2 Aralık 2011 Cuma

İlham Alın - Sarı Pastalar

Düğün pastaları, düğünün en ilgi çeken şeylerinden biri olmuştur her zaman. İster çok katlı, ister süslü ya da sade... Bahar ile birlikte evlilik planları da hızlanırken, bahara yakışır bir renk sarı ile sizlere düğün pastanız için fikirler verebilecek pastalar göstereceğim.


Eğer düğününüzün konsepti sarı ise bu pastaları çok seveceksiniz. Sarı değilse bile bu pastalardan sonra düşüneceğinize eminim. :)


Daha çok beyaz ile birlikte yapılan bu sarı pastalar baharı anımsatacak biçimde çiçekler ya da kuşlarla süslenmiş. Çok fazla abartılmayan, sade bir şekilde süslenmiş pastaların her zaman daha şık durduğunu da belirtmem lazım.


Bazılarında ise sarı ve beyazın uyumundan yararlanılarak şık desenler yaratılmış. Eğer çok katlı bir pasta düşünüyorsanız bir katını sarı ve diğer katını da beyaz yapabilir ve katlara desenler yaptırabilirsiniz.


Kendi kullanacağınız ve dekorasyonda kullanacağınız çiçeği de pastanıza uygun olarak sarı ve beyaz renklerde seçmeniz doğru olcaktır. Bu durumda uyumlu bir düğüne sahip olabilirsiniz. Hepsi çok güzel öyle değil mi? Siz pastanızın hangi renkte olmasını isterdiniz?

1 Aralık 2011 Perşembe

Yılbaşı Dekorasyonu

Aralık geldi.. Kış kendini iyiden iyiye hissettirmeye başlamışken sanki yeni yılın habercisi gibi..
Evet 2012ye az kaldı.. Önümüzdeki günlerde yılbaşı hazırlıkları yavaş yavaş başlayacak. Bu hazırlıklara ilk başta çam ağacından başlamak gerekekiyor tabi.. Biliyorsunuz çam ağacı,yeni yıl süslemelerinin baş kahramanı..Yanıp sönen ışıklar,mumlar mekana büyülü bir atmosfer veriyor. Taze çiçekler,meyveler,kuruyemişler bolluğun simgeleri. Özenle hazırlanmış sofralar,sevdiklerimizle paylaşılan yemekler...
Klasik,minimalist,geleneksel yılbaşı süslemeleri.. Bazen basit dokunuşlarla farklılıklar yaratılabiliyor...Işıklar,mumlar,yıldızlar,kurdelalar,çelenkler... Çam ağacının altına dizilmiş hediye paketleri..Evinizin her yerinde yeni yıl hazırlıkları.. Yılbaşı masa dekorayonu.kimi zaman sade kimi zaman dikkat çekici,renkli...
İlham almanız için birkaç örnek...

 

Yılbaşı Ağaçları

Gece bir başka gözüküyor bu ağaçlar..
kesin ;)

30 Kasım 2011 Çarşamba

Yılbaşı Sofraları

 
Yılbaşında mükemmel bir akşam yemeği hazırlamak isteyenler için dekorasyon önerileri..Sofralarınıza modern veya rustik,dekorasyon tarzınıza uygun yılbaşı süslemeleri uygulayabilirsiniz.Klasik yeşil-kırmızı dekorasyon veya bembeyaz sade sofralara,metallerin ışıltısıyla yaratılan şıklık..Masalarınızı şenlendirmenizin tam zamanı..
Bu özel günde kendi kişiliğinizi ve yaratıcı yanınızı kullanarak farklı davet sofraları hazırlayın..Çiçekler,mumlar,yılbaşı süsleri,şamdamlar,kozalarklar..Güzellikler ayrıntılarda gizli...Peçete halkanızla bile sofralarınızda farklılar yaratabilirsiniz..En güzel yemek takımlarınızı kullanma zamanı..Yeni yıla yeni başlangıçlarla girin.. 

