayken toplu fotoğraflarını çekmeyi unutmuşum. Kalanları şöyle bir düzenleyip çekiverdim artık.

Bir dahaki denememde üzerlerine pasta hamuru deneyeceğim.. Bakalım nasıl olacak.

Şimdi sıra geldi Truffle tarifine...

29 Kasım 2012 Perşembe

Ertan Kayıtken İmzalı Gelinliğim

Geçen sene bu zamanlarda gelinlik heyecanı başlamıştı. Araştırıyordum, o mu olsun bu mu olsun diye arşiv çalışması yapıyordum. Ama kararlıydım 2 ocaktan önce bakmayacaktım, denemeyecektim hiçbir modeli. Ama sonra dayanamadım bir an önce hazırlıklara başlamak istiyordum. 10 aralığın cumartesiye gelmesini fırsat bilip hemen hayalimdeki modacıdan randevu almıştım. 10 Aralık; her şeyin başladığı gün olduğu için gelinlikle ilgili ilk adımı da atabilirdik elbet.
O günün ne kadar harika geçtiğini tekrar anlatmama gerek yok sanırım. Okumak isterseniz TıkTık veya TıkTık
O günden sonra bakıp giydiğim hiç bir gelinliğin anlamı yoktu benim için. Büyülenmiştim bir kere. 
Daha önce konuyla ilgili yazdığım yazıda gelinliğimle ilgili ipucu vermemek için kendimi zor tutmuştum ne yalan söyleyeyim. Ama artık o zaman arşive kaldırılan fotoğrafları paylaşma zamanı geldi sanırım.
Şuan o gün yaşadığım heyecanı tekrar yaşıyormuşum gibi geliyor.
Ertan Kayıtken'in artık bir gelenek haline getirdiği kumaş kesim töreniyle başladı gelinliğimin hazırlanma süreci.
Annemler gelinliğimin ucundan minik bir parçacık kestiler. Şans ve bereket getirsin diye başımdan buğdaylar atıldı. Konfetiler patlatıldı, pastalar kesilip afiyetle yendi. Tüm bu organizasyon sanırım beni daha daha daha fazla heyecanlandırmak içindi.
Kuzenim de bundan seneler önce yine gelinliğini Ertan Kayıtken'e diktirmişti.
Bu özel günde onlar da yanımdaydı. Hatta bu tören için Ankara'dan gelmelerini beklemiştik.
Yine bugünün 15 şubat'a ve bizim için özel olan başka bir güne denk gelmesi enteresan değil mi ;)))
Bu fotoğrafta bu kadar masum ve şirin durduğumuza bakmayın, bu sırada patlayan konfetilerden sonra hepimizin suratı korkudan kaymıştı. Onu paylaşmama izin vermediler ;)))))
Bu konfetilerden sadece (o zamanlar hamile olan) kardeşimin haberi olduğu için bir tek o güzel çıkmış.
(Ertan beyin de o inceliğini hiç unutmam, hamile olduğu için korkmasın diye önceden gidip kulağına söylemiş meğer)
Evet evet yavaş yavaş havaya giriyorummmmmmm..
Harika gelinliğimin tasarımcısı Ertan Kayıtken.

Son provama saçım ve makyajımın da provasını yaptırarak gittim.
Yani aynı düğünde nasıl olacaksam öyle olacaktım. Hatta bu saçımı da çok beğenmiştim ancak rüzgarın azizliğine uğramamak için benim favori olan modelimi yaptırdım son anda, zaten başından beri Ertan Kayıtken'in isteği de buydu. İyiki de öyle yaptırmışım. Şimdi bu fotoğraflara bakınca yakışmamış sanki bana yaaaa, başka biri gibi geldi vallahi ;))))
Başından beri klasik gelinlik modelleri, herkesin giydiği aynı gelinlikler bana sinir bozucu geliyordu. Çok uçuk bir şey istediğimden değil ama ben giyilen özel bir elbisenin, özellikle eğer bu bir gelinlikse, vurucu bir noktası, bir özelliği olması gerektiğini düşünenlerdenim. Yani bir tasarımcının parmağı olmalı, ve başkasında olmamalı falan.. Diktirme takıntım yoktu ama hazır modeller cazip gelmiyordu bir türlü...
Ertan Kayıtken gelinliği daha ilk başında anlattığında beni vuran nokta da işte bu sırt dekoltesi ve pırıltısıydı zaten.
Sonraki de sanırım arkasındaki o müthiş duran kabarıklık. İlk anlattığında gözümde canlandıramamıştım, ama kesinlikle harika bir şey çıkmıştı ortaya.. Tek içime sinmeyen yer gelinliğin önündeki etek kısmındaki pırıltıydı, nasıl olması gerekirdi bilmiyorum ama içime sinmemişti işte. Ama onu da tüm ısrarlarıma rağmen Ertan Bey değiştirmedi. İyi ki de değiştirmemiş. Düğün sırasında dans ederken o ışıkların altında inanılmaz parlıyordu. Videoları izledikçe kulaklarını çınlatıyorum Ertan Bey'in ;)))
Bu yazıyı yazmak için çok uzun zamandır bekliyordum, bu nedenle uzun oldu sanırım.

Bu arada yeni gelin adaylarına küçük bir tavsiye. Sakın gelinliğinizi düğünden önce damat beye göstermeyin. Uğur veya uğursuzlukla alakası yok, o günün heyecanı ve ruh haliyle çok daha özel bir an yaşamanız için bu tavsiyem. Yoksa öncesinde ben de çok görüşünü almak istedim Cem'in, nasıl beğenir, ne ister, ne der diye düşündüm durdum ama o ilk gördüğü an o kadar beklediğime değmiş dedim ;))))

Bu arada unutmayın gelinliğinizi en güzel gösteren şey yüzünüzdeki tebessüm ve içten mutluluk ifadeniz. O gün mutlu olmadığınız sürece ne giyerseniz giyin olmuyor, olmuyor, olmuyor.. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...