Çağdaş yılbaşı masası dekorasyonu:modern tarz yemek takımı ve konsepte uygun renklerde seçilen aksesuarlar..
 

Beyazlar içinde sade ve şık bir yılbaşı masa düzenlemesi
 
Yılbaşı masa orta süsü:masa süslemesinin vazgeçilmezi mumlar ve çiçekler


29 Kasım 2011 Salı

Şeker Pembesi


 
Pembe masa örtüleriyle masa ortasındaki limonlu aranjmanlar doğaya renk katmış.

Ten Renginize Göre Makyajınız Nasıl Olmalı

Sarışınlar için..
Sarışın, renkli gözlü ve beyaz tenliyseniz Natasha Bedingfield gibi bir makyaj yapabilirsiniz. Gözlerinizin güzelliğini ortaya çıkarak, daha iri gösterecek uygun dumanlı far, siyah rimel, maskara ve eyeliner kullanabilirsiniz. Kirpikleriniz düz ve uzunsa kıvırabilirsiniz.
Yüzünüze teninize uygun, yüzünüze renk verecek uçuk pembe tonla bir fondöten sürebilirsiniz. Dudaklarınız içinde pastel pembe bir ruj tercih edebilirsinbiz.
sarisinlar-icin.jpg
Buğday tenli sarışınlar için...

Pürüzsüz Görünüm

Pudralar, makyaj yapanların en önemli makyaj malzesidir. İşte pudra seçimi ve kullanımı hakkında merak ettikleriniz…
Pudra neden kullanılır?
  • Cildinize yumuşak ve parlak bir görüntü verir.
  • Makyajınızın bozulmadan uzun süre kalmasını sağlar.
  • Krem bazlı ya da far ve kalemlerin dağılmadan aynı şekilde kalmasını sağlar.
  • Yağı emer ve aşırı parlaklığı önler.
Pudra tipleri
Toz pudra
Toz pudra her zaman profesyonellerin tercihidir. Özellikle sabahları makyajınızı yaparken kullandığınızda, tüm gün canlı görünürsünüz.
Sıkıştırılmış pudra
Sıkıştırılmuş pudra gün boyu rahat kullanım ve taşınabilirlik açısından tercih edilir. Çoğu pudra kutusu kullanım kolaylığı için süngerlidir. Eğer
dırça ile uygularsanız daha iyi bir sonuç alabilirsiniz.

29 Kasım 2011

Bugün düğünümüzü yapacağımız otele gidiyoruz. Çok heyecanlıyım. Aslında düğünü yapacağımız mekan, tarih hepsi belliydi. Herşeyi düğünümüzün tam bir sene öncesinden ayarlamıştık. Hem de fazla gezmeye gerek kalmadan, küçük bir araştırmanın ardından nişanlımın hayalindeki yerde "evet" demeye karar vermiştik.
Bugün tekrar gidip son detayları konuşup bu işi de kesinleştireceğiz. Aralık ayı bizim için yoğun geçecek gibi gözüküyor. Çünkü mekanla görüşüp tüm detayları hallettikten sonra görüştüğümüz organizasyon firmalarından birinde karar kılacağız.. 9 ay kala düğün detayları çözmekteki çabamız şubat marttan sonra evimizin tadilat işlerine yoğunlaşmak, temmuzda da ev ve düğünle ilgili tüm işleri bitirip ve yazın keyfini çıkarmak..
Tabiiki böyle olmayacağını bilsek de en azından son günlerin stresini hafif atlatmayı istiyoruz..


Hımm bu arada Ocaktan önce kesinlikle gelinlik bakmayacağım, giymeyeceğim, denemeyeceğim diyordum ama şimdiden sabırsızlanmaya başladım. Sanırım 10 Aralıkta İzmirin en iyi modacılardan biri Ertan Kayıtkenle görüşmeye gideceğim.. Ocaktaki kararlılığım geçen sene nişanlımın evlenme teklifi ettiği günden sonra olmasını istememden dolayıydı. Ama 10 Aralık hem 3. yılımızı doldurduğumuz gün, hem de cumartesiye denk gelmişken hazır bu şekilde değerlendireyim istedim..
Sizlere çok kısa zamanda görüştüğümüz organizasyon firmalarıyla ve mekanlarla ilgili bilgiler aktaracağım..

28 Kasım 2011 Pazartesi

Karnaval Zamanı

İçinizdeki çocuk düğününüzde ortaya çıksın..


"Kütük" Düğünler

Nişanımız için ilham aldığım bir kaç fotoğraf derledim sizler için.
Çimlerin üzerinde, ağaçların arasında yapmayı planladığımız nişanımız için tek hayalim odun parçalarını kullanmaktı. Olur mu olmaz mı derken o kargaşanın, heyecanın, hazırlığın içerisinde en önemli detayı neredeyse unutacaktım. Kır çiçeklerimizi alıp kendi ellerimizle boyadığımız galvaniz kovalarımıza yerleştirmiştik. Dikdörtgen masalarımız için çuval kumaşından runnerlarımız da hazırdı ancak kütüklerimiz yoktu. Sağolsun bu detayı da babam çözmüş ve nişanımızdan bir gün önce elinde kütüklerden kesilmiş 20 tane parçayla çıkageldi.

 



 
Bunlar da bizim nişanımızdan.. Masalarımızı saksılarımız, fenerlerimiz ve cam fanuslar içerisindeki mumlarımız süslüyordu.


Ilham Alın - Limon Teması

Sarılar yazı simgeler diye korkmayın, limonun mevsimi yoktur bana göre. Soğuk tonlar kullanarak kışa da uyarlanabilir, bol güneşli bir günde içinizi de ferahlatabilir. Artık meyveler düğün dekorasyonlarında çok sık karşımıza çıkar oldu.

Temanız limonsa düğününüz limonatasız kesinlikle olmaz.. Bunu unutmayın.

27 Kasım 2011 Pazar

Renkli Dantel Pastalar

Tığ ile örülmüş gibi..


Vosvos Gelin Arabası

Gelinlikle bu arabanın içerisine nasıl sığılır bilmiyorum ama çooook şirin..
Bunu istiyoruuummmmm..


Dedemin İnsanları

Yine bir Çağan Irmak filmi, yine muhteşem bir eser..
Evet bugün günlerdir vizyona girmesini beklediğim Dedemin İnsanları'na gittim. Hem de yanıma dedemi de alıp..
Kısaca çok beğendim.. İzlerken hep çevremde suyun öbür yakasından gelenlerin anlattığı hikayeler geldi aklıma. İçime bir şey oturdu sanki.. Babaannem de 2-3 yaşlarındayken gelmişti suyun öbür yakasından.. Hep ailesinin hikayesini anlatırdı, biz de "aman babaanneeee" derdik. İşte bugün seneler önce anlattığında neden saatlerce oturup dinlememişim diye düşündüm kendi kendime. Babaannem çok istemesine rağmen doğduğu topraklara saçma sapan bir yasa yüzünden gidememişti ama babam yıllar sonra gitti gördü babaannemin doğduğu toprakları, belki bulamadı doğduğu evi,  ama buradan giden insanları tanıdı, onların da bizlerle benzer hikayeler yaşadığını anlattı her Yunanistan seyaheti dönüşünde..

Bu film de mübadele sonrasında yaşanan bir hikayeyi anlatıyor, hem de tüm gerçekliğiyle.. 10 yaşında bir çocuğun Giritten göçen dedesine gavur denmesine duyduğu öfkeyi, o öfkenin getirdiği tepkiyi ve dedesiyle çekişmesini anlatıyor, yani kısaca bir aile üzerinden mübadelenin sonuçlarını konu alıyor..
Konu 1980 yılında anlatılıyor, ama seneler geçmiş olmasına rağmen suyun öteki tarafından gelen Türkler hala gavur diye anılıyor. Aslında mübadele sonrasında Rumlar da Türkler de kendi ana karalarına dönmüştü ancak ne buradan gidenler, ne de oradan gelenler hiç bir zaman evinde hissetmemişti aslında kendini. Kendi doğduğu topraklardan ayrılanlar hep öteki olmuşlardı.
Çağan Irmak bu konuyu müthiş bir kurguyla beyaz perdeye yansıtmış. Hatta sadece beyaz perdeye yansıtmakla kalmamış, o insanların yaşadıklarından sizlerin de kendinizden, ailenizden, çevrenizdekilerden birşeyler çıkarmanızı sağlamış..

Bozcaada



Bozcaadaya 2 sene önce yolumuz düşmüştü. 7 kişilik bir arkadaş grubuyla kurban bayramında soluğu adada almıştık. Yazın keşmekeşi geçmişken , bağ bozumundan aylar sonra ordaydık aslında.. Hava serin, hafif kışa çalsa da insanları, esnafı o kadar sıcaktı kii rüya gibi 3 gün geçirmiştik o küçücük adada.. Seneler sonra tekrar oraya gideceğimize söz verip, kendimizden bir iz bırakmak için de deniz kenarındaki dilek ağacına küçük notlarımızı yazmıştık.
Bir akşamüstümüzü Adanın batı tarafında bulunan rüzgar güllerinde geçirdik. Araştırmalarımız sonucunda herkes rüzgar güllerine gitmeden dönmeyin demişti. Hayatımda gördüğüm en büyüleyici günbatımıydı diyebilirim.. Mutlaka sizler de gittiğinizde uğramalısınız.. Giderken yol üzerindeki şarap fabrikalarından şaraplarınızı almayı unutmayın.
 Kaldığımız Aloha Butik otelin sahibi o kadar tatlı bir insandıki bizi sanki kendi evinde ağırlıyormuş kadar sıcak ve candandı. Adanın çarşısından etimizi, sebzemizi malzememizi alıp Kale manzarası karşısında yaktığımız mangalın keyfi hala aklımdadır. Hele sabah kahvaltıları.. Ev reçelleri, ballar kaymaklar, börekler..
Bu arada nerede kalırsanız kalın bir akşam kesinlikle deniz kenarındaki restaurantlardan birinde şöyyylleee güzel bir balık yiyin, üzerine de gül tatlısından :) Sonra da alın şarabınızı Aloha Otelin altındaki iskelede sabahlayın..
Unutmadan; Rum ve Türk mahallelerin bütün ara sokaklarını karış karış gezin ama sakın kapalı gördüğünüz çan kulelerine çıkayım falan demeyin. Senelerdir duyulmayan Çan sesini duyan mahalle sakinleri sonrasında size hiç de sakin davranmıyorlar :))


Kendi Bozcaada gezimizden ufak ufak bahsetmişken Bozcaadayla ilgili genel bir bilgi vermemek olmaz değil mi..
 Bozcaada, Ege Denizi’nin kuzeyinde, Çanakkale iline bağlı küçük bir ada. Türkiye’nin üçüncü büyük adası olarak Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alıyor. Yerleşim, adanın kuzeydoğusunda yer alan ilçe merkezinde toplanmış. Bunun dışında herhangi bir köyü bulunmuyor.
Ulaşım büyük bir arabalı vapurla sağlanıyor ve yolculuk ortalama yarım saat sürüyor. Yaz sezonunda karşılıklı yapılan sefer sayısı altıyken, bu sayı kışın üçe iniyor.
Bozcaada tarihi ve mitolojik olarak çok zengin bir bölgede yer alıyor. Antik Troya Kenti, adanın tam karşısında bulunuyor. Mitolojik ismi Tenedos’a eski metinlerde sık sık rastlanıyor. Tenedos, anakaraya ve boğaza yakın olması sebebiyle çağlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir ada.
Bozcaada'nın tamamı doğal ve tarihi sit alanı. Mitolojik dönemlere kadar uzanan zengin geçmişi henüz ciddi bir arkeolojik kazıyla ortaya çıkarılmamış olmasına rağmen bilmelisiniz ki bu topraklar yüzyıllardır üzerinden geçen çeşitli kültürlerin izlerini saklamaya devam ediyor.
Adanın terk toplu yerleşim yeri Bozcaada Kalesi’nin etrafındaki evlerden oluşan ilçe merkezi. Son 500 yıldır birlikte yaşayan Rum ve Türk halkının kaynaşması sonucunda bir kültür sentezi oluşmuş adada. İki kültür birbirini sadece etkilemekle kalmamış birbirine benzemeye de başlamış. Bozcaada’ya özgü bu sosyolojik durum başka bir ülkeye gelmiş hissi yaratıyor bazen...
Bozcaada bir şarap adası... Bağcılık ve şarapçılık, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan köklü gelenekler. Adada yaşayıp da bağı olmayan, şarap yapmayı bilmeyen yok gibi. Adanın neredeyse yarısı bağlarla kaplı. Günümüzde şarapçılık geleneğini sürdüren 5 üretici bulunuyor.

Bozcaada’nın en dikkat çekici yanlarından biri de bakir koyları. Adada denize girilebilecek çok sayıda irili ufaklı koy bulunuyor. Temiz denizi ile dalış yapanların da tercih ettikleri bir yer ada.

Bozcaada Mimarisi;
Bozcaada’nın tamamı doğal ve tarihi sit alanı. O yüzden tüm yapı ve onarımlar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca (Anıtlar Kurulu) onaylanıyor. Sıkı denetimler sayesinde adada çarpık yapılaşma görülmüyor. Eski mimari dokusu korunuyor ve restorasyonlar kendine özgü yapı tarzı dikkate alınarak yapılıyor.
Ada merkezi Rum ve Türk mahallesi olarak iki kısma ayrılıyor. Zamanında bir dere ile ayrılan mahalleler adı üstünde Türk ve Rum nüfusunun yoğunlaştığı yerler. Doğal olarak kendi kültürlerinden gelen mimari özellikleri barındırıyorlar.
Türk mahallesi, tek katlı taş ve iki katlı cumbalı evlerden , kıvrımlı sokaklardan ve ufak meydanlardan oluşuyor.
Rum mahallesi 1900’lü yılların başında geçirdiği büyük bir yangından sonra Amerika’dan gelen bir mimar tarafından tekrar planlanmış. Mahalle, antik kentlerin birçoğunda kullanılmış olan ızgara plana göre, birbirini dik kesen ve hemen hemen aynı genişlikteki sokaklarıyla yeniden kurulmuş. Aralarda herhangi bir meydan veya meydancık yok.

Merkez dışında herhangi bir toplu yerleşim yeri bulunmuyor. Yapı olarak sadece bağlar arasına kurulmuş bağ evlerine rastlanıyor. Bağ evleri görünüşlerine göre ikiye ayrılıyor. Çatısız tek katlı olanlarına “dam” , çatılı ve iki katlı olanlara “ kule” deniyor. Genelde taştan yapılan bu evler zamanında ada halkının bağda çalışırken konakladığı basit ve küçük yapılar. Ulaşımın sadece hayvanlarla yapıldığı zamanlarda ada merkezine gidip gelmeler vakit aldığı için özellikle bağ işlerinin yoğunlaştığı yaz döneminde buralarda kalınıyormuş. Çatısı olmayan damlarda gece yıldızlara bakarak uyunuyormuş. Müthiş değil miii...
  
Bağ evleri şimdi daha çok yazlık ev olarak kullanılıyor. Bir kısmı eski damların restorasyonuyla bir kısmı da sıfırdan ama ada mimarisine uygun inşa edilerek ortaya çıkıyor.
Son yıllarda özellikle büyükşehirlerden gelip yazlık ev yaptıranlar çok adada. Anıtlar Kurulunun belirlediği standartlar çercevesinde yapılan evler mimari çizginin korunmasını sağlıyor.


 
Daha fazla bilgi için Tıklayınız >>
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